Biseksüelliklerin ikili işaretleri ve nedenleri kimlerdir?

Gerçekten Daha Gerçek – Brian Massumi

Gerçekten Daha Gerçek – Brian Massumi
Mustafa Burak Arabacı
https://preview.redd.it/n0vapcg97dq51.jpg?width=1000&format=pjpg&auto=webp&s=d233571ce475a5c0b4bc5a70c2b859ef270b3818
Hiper-gerçeklikte, işaretler artık dışsal bir asıl-olan’a matuf değil yahut onun bir temsili değil. Öylece salt kendileri olarak duruyor, ve salt başka işaretlere ilişkinler. Bir kısım boyutları ayrıştırılabilir, dilin fonemleri açısından, ikili dakika ayrımlarının birleşimiyle. ama postmodernizm eveleyip geveliyor
Çağımızın kültürünün tekrarlı-dolaşımında mevcut olan baştan çıkarıcı imajlar var. Dünyamız, Baudrillard’ın deyimiyle, bir tür postmodern kıyamet sonrası halin içindeki hiper-uzaya fırlatıldı. Havasız atmosfer matuf-olan’ı boğdu, bizi boş bir merkezin etrafında dönen ereksiz yörüngedeki uydulara terketti. Artık bir gerçekliğe matuf olmayan, uçuşan imajlardan yapılı bir eteri soluyoruz (-1-). Baudrillard’a göre simülasyon bu: gerçeğin gerçekliğinin işaretlerinin ikamesi (-2-). Hiper-gerçeklikte, işaretler artık dışsal bir asıl-olan’a matuf değil yahut onun bir temsili değil. Öylece salt kendileri olarak duruyor ve salt başka işaretlere ilişkinler. Bir kısım boyutları ayrıştırılabilir. Dilin fonemleri açısından ikili dakika ayrımlarının birleşimiyle ama postmodernizm eveleyip geveliyor. (-3-) İmajlar onları zemine çekecek bir çekim-kuvvetinin yokluğunda hızlanıyor ve birlikte koşuşturmaya meyyaller. Değiştirilemez oldular. Herhangi bir terim bir başkasının yerine ikame edilebilir oldu: Külliyen indeterminasyon (determinasyon’un zıttı) (-4-). Homojen yüzeyin bu dizimsel kayganlığıyla yüzleştikçe, konuşmasız kaldık. Salt meczup bir halde, öylece, seyrediyoruz (-5). Sürecin sırrı kavrayışlarımızın ötesinde. Anlam kendi içinde patladı. Dışsal bir asıl yok, ama her yerde ve daimi olanı var. Dizimsel kayganlığın zemini için cevaplar veren paradigmatik boyut sadece takas ve tekrarlı-dolaşımın hazsız orgy’sinde asgari düzeyde ayrıştırılmış işaretler bulanıklık yaratıyor. İmajlarda saklı olan kendi jenerasyonundan sorumlu genetik kodlar (-6-) anlam erişim ve görüşün dışında ama bu bir mesafenin ardında olmasından kaynaklanmıyor; anlam erişim ve görüşün dışında çünkü kod küçültüldü. Nesneler imajlara, imajlar işaretlere, işaretler enformasyona, enformasyon ise bir çipe sıkıştırılıyor. Her şey moleküler bir ikiliğe indirgeniyor. Bilgisayarlaştırılmış toplumun genelleştirilmiş dijitalliği (-7-).
Ve biz öylece bakakalıyoruz. Tam olarak pasif olduğumuz söylenemez, çünkü aktif-pasif dikotomisi de dahil bütün kutupluluk gözden kayboldu. Bizi merkezine alan bir dünyamız yok ama biz kendimiz ihsası elektriksel olan bir zemin işlevindeyiz (-8-). Eylemde bulunamıyoruz, sadece teslim alınıyoruz. Açılmış ağzımız ve açık gözlerimizle emiyoruz. Sessiz yığınların kitlesel entropisinde hareketli-titreşimli imajların oyununu yalıtıyoruz.
Bunları okumak bir bakıma eğlenceli. Ama naif bir gerçekçi yahut emişken bir sünger olmanın dışında sahiden bir seçeneğimiz yok mu?
Simulakrumun oluşturduğu benzeşme bir anlamda, bir son değil. Deleuze ve Guattari’nin yazdığına göre, “Bir şey görünür olmak için, yapısal belirtkelerin simülasyonunu oluşturmaya itelenir ve kendi maskeleri olma işlevi gören itkilerin belirtkelerine doğru kayar… O şey, maskesinin altında ve kastettiklerinde, zaten kendisinin bütünlüğü sonradan kurulacak olan spesifik yüksek belirtkeleri ve uçlardaki formlarına yatırım yapmıştır.”
Deleuze ve Guattari üçüncü bir yol açıyor. Tek bir yerin uzamında geliştirilmemiş olmasına rağmen, simülasyon teorisinin Deleuze ve Guattari’nin çalışmalarından çıkarılması bize dinazorlara dönmeden yahut bizi hiper-kinizme fırlatıp bırakmadan geç-kapitalist dönemdeki kültürel şartlarımızı analiz etmek için bir başlangıç verebilir.
Yaygın tanıma göre, simulakrum aslı ile ilişkisi kopya olduğunun söylenmesi imkansızlaşacak denli sönümlenmiş kopyanın kopyası demek. Salt kendinden ibaret olarak duran, aslı olmayan bir kopya. Frederic Jameson foto-realizm örneğini veriyor. Bir kopyanın resmedilmesi gerçekliğe ilişkin değil, lakin bir fotoğraf, zaten orijinal olanın kopyası (-9-). Deleuze, “Eflatun ve Simulakrum” makalesinde başlangıç noktası olarak benzer bir tanımı ele alıyor fakat bunun yetersizliğine de vurgu yapıyor. Bariz bir noktanın ötesi için, ayrımın artık tek bir derecelendirmesi yok. Simulakrum farklı doğaları olan fenomenlerin tamamından ziyade bir kopyanın iki defa silinmesi: asıl ve kopya arasındaki bariz ayrımların altını ve altındaki zemini oyulması (-10-). Kopya ve asıl terimleri bizi temsil ve nesne-üretimi/nesnenin-yeniden-üretimi dünyasına bağlıyor. Bir kopya, kaç defa silinmiş olduğu, gerçekliği yahut sahteliği farketmeksizin, dahili olanın varlığı yahut yokluğu üzerinden tanımlanır; temeldeki ilişkisi asıl-olan ile benzerlikleridir. Simulakrum ise, sadece asıl olduğu varsayılan ile dışsal ve aldatıcı bir benzerlik yaratır. Onun üretim süreci, içsel dinamikleri, onun aslı olduğu varsayılandan tamamıyla farklıdır, onunla benzerliği salt yüzeysel bir etki, bir illüzyondur (-11-). Fotoğrafın üretimi ve işlevinin fotoğraflanan nesne ile bir ilişkisi yoktur. Foto-realist tablolar ise bir bakıma temeldeki farklılığı örterler. Temsilin apaçık gösterimi değil maskelenmiş farklılık, bilhassa simülakrum ile ilişkili olan tekinsizliği üretirler: Asıl-olan’ın yerine geçmesi için yapılmış bir kopya. Bir simulakrumun farklı gündemleri vardır, farklı tekrarlı-döngüsel devrelere girer. Deleuze kopya kalıplarını başarıyla parçalamış olan simülakraya örnek vermek için pop-art’ı kullanır (-12-): Kendi kendilerine yaşam bulan çoklaştırılmış, stilize edilmiş imajlar. Sürecin itkisi “asıl-olan”ın eşdeğeri olmaya yönelik değil, bilakis simulakrumun kendi kudurmuş üremesine yeni bir uzayın kapılarını açmak için ona ve onun dünyasına muarız hale gelmek. Simulakrum kendi farklılığını oluşturuyor. İçe doğru bir patlama değil bir farklılaşma; mutlak yakınlığın değil galaktik mesafelerin bir göstergesi.
Simulakrumun oluşturduğu benzeşme bir anlamda, bir son değil. Deleuze ve Guattari’nin yazdığına göre, “Bir şey görünür olmak için, yapısal belirtkelerin simülasyonunu oluşturmaya itelenir ve kendi maskeleri olma işlevi gören itkilerin belirtkelerine doğru kayar… O şey, maskesinin altında ve kastettiklerinde, zaten kendisinin bütünlüğü sonradan kurulacak olan spesifik yüksek belirtkeleri ve uçlardaki formlarına yatırım yapmıştır.”(-13-). Aynılaşma bütünüyle yeni yaşamsal bir boyutun maskelenmeye başlanması… Bu haddizatında doğadaki taklitlere bile uygulanır. Bir yaprağı taklit eden bir böcek, etrafını kuşatan bitki belirtkesi ile birleşmez lakin avcıların mücadelesinde başka bir aleme yeniden ve yeni bir kılıkta girer. Taklit, Lacan’a göre, kamuflajdır (-14-). Bir muharebe meydanını teşkilatlandırır. Yanıltıcının/yanılgının özünde içkin bir güç vardır: Aldatmacanın olumlanan gücü, bir başkasının yaşamı ile kendini maskelemenin stratejik avantajını elde etmenin gücü.
Ridley Scott’un filmi Blade Runner mezkur aldatmaca savaşında esas düşmanın “asıl-olan” olduğunu gösterir. Dış dünyadaki taklit-klonlar yerli toplulukların arasına karışmak için değil kendilerine içkin dışarıda-kalmışlığın sırrına kani olmak için dünyaya gelirler. Böylece esaretlerinden kurtulup kendi anlayışları ile tam hayatlarını yaşayabileceklerdir. Taklit yanlışlayıcısını biricik-oluş’un dizginlenemeyen açıklamasına doğru iten yaşam gücünün bir belirtisidir. Baskın olan taklit-klonun gözlerini yapan adama söyledikleri simülasyonun genel bir formülü olarak ele alınabilir: “Benim gördüklerimi görebilmenin tek yolu senin gözlerinle bakmam.” Eğer önceden ölümlerinin vakitlerinin belirlenmişliğini değiştirebilselerdi, taklit-klonlar dünyada insan taklitleri olarak kalmayacaklardı. Gezegenlerarası yaşamsal boyutlarını geri alacak ya da oraya geri kaçacaklar, böylece hiçbir insanın daha evvel görmediği ve göremeyeceği şeyleri görebileceklerdi. Onların taklit-edişi ise sadece farklılığın yüklenimi ve maske-çıkarma işlevi gören yolun üstündeki bir mola istasyonu idi. Eric Alliez ve Michel Feher’in gözlemlediği gibi, simulakruma karşı en iyi silah onun bir yalancı-kopya olduğunu göstermek için maskesini düşürmek değil, onu gerçek bir kopya olmaya zorlamak ki bu da onu asıl-olan’ın çıraklığına ve temsiline göndermek demektir. İsyankar taklit-klonları üreten şirket ikinci-el insan hatıraları ile tamamlanmış yeni bir taklit-klonu ifade ediyor (-15-).
“Simülasyon” diyor Deleuze ve Guattari “Gerçekliği yenisi ile değiştirmez… despotik aşırı-kodlama operasyonu ile gerçeğin yerini alır, gerçekliği dünyanın yerini alan yeni tam bir beden üzerinde üretir. Bu da gerçeğe yarı-sebep (quasi-cause) ile gerçeğe el koyulması ve gerçeğin üretilmesini açıklar”
Evvelden simulakrumu kopya ve asıl-olan terimleri içerisinden tartışmanın güdük kalacağını söylemiştim ama şimdi kendimi salt asıl-olan’dan bahsederken lakin asıl-olan’ın simulakrum ile bir ölüm kalım savaşı verdiğini iddia ederek bunu yapıyorum. Asıl-olan’ın gerçekliği uğraşılmasına muhtaç olduğumuz bir soru. Baudrillard bu soruyu gerçeğiyle değiştirilen simülasyonun kendisinin de var olduğunu yahut simülasyonun orada ve zaten hep orada olduğunu söyleyerek soruyu sürüncemede bırakıyor (-16-) Deleuze ve Guattari ikisine de evet diyor. Alternatifi yanlış zira simülasyon gerçeğin kendisini üretiyor, yahut, gerçeğin kendisinin zemininde daha tam, daha gerçek (gerçekten-daha-fazlası). “Gerçeği kendi ilkesinin ötesinde etkili bir şekilde üretildiği bir noktaya taşıyor.” (-17-). Her simülasyon kalkış noktasını, bariz bir şekilde durağan kimlikleri, arazileri içeren düzenlenmiş bir dünya olarak alır. Fakat bu “gerçek” varlıklar kopya numarası yapmaya razı olmuş simülakranın üzerini kaplar. Louis Feuillade’nin çektiği sessiz bir film süreci resmediyor.
Vendémiaire Birinci Dünya Harbi’nin son günlerinde geçiyor. Olaylar basit: Fransa’nın kuzeyinde savaşta çarpışamayan sıradan bir ailenin mensupları güneyde işgal edilmemiş arazilere kaçıyor ve tüm gayretlerini şarap yapımına harcamaya başlıyorlar. Orada, ailenin kızlarından birinin müstakbel kocası ile ve iki Belçikalıyı öldürerek kimliklerini ele geçirerek İtilaf Devletleri topraklarından bir yandan İspanya’ya kaçacak parayı bulmaya çalışarak geçmek isteyen, pek de tekin olmayan Alman asker kaçakları ile tanışacaklardır. Almanların planı istedikleri parayı üzüm bağının sahiplerinden çalmak ve suçu hasatta çalışan çingene kadının üzerine atmaktır. Plan, Almanlardan biri tam bulunma tehlikesi ile karşı karşıya olduğu sırada, boş bir üzüm depolama tankına düşmesi ile çöker; Alman yandaki tankta bulunan üzümler fermente olurken zehirli gazlara maruz kalarak oracıkta ölür. Cesedi çaldıkları ile birlikte bulunur ve çingene hırsızlıkla itham edilmekten kurtulur. Diğer Alman ise sarhoş olduğu esnada Almanca konuşarak kendini yakalatır.
Film üzümlerin kıskacında… Üzüm hasadından temin edilenler olay örgüsündeki durumun ilk müşevviki oluyor ve dilemmayı insanlardan ziyade üzümler kendileri çözüyorlar. Film sadece üzümlerin kıskacında değil, olmazsa olmaz bir unsur olarak film şarabın içinde yüzüyor. Her önemli an şarap üzerinden açıklanıyor: Aşk kocasının şarap bardağında parıldayan dans eden kadının imgesi üzerinden açıklanıyor. Almanların tehdidi üzüm şarabı üstünde tepinen kaçaklardan biri üzerinden en üst düzeyde açıklanmış. Kahramanlık, arkadaşlarının zafer istençlerini diriltmek ve vatanlarının hatırlatan tadı vermek için siperlere geri dönmeye çalışan özgecil/altruistik süvari-er üzerinden örneklendiriliyor, zafer geldiğinde ise şerefine şarap kadehleri kaldırılıyor; ve film şaraplarla bezeli duygusal bir tablo ile son buluyor. Filmin son sözü ise o şarap mahzenlerinden yeni bir ulusun yeniden doğacağını söylüyor. “Simülasyon” diyor Deleuze ve Guattari “Gerçekliği yenisi ile değiştirmez… despotik aşırı-kodlama operasyonu ile gerçeğin yerini alır, gerçekliği dünyanın yerini alan yeni tam bir beden üzerinde üretir. Bu da gerçeğe yarı-sebep (quasi-cause) ile gerçeğe el koyulması ve gerçeğin üretilmesini açıklar” (-18-). Bölünmez, soyut şarap akışı ulusun görkemli bedenidir. Kendisini aşkın gücü, zafer ve yeniden-doğuş için fesheder. Kendisini ilk ve son sebep olarak arz eder. Ama barizdir ki savaş şarap ile kazanılmamıştır. Onun nedenselliği bir illüzyondur. Ama etkili bir illüzyon zira işleri yolunda tutmak için gerçekliğin içine yeniden-zerk edilmiştir: Aşkı açıklar, bir yandan adamı iyi bir koca olmaya ve oğullarına ulusun yükselişini miras bırakmaya teşvik eder; vatanseverliği açıklar, bir yandan da askerleri zafer için kamçılar. İşte bu yüzden ona yarı-neden deniyor. Bedenleri ve şeyleri kendi vücutlarından çıkarıp ideal kimliklerin aşkın uzamına taşır: İhtişamlı bir kadın, görkemli bir aile, muazzam bir ulus. (Hatırlayalım: “gerçeği kendi ilkesinin ötesine taşır…”) ve sonra, orada onlar için ve onları dağıtılan kimliklere uydurmak için kendini bekleten ideal uzamı büküp bedenler ve şeylerle kavuşmalarını sağlıyor. (Hatırlayalım: “… etkili olarak üretildiği noktada”). Aynılaşma ve temsil bağlantılarının (network) tamamını yaratıyor. Asıl-olan ve kopyanın her ikisi de aynı ihtişamlı anlatım sürecinin ürünleri, nihai erek ise dünyanın yeniden yaratılması, yeni bir yer-yurt’un yaratılması.
Bu hesap-kitap, asıl-olan ve kopya arasındaki kutupluğu her ikisine de aynı makinenin bir parçası olarak işlev gören ikinci el muamelesi ederek alt ediyor. Ama öyle gözüküyor ki gerçek ile imajiner olan arasındaki dikotomiyi dokunmadan bırakıyor
Yarı-sebep, kendi gücü temelinde yaygınlaştırıcı-dağıtıcıdır. İyi bedenleri kötülerinden ayrıştırır. Bir başka deyişle onları bir asıl olmamalarına rağmen öyleymiş gibi arz eden aynılaşmanın müthiş illüzyonuna razı olan bedenleri farklı bir gündemle işleyen hain kopyalar haline gelmeleri için yönetir. Yarı-sebep Fransız vatanseverlerini işbirlikçi Almanların maskelerini düşürmek için harekete geçirir (Alman kaçakların sayısının iki olması tesadüf değil; Simülakrumun kimliğe karşı tehditkar olan çokluk tavrını takınıyor ve ne pahasına olursa olsun engellenmesi gereken bir uçuş rotasında seyahat ediyor. Burada çokluk bir ikiliğe indirgenmiş zira kapitalizmin oedipal prosedürleri altında, kimlik içinde kimlik-olmayan-kimlik, öznenin, ilan-edim’in öznesi ve ifade’nin öznesi olmak üzre ikiye bölünmesi ile şekil alıyor: Almanlardan biri sessiz kalmaya mecbur bırakılıyor) ki çingeneyi ise belirgin ötekiliğine rağmen çalışkan, dürüst Fransız kadını olarak gösterir.
Bu hesap-kitap, asıl-olan ve kopya arasındaki kutupluğu her ikisine de aynı makinenin bir parçası olarak işlev gören ikinci el muamelesi ederek alt ediyor. Ama öyle gözüküyor ki gerçek ile imajiner olan arasındaki dikotomiyi dokunmadan bırakıyor; ta ki bu ihtişamlı-anlatım süreci tarafından ele geçirilmiş bedenlerin ve şeylerin kendilerinin farklı yarı-sebep düzey-düzlemlerindeki öncül simülasyon-temelli yaygınlaştırma-dağıtım’ların bir sonucu olduğu anlaşılana değin. Simülasyon içinde simülasyon. Gerçeklik iyi kıvama getirilmiş simülasyonlar harmonisi dışında bir şey değil. Dünya birbirine bağlı simülasyonların kompleks tekrarlı-döngüsel devresi ki Feuillade’in filminde de bu yerine oturuyor. 1919’da yapılmış, hemen savaştan sonra, her savaşın bilhassa da boyutlarından biri üzerinden bakılınca güçlü bir yersiz-yurtsuzlaştırma etkisi var: Askerlerin silah altına alınması, vasıta ve silahlarla teçhizatı ve erzak tedariki, başka ülkelerden gelen mülteciler, başka ülkelere iltica edenler, parçalanmış aileler, bütün bölgelerin tesviyesi… Filmin kendisi, kendisini o sökümlenmiş duruma eklemleyerek birleştirici bir yersiz-yurtsuzlaştırmanın tümlenmesine yardım etmesi anlamında bir simülasyon; ulusun yeniden-doğuşunu inşa etmek için… Vendémiare, cumhuriyetçilerin takviminin ilk ayının ismi.
Bundan çıkarsayabileceğimiz salt asıl-olan ile kopya-olan’ın ayrımı değil, yahut salt gerçek ve imajiner olanın ayrımı değil, simülasyonun iki mod’unun ayrımı. Biri, Feuillade’ın filminde örneklendirilen, normatif, düzenli ve yeniden-üretilebilir varlığın kendisinde yer alan bariz özellikleri seçmiş: Çalışkanlık, sadakat, iyi anne-baba olmak vs. yüzeyde bir aynılaşmanın bağlantılarını yaratıyor. Bunlar yüzeydeki aynılaşmalar zira bir miktar derine inilince aynılaşma değil salt standardize edilmiş eylemler oldukları görülüyor: Varlıkların bütün yaptıkları çağrıldıklarında olması istenen şey olmaları (bu bakıştan, çingene Fransızlar kadar Fransız oluyor). Bedenlerin yaptıkları ise normalleştirilmiş ve basitçe yeniden-üretilebilir işlevleri olan mucizevileştirilmiş kimlikler demetinin soyut şebekesi içerisinde nerede konumlandıklarına göre değişiyor. Bu Eflatuncu anlamda kopyalara değil insan taklit-klonlar’a dair bir soru. Her toplum bu cinsten bir yarı-sebep sistemi yaratıyor. Kapitalist toplumda nihai yarı-sebep, Marx tarafından tanımlandığı üzre her şeyi kendisine matuf kılan mucizevileşmiş bir madde ve kendisini ilk ve son sebep olarak sunuyor. Kapital’in kendisi (-20-). Simülasyonun bu mod’unun ismine “gerçeklik” deniyor.
Simülasyonun diğer mod’u, kendisini tüm aynılaştırma ve taklit-klonlaştırma sistemine karşıt olarak ortaya koyar. Ayrıca yaygınlaştırıcı-dağıtıcı olmasına rağmen, yaygınlaştırma-dağıtım’ın etkisi sınırlanabilir değil. Bariz özellikleri kendisine seçmek yerine, tamamını seçip alır, potansiyelleri çoğaltır: İnsan olmak değil, insan-ötesi olmak… Bu cinsten simülasyona “sanat” deniyor. Sanat hem bir yer-yurdu yeniden yaratıyor, ama bu yer-yurt gerçekten yer-yurtsal değil. Gezegenlerarası bir uzayda kütleçekimi kanunlarına bağlı dünyaya pek az benziyor, ondan ziyade yersiz-yurtsuzlaştırılmış; her yönde hareket etme ihtimalini temin eden bir yer-yurt… Sanatçılar kendi tedavülden kalkmışlıklarının sırrını bulmuş taklitçiler.
Bin Yayla’da, Deleuze ve Guattari onlara temsil terminolojisine saplanıp kalmadan simülasyonun iki mod’unu da tartışma imkanı veren bir kavramsallaştırma icad ediyorlar: anahtar kavram ikili-oluş. İhtişamlı-anlatım sürecinde daima her ikisini dönüştüren ve birbirine dönüştürülebilen en azından iki terim var (-21-).
The Fly’a dönelim. Bilimadamının süreçten tek kaçış ümidi kız arkadaşını kendisinden ve sinekten bir çocuk yapmaya ikna etmektir. Ümidi ve korkusu, insan türüne Brundle-sinek’i bulaştırmak ve böylece eskisinin yerine geçmek üzre süperinsan gücü ile bezeli yeni bir tür ortaya çıkmasıdır. Süpersinek olarak üstün gelen insan…
David Cronenberg’in The Fly, Sinek filmi, buna dair bir durumu, başarısız bir durumu, sunuyor. Brundle ismindeki bilim adamı nesneleri maddesizleştiren ve onları anında istenilen bir yere ışınlayan bir makine ile deney yaparken kazara kendisini bir sinek ile eşleştiriyor. Bir nevi kütleçekime ve Newton’cu fiziğe hakaret ediyor. Bu kaza olunca Brundle pek de sinek olmuyor ama sinek-insan da olmuyor. Bundan ziyade, ikisinin de bariz özellikleri ve potansiyelleri yeni bir canavarsı-benzer-karışım’da terkip oluyor: Duvarlarda yürüyebilen ve kendisini “haşarat-politikacı” olarak tanımlayabilecek denli düşünebilen ve konuşabilen bir Brundle-sinek… Kendisini sinek’ten arındırmak için süreci geriye doğru tekrar etmeyi deniyor lakin bu defa da tek başarısı kendisini makine ile terkip etmek oluyor. Vendémiare’da portresi çizilen sınırlı ve negatif oluş’ta, şebekeye uyum sağlamak için kendi potansiyellerini törpülemek zorunda olmayı sorgulamak adına terimlerden biri kimliğin ve bedenin soyutlanması, yahut en azından böyle gözüküyor. The Fly’da olduğu gibi sınırlamasız ve pozitif oluş’ta, iki terim de aynı düzlemde: Dikine yukarı ya da aşağı bakmak yerine, kişi şebekede etraftaki kendisi için belirlenmiş başka bir pozisyona doğru hareket ediyor. Bir hayvan, bir makine, farklı bir ırk, cinsiyet ya da farklı yaşta bir insan, bir haşarat, bir bitki olmaya… İhtişamlı-anlatım süreci, atomaltı fizik kadar soyut olmasına rağmen tesir ettiği dünyayı içeriyor ve bir “kuark-parçacığı kadar gerçek… (Bin Yayla kitabındaki “Soyut Gerçek” makalesinden: Bu metindeki “gerçek” yukarıda verilen gerçek tanımlamalarına göre farklı bir anlamda; gerçekleştirilimiş simülasyonların kapsamlı bir sistemi olarak da anlaşılan, Virtüel’in gerilimli alemi ki o da gerçekliğin içinde vücut buluyor.) (Soyut Gerçek/Abstract Real: Soyut gerçek; “abstract”’ın soyutluğun dışında, materyal, maddi olmayan minvalinde bir anlamı da var, Deleuze’un kastının mahiyetine dair kitaba bakmak lazım.)
Işınlama makinesi kendini terkip ettiği terimlerle aynı uzamda… İşleme prensibi o dünyanın kuantum düzlemine hiç görülmemiş potansiyellerin bir karışımını yaratmak için soyutluk havuzuna dalmış durumda. Geri dönüşü olmadan, yeni bir beden ve arazi üretiyor. Tek seçenek bir terimden sonrakine sıçrayarak bayrak yarışındaymışçasına olup-duruş’u sürdürmek. Ta ki süreç kendisini imha edene yahut potansiyellerini tüketip yakıtını tamamen harcayana kadar ve muhteşem-hayvan ölür. Bunu gezegenlerarası uzaya benzetmek yanıltıcı olabilir: Bundan daha ötede serbest-dolaşımda bir ağırlıksızlık sözkonusu olamaz. Bu denli tam in-determine bir şey yok. Her bir kişi kendi itkisine, kendi yaşam gücüne, ne kadarını göze alabileceğine göre ayarlanmış kendi potansiyellerine sahip. Ve tortulaşmış ve evvelden-varolan “gerçek” olduğu kabul gören simülasyonlar tarafından ortalığa saçılmış engellerle dolu bir dünyanın içine doğru hareket ediyor. Genellenmiş bir in-determinasyon yok ama insanın sinekle buluştuğu yerde karar-verilemezliğin yerelleştirilmiş noktaları mevcut. Erek, öyle bir noktada biri’nin dünyasındaki kuantum düzlemine erişmek ve ikili-oluş’un stratejik taklidi ile muhtemel tüm potansiyelleri terkip etmek… Deleuze ve Guattari, elbette insanlara “nesnel” olarak bir haşarat olabileceklerini söylemiyor yahut olmalarını tavsiye etmiyor. Bu potansiyelleri intihap ve terkip etmek ile alakalı bir soru ki bu hareket ve dinlencenin birbiriyle soyut alakaları olarak tanımlanır. Etkileme ve etkilenme kabiliyetleri: soyut ama gerçek. Fikir, kendi ışınlanma makinemizi inşa edip onu gitmek ve daha ötesine gitmek için bir bayrak yarışındaymışçasına kullanmak, daha muntazam ve daha güçlü karışımlar yaratmak ve onları bir bulaşıcı hastalıkmışçasına yeryüzündeki her kimliğe bulaşana değin yayıp saçmak… ve tam-müteşekkil noktaya erişildiği yerde, işte o vakit, pozitif simülasyon temsil ve taklit şebekesine karşı kullanılabilir ve onu yeni bir dünyaya dönüşütürebilir. Deleuze ve Guattari, bu oluş sürecinin kolektif doğasında, yalnız bir sanatçıda cisimleşmiş olduğu halde, ısrar ediyor. Devrimci yahut “önemsiz/önemsizleştirilmiş/önemsenmeyen/yalnız” (Önemsiz derken, bu önemsizlik bir yalnız bırakılmışlık tecrit edilmişliğin getirisi, mesela Kafka’ya matuf söylenmiş, ki buna “Minor Art”.) Sanatçılar kendi topluluklarının sunduklarını, yanlışın güçleri ile hizaya getirirler (-23-).
Kendisini sonrasında topluma Feuillade’nin şarap assemblajında olduğu gibi yeniden-zerk edebilecek işleyen bir simülasyon yaratırlar ama bunu epey farklı, hatta bir nevi eşdeğeri denli zilzurna sarhoş edici bir etki ile yaparlar.
Baudrillard’ın söylediği yahut zaten kendinde-gerçek’liğinden ötürü indeterminasyon düzenin tersyüz edimi demek, indeterminasyon gerekli zira asıl-olan’ın sahte kopya’sı, ve her zerresi kendi sisteminin bir parçası. Baudrillard’ın kavramsal çerçevesi saltı eski-gerçekliğin nostaljisinin bir sonucu, zaten bu kendi dışındaki her şeyi tedavülden kaldıran bakıştan kaynaklı.
The Fly’a dönelim. Bilimadamının süreçten tek kaçış ümidi kız arkadaşını kendisinden ve sinekten bir çocuk yapmaya ikna etmektir. Ümidi ve korkusu, insan türüne Brundle-sinek’i bulaştırmak ve böylece eskisinin yerine geçmek üzre süperinsan gücü ile bezeli yeni bir tür ortaya çıkmasıdır. Süpersinek olarak üstün gelen insan… (Nietzsche kinayesi, anıştırması gereksiz değil. Deleuze için, “Yanlışın Güçleri” güç istencinin bir başka söylenişi, adıdır. Ve pozitif simülasyon, Deleuze ve Guattari tarafından Anti-Oedipus’ta ebedi bengidönüş olarak açıklanmış. – o da Nietzsche’den alınmış bir kavram)(-24-). Yeniden-üretim ve yeni bir etnik kimliğin oluşturulup biçimlendirilmesi bu simülasyon sürecinin suratsız-yüzleri ama onlar nihai erek değiller. Erek yaşamın kendisi, yeni-Brundle’ın kendi güçlerini saklayıp baskılamadan yaşayabileceği yeni bir dünya… Bu ihtimal başarıyla olan-güçler tarafından ezilip geçilmiş. Brundle-sinek bir kaçış yolundan mahrum bırakılmış. Brundle’ın ve sineğin bedenlerinde yazılı orijinal formül, görünüşe göre hatalı. Yapabileceklerinin en iyisini yaptılar, ama sadece kendi tedavülden kalkışlarına erişebildiler.
Tüm bunlar bizim mevcut kültürel şartlarımıza nasıl uygulanabilir? Deleuze’e göre, simulakrumun kendi maskesini düşürmeye başladığı nokta resimde pop art’ın zuhur etmesi ile başladı. Sinemada bu İtalyan Neo-Realismi ve Fransız Yeni Dalga, Nouvelle Vague ile oldu (-25-). Belki de bu noktaya şimdilerde popüler kültürün içinde tamamıyla ulaşmaktayız. İleri/gelişmiş-kapitalizm, Deleuze ve Guattari’nin tartıştığı üzre, şimdilerde eski kimliklerin ve yer-yurt anlayışının feshedilmesini, nesnelerin ortalığa salıverilmesini icbar eden, imajların ve enformasyonun hiç olmadığı kadar fazla hareketlilik (mobility) ve birleştirme potansiyeline sahip olduğu yeni bir ulus-ötesi düzleme erişiyor (-26-). Hep olduğu gibi, bu yersiz-yurtsuzlaştırmanın etkisi sadece yeniden-yer-yurt haline getirme’yi (retrerritorialization), daha büyük ve muhteşem bir dünyaçağında Kapital’in yeniden-doğacağı bir diyarın üzerinden mümkün kılabilmektir. Ama bu olurken, bir gedik açıldı. Meydan okuma bu yeni dünya simülasyonunu alıp bir adım öteye taşıyarak, geri dönüşü olmayan bir noktaya; böylece simülasyon en yüksek derecede pozitif bir simülasyona dönüşecek ‘yanlışın gücü’ ile bizi hizaya getirerek, ve sonunda da temsil şebekesi bir defalığına ve tamamen olmak üzre kapanacak.
Bu sızlanıp durarak yapılamaz. Baudrillard’ın çalışmaları uzun bir ağıt. Doğrusal ve diyalektik nedensellik artık işlevsiz, zira her şey in-determine oldu. anlamın merkezi boş, zira biz kaybolmuş yörüngedeki uydularız. Ne yasa koyucu-özneler ne de pasif köleler gibi hareket edemiyoruz zira hepimiz birer süngeriz. İmajlar artık temsile bağlı değil, zira hiperuzayda ağırlıksız bir halde salınıp duruyorlar. Sözcüklerin artık tek bir anlamı yok, zira dil-işaretleri birbiri üzerinde kaotik bir halde kayıp duruyorlar. Gerçek ve imajiner arasında tekrarlı-döngüsel bir devre yaratıldı ve böylece gerçeklik hipergerçekliğin kararsız mesafesizliğinde içe doğru patladı. Tüm bu ifadeler şayet mezkur “temsiliyet düzeni”nin tek düşünülebilir alternatifinin kesin indeterminasyon olduğu farzedilirse anlam kazanıyor. Zira Baudrillard’ın söylediği yahut zaten kendinde-gerçek’liğinden ötürü indeterminasyon düzenin tersyüz edimi demek. İndeterminasyon gerekli zira asıl-olan’ın sahte kopya’sı ve her zerresi kendi sisteminin bir parçası. Baudrillard’ın kavramsal çerçevesi saltı eski-gerçekliğin nostaljisinin bir sonucu. Zaten bu kendi dışındaki her şeyi tedavülden kaldıran bakıştan kaynaklı. Berrak haliyle söylediklerinin tamamının simulakra olagelen şeyleri unufak edip parçaladığını göremiyor: Simülakra simülasyonun gerçek kadar gerçek analiz-edilebilir prosedürleri tarafından üretiliyor yahut haddizatında gerçekten daha gerçek; zira o prosedürler gerçek’i kendi üretim ilkesine geri döndürüyor ve böylece kendilerinin yeni simülasyon rejiminde yeniden doğuşlarının yolunu hazırlıyorlar. Baudrillard oluşu ve çeşitliliği göremiyor. Simulakrumun farklılıkların ve galaktik mesafeleri çoğaltan bir oyuna kılıf olduğunu göremiyor. Deleuze ve Guattari’nin önerdiği, bilhassa “Bin Yayla”nın içinde, Baudrillard’ın çöken temsiller dünyasını etkili bir illüzyon olarak, ufak ihtimal pırıltılarının dahi ölümü olarak kavramaya mukabil bir mantıktır. Kinizmin aksine, kendimizi gerçekten daha gerçek – kendimizi-imar edişimizi canavarca bir bulaştırmayla- oldurmanın ufak ama ihtişamlı ümidi…
Çeviren Mustafa Burak Arabacı
Alıntı Yapılanlar
– 1,2,3- Jean Baudrillard,Ssimülasyonlar
– 4,5- Jean Baudrillard, Sessiz Yığınların Gölgesinde
– 6,7- Jean Baudrillard, Simülasyonlar
– 8- Baudrillard, Sessiz Yığınların Gölgesinde
– 9- Frederic Jameson, Postmodernizm yahut Geç-kapitalizm’in Kültürel Mantığı
-10,11,12- Gilles Deleuze, Eflatun ve Simulakrum
-13- Gilles Deleuze ve Felix Guattari, Anti-Oedipus
-14- Lacan, Psikanalizin Dört Radikal Kavramı
-15- Alliez and Feher
16- Sessiz Yığınların Gölgesinde
17,18, 20- Deleuze ve Guattari, Anti-Oedipus
-21,22- Deleuze, Bin Yayla; Deleuze, Bergsonculuk
-23- Deleuze, Kafka: minor bir edebiyata doğru; Deleuze ve Carmelo Bene, Çakışmalar
-24,25- Deleuze, Sinema II: Zaman-İmaj

https://itaatsiz.org/?p=6039
submitted by karanotlar to u/karanotlar [link] [comments]

Sen Anlat Karadeniz Aslan Fahri Öztezcan kimdir

Sen Anlat Karadeniz Aslan (Fahri Öztezcan) kimdir Sen Anlat Karadeniz 3. sezon yakında başlayacak. Başarılı diziye katılan yeni oyunculardan Aslan kimdir? Aslan karakterini canlandıran Fahri Öztezcan kimdir? İşte ayrıntılar... Atv’nin sevilerek izlenen başarılı dizilerinden Sen Anlat Karadeniz 3. Sezona bomba gibi bir giriş yapıyor. Sen Anlat Karadeniz’e birçok yeni oyuncu katıldı. Bu yeni katılan oyunculardan en çok dikkat çeken karakter ise Sen Anlat Karadeniz Aslan. Karakterinin gerçek ismi Fahri Öztezcan. Peki Sen Anlat Karadeniz Aslan kimdir? Fahri Öztezcan kimdir? Fahri Öztezcan hangi dizilerde görev aldı? Bütün bu ayrıntıları canli tv izleyicileri için derledik…
Sen Anlat Karadeniz Aslan kimdir? Sen Anlat Karadeniz Aslan’ın en dikkat çekici yönü Asiye’nin onu görür görmez çok şaşırması ve donup kalmasıydı. Asiye’nin bu durumu dizinin sıkı fanlarının fazlaca dikkatini çekmiş durumda. Akıllarda soru işaretleri bırakan bu durumun dikkatli izleyicilerin gözünden kaçması beklenemezdi. Buradaki asıl soru Asiye ile Aslan arasında neler yaşandı? İkili eski aşıklardan mı? Ya da Aslan Asiye’nin ailesinden mi? Abisi olabilir mi? Bu sorular bilhassa sosyal mecralarda sıklıkla soruluyor ve herkesten farklı cevaplar geliyor. Biz de aldığımız bilgiler eşiğinde Sen Anlat Karadeniz Aslan’ı canli tv izleyicilerine anlatmak istiyoruz.
Edindiğimiz bilgilere göre Aslan’ın Asiye’nin eski aşkı olması beklenmiyor. Yani Asiye’nin platonik bir aşkı da olabilir diye bilirsiniz, bu ihtimal ikisinin birbirlerini eskiden sevdikelri ihtimalinden daha sağlam… Ayrıca aşık olmaları geçmiş senaryo açısından uygun değil. Sen Anlat Karadeniz Aslan büyük ihtimalle Asiye’nin abisi. Bunu geçmiş hikaye ve gelecek hikayeyi göz önüne alarak söylüyoruz. En doğru ve sağlıklı haberi ise dizinin ilk bölümünün yayınlamasıyla öğreneceğiz.
Sen Anlat Karadeniz Fahri Öztezcan Kimdir? Sen Anlat Karadeniz Fahri Öztezcan 1980 yılı Eskişehir doğumludur. Dizinin 3. Sezonunda kadroya dahil olan Fahri Öztezcan yengeç burcundadır. Oyuncu Atv ekranlarının vazgeçilmez diğer bir dizisi olan Eşkıya Dünyaya Hakim Olmaz dizisinde İstihbaratçı Akif rolüyle ekranlara gelmişti. Akif dizide ülkesine ihanet ederken Hızır tarafından etkisiz hale getirilmişti. Eşkıya Dünyaya Hükümdar Olmaz ile dikkat çeken sanatçının diğer görev aldığı diziler ve sinema filmleri şöyledir:
fragmantv seslisohbet fragmanlar seslichat Yasak Elma Fragman Kadın Fragman Bir Zamanlar Çukurova Fragman Elimi Bırakma Fragman Vuslat Fragman Hercai Fragman Her Yerde Sen Fragman Çukur Fragman Zalim İstanbul Fragman
submitted by fragmanlife to u/fragmanlife [link] [comments]

17 Ağustos 2019 Cumartesi Spor Haberleri

17 Ağustos 2019 Cumartesi Beşiktaş Haberleri

Beşiktaşlı Güven Yalçın'a dev talip!
Beşiktaş'ın genç santrforu Güven Yalçın hakkında İtalyan basınından gündeme bomba gibi düşen bir transfer iddiası geldi. 20 yaşındaki milli futbolcunun Cengiz Ünder ve Mert Çetin'le takım arkadaşı olabileceği öğrenildi.
Serie A devi Roma, Cengiz Ünder'in ardından dün de bir başka Türk futbolcu Mert Çetin'i kadrosuna kattığını duyurmuştu. Gençlerbirliği'nden transfer ettiği genç stoperle beş yıllık sözleşme imzalayan başkent kulübünün şimdi de gözünü Beşiktaş'ın milli santrforu Güven Yalçın'a diktiği öğrenildi.
İtalya'da yayım yapan Tutto Mercato Web adlı internet sitesi, okuyucularıyla paylaştığı özel haberinde yeni sezon öncesi kadrosunu bir golcüyle güçlendirmek isteyen Sarı Kırmızılılar'da sportif direktör Gianluca Petrachi'nin Siyah Beyazlılar'ın 20 yaşındaki yıldız ismini gündemine aldığını yazdı. Güven'in Kara Kartal'la olan sözleşmesi 2022 yazında sona eriyor.
Sivasspor-Beşiktaş maçının VAR hakemi belli oldu
Beşiktaş, Spor Toto Süper Lig'de ilk hafta maçında Sivasspor ile karşılaşacak.
Bu akşam saat 21:45'te Sivas 4 Eylül Stadı'nda oynanacak karşılaşmanın VAR hakemleri belli oldu.
Karşılaşmanın VAR hakemi Koray Gençerler olacak.
AVAR hakemi olarak ise İbrahim Çağlar Uyarcan görev yapacak.
Maçı canlı ve şifresiz olarak taraftarium24.macizle25.site üzerinden izleyebilirsiniz.
Sivas'ta Emre Kılınç zirvesi! Bugün bitebilir!
Beşiktaş, 24 yaşındaki sol kanadın transferini bugün bitirmeyi hedefliyor.
Siyah-beyazlı takımın bir süredir kadrosuna katmak için çaba sarf ettiği Emre Kılınç için bugün Sivas'ta yüz yüze görüşme yapılacak.
Yerli oyuncu takviyesi için adı gündemde olan 24 yaşındaki sol kanadı, Sivasspor'dan resmen isteyecek olan Beşiktaş, pazarlıklar için masaya oturacak.
Kırmızı-beyazlıların 3 milyon Euro'ya yakın bonservis talep ettiği oyuncuya karşılık 1 milyon Euro + iki kiralık oyuncu teklifi götüren Beşiktaş, Sivasspor Başkanı Mecnun Odyakmaz'dan indirim isteyecek.
Beşiktaş'a sıcak bakan Emre'nin de son yılına girdiği Sivas ile sözleşme yenilemek istemediği gelen bilgiler arasında.
Beşiktaş, Yohan Boli için girişimlere başladı!
Golcü arayışlarını dört koldan sürdüren Beşiktaş, Belçika ekibi St. Truiden’de forma giyen Yohan Bolie’ye kancayı attı.
Siyah-Beyazlılar’ın genç yıldız için 2.5 milyon Euro’yu gözdenç ıkardığı ifade ediliyor.
Teknik direktör Abdullah Avcı'nın raporu doğrultusunda forvet transferi için arayışlarını dört koldan sürdüren Beşiktaş'ta rota bu kez de Belçika'ya döndü.
Siyah- Beyazlılar, St. Truiden formasını giyen Yohan Boli'ye kanca attı. Yönetim, Avcı'nın onay verdiği Nijeryalı yıldız için girişimlere hemen başladı. Beşiktaş'ın 25 yaşındaki Boli'nin bonservisi için 2.5 milyon Euro'yu gözden çıkardığı öğrenildi.
GEÇEN SEZON 12 GOL, 5 ASİST!
ST. Truiden kulübünün Boli'nin sözleşmesi sezon sonunda biteceği için bu rakamı büyük oranda kabul edeceği belirtiliyor.
Geçen sezon ligde 29 maçta 12 gol ve 5 asistlik performans gösteren Fildişili yıldız tüm dikkatleri üzerine çekti. 1.81 boyundaki Boli güçlü fiziği ve etkili gol vuruşları ile tanınıyor.
Beşiktaş'tan 3 transfer görüşmesi birden!
Süper Lig'de sezonun ilk haftasında deplasmanda Sivasspor ile karşılaşacak olan Beşiktaş'ta yönetim, Ada’ya çıkarma yaparak Everton kulübü ile masaya oturacak.Forvet arayışlarına devam eden Beşiktaş, listede ilk sıraya koyduğu eski oyuncusu Cenk Tosun için çalışma başlattı.
Daha önce Hollandalı stoper Martins İndi için İngiltere'de yapılan pazarlıklardan sonuç alamayan siyah-beyazlılar, bu kez milli golcü için Ada'ya çıkarma yapacak.
Everton'da üçüncü forvet konumuna düşen Cenk'i yeniden takımda görmeyi arzu eden Beşiktaş yönetimi, oyuncunun kiralanması için şartları soracak ve Cenk'e "Evine geri dön" diyecek.
BOLASİE'DEN VAZGEÇMEDİLER
Kartal'ın bizzat kulübüyle masaya oturacağı diğer isim ise Everton'ın 30 yaşındaki futbolcusu Yannick Bolasie.
Sol kanat ve forvet olarak çift yönlü oynayabilen oyuncunun maliyetini düşürmeye çalışan Beşiktaş, transfer harekâtında Elyounoussi için de Southampton ile son pazarlıkları yürütecek.
Beşiktaş Manuel Fernandes'i reddetti
2011-2014 sezonları arasından Siyah-Beyazlı formayı giyen Manuel Fernandes, menacerler aracılığıyla Beşiktaş’a önerildi.Ancak teknik direktör Abdullah Avcı ve kurmaylarının, Portekizli futbolcunun disiplin sorunu ile oyun sistemime uymaması nedeniyle bu transfere onay vermediği ortaya çıktı. Son olarak Rusya ekiplerinden Lokomotiv Moskova’da forma giyen 33 yaşındaki Portekizli on numara, halen kendisine kulüp arıyor.
Beşiktaş Mohamed Elyounoussi ile anlaştı!
Southampton’ın sol kanadı Elyounoussi ile 500 bin Euro’luk kiralama bedeli karşılığında anlaşmaya varan Beşiktaş, geri sayıma geçti. Norveçli yıldızın, önümüzdeki hafta içerisinde imzaya gelmesi bekleniyor.
İngiltere Premier Lig ekiplerinden Southampton’ın yıldız sol kanadı Mohamed Elyounoussi ile görüşmelerini sürdüren Beşiktaş Yönetimi, geçtiğimiz günlerde 500 bin Euro’luk kiralama bedeli karşılığında oyuncu ile anlaşmaya varmıştı. Şimdi ise Siyah-Beyazlılar, 25 yaşındaki futbolcuyu kadrosuna katabilmek için geri sayıma geçti. Norveçli yıldızın, hafta içerisinde İstanbul’a gelerek Kara Kartal’a imzayı atması bekleniyor.
3. haftaya yetişebilir
Siyah-Beyazlılar, Elyounoussi’nin transferini bitirmek üzere. Bu doğrultuda yıldız sol kanat oyuncusunun ligin 3. haftasına kadar yetişebileceği edinilen bilgiler arasında yer alıyor. Beşiktaş Yönetimi’nin, bu transferin bir an önce bitirilmesi için çalışmalarına hız verdiği bildirildi.
Lecce Burak Yılmaz'ın formasını hazırladı!
Burak Yılmaz’ı kadrosuna katmak isteyen Lecce, yıldız futbolcunun formasını bile hazırladı! Sarı- Kırmızılılar, yeni sezon öncesinde Kral lakaplı futbolcunun ‘17’ numarasını boş bıraktı.
İtalya Serie A ekiplerinden Lecce, yaz transfer dönemi boyunca Kara Kartal’ın golcüsü Burak Yılmaz’ı kadrosuna katabilmek için yoğun bir çaba sarf etti. Ancak Sarı-Kırmızılılar, yıldız futbolcu için tüm imkânları seferber etmesine rağmen başarısız oldu. Sarı- Kırmızılılar, şimdi ise flaş bir hareketin altına imza attı. Sezon öncesinde forma numaralarını açıklayan Lecce, 33 yaşındaki futbolcunun Siyah-Beyazlılar’da giydiği ‘17’ numaralı formayı boş bıraktı.
Hocası çok istiyor
Bu gelişme sonrasında İtalyan basınında Lecce’nin, Burak Yılmaz yeniden masaya oturacağı yazıldı. Lecce Teknik Direktörü Fabio Liverani de, Burak Yılmaz’ın Sarı-Kırmızılı formayı giymesini çok istiyor. Çizme ekibinin ise golcü futbolcu için transfer sezonunun sonuna kadar girişimlerini sürdüreceği öğrenildi.
Beşiktaş Maçı İzle, Taraftarium24 İzle, Şifresiz Maç İzle, Canlı Maç İzle

17 Ağustos 2019 Cumartesi Fenerbahçe Haberleri

İsmail Köybaşı imzayı atıyor!

Sözleşmesi sona eren İsmail Köybaşı, Fenerbahçe’den ayrıldı. Milli futbolcunun Westerlo ile anlaşmaya yakın olduğu öğrenildi.Sözleşmesi sona eren İsmail Köybaşı, Fenerbahçe’den ayrıldı. İsmail’e Süper Lig’den teklifler gelse de oyuncunun önceliği Avrupa. Bonservisi elinde olan 30 yaşındaki futbolcu, Hasan Çetinkaya’nın yöneticiliğini yaptığı, Berke Özer ve Recep Gül’ün formasını giydiği Westerlo ile temas halinde. Tarafların anlaşma sağlamaya yakın oldukları iddia edildi.

İşte Michael Frey'in yeni takımı!

Ersun Yanal’ın kadroda düşünmediği Michael Frey, sonunda kendine kulüp buldu. 25 yaşındaki oyuncu, satın alma opsiyonuyla birlikte 1 yıllığına Almanya 2. Lig ekibi Nürnberg’e kiralandı.
Damien Comolli’nin geçen sezonki iddialı transferlerinden biri Michael Frey’di. Ancak Zürih’ten gelen İsviçreli forvet, kısa sürede taraftar tarafından istenmeyen adam ilan edildi.
Ersun Yanal’ın kadroda düşünmediği Frey, sonunda kendine kulüp buldu. 25 yaşındaki oyuncu, satın alma opsiyonuyla birlikte 1 yıllığına Almanya 2. Lig ekibi Nürnberg’e kiralandı.

Fenerbahçe'den açıklama: "Adaletli bir lig diliyoruz"

Fenerbahçe Spor Kulübü, Süper Lig’in başlama gününde internet sitesinden bir açıklama yayınladı.
Fenerbahçe Spor Kulübü, Süper Lig’in başlama gününde internet sitesinden bir açıklama yayınladı:
"Futbolda adalet ve eşitlik gibi değişmez ilkelerin tüm takım ve kişilere istisnasız ve imtiyazsız aynı mesafede uygulanmasını istiyoruz. Sahada mücadele eden takımlara ve oyuna, hak, emek, alın teri gibi manevi kavramlar ve kurallar esas alınarak yüzde 100 tarafsızlıkla yaklaşılmasını diliyoruz. Futbola dair kuralların, kulislerin, lobilerin, kişilerin etkisinde kalmadan uygulandığı ‘mutlak adalet ve eşitliğin egemen olduğu’ sezon temenni ediyoruz."

Kıran kırana maçta Emre Belözoğlu'nun takımı güldü!

Süper Lig’de yeni sezon resmen başladı, Samandıra’da futbolcuları hırs ve heyecan bastı. Çabukluk ve pas çalışmalarının ardından antrenman dar alanda oynanan çift kale maçlarla devam etti. Finalde Kruse’nin önderliğindeki Turuncu takım ile Emre Belözoğlu’nun liderliğindeki yeşil takım karşı karşıya geldi. Günün sonunda zafere ulaşan yeşil takım, bunu doyasıya kutladı.
Süper Lig’de yeni sezon resmen başladı, Samandıra’da futbolcuları hırs ve heyecan bastı. Dünkü antrenman müthiş bir mücadeleye sahne oldu. Çabukluk ve pas çalışmalarının ardından antrenman dar alanda oynanan çift kale maçlarla devam etti. Finalde Kruse’nin önderliğindeki Turuncu takım ile Emre Belözoğlu’nun liderliğindeki yeşil takım karşı karşıya geldi.
Maç, tam anlamıyla kıran kırana geçti. Resmi maçları aratmayan ikili mücadeleler yaşandı, jeneriklik goller atıldı. Günün sonunda zafere ulaşan yeşil takım, bunu doyasıya kutladı. Antrenman sona erdiğinde futbolcular, Ersun Yanal’dan çalışmayı yarım saat daha uzatmasını talep etti! Tecrübeli teknik adam da bunu kabul etti. İdmanın son bölümü son derece neşeli bir şekilde geçti.

Fenerbahçe'den Joe Hart bombası!

Fenerbahçe'de taraftarlar savunma ve orta sahaya transfer beklerken sürpriz bir iddia ortaya atıldı. Harun Tekin ve Altay Bayındır’ın formsuz olması nedeniyle kaleci takviyesinin gündeme geldiği öne sürüldü. Bu konudaki ilk adayın ise bir dönem İngiltere Milli Takımı’nın da kalesini koruyan Joe Hart olduğu kaydedildi.
Fenerbahçe'de taraftarlar savunma ve orta sahaya transfer beklerken sürpriz bir iddia ortaya atıldı. Harun Tekin ve Altay Bayındır’ın formsuz olması nedeniyle kaleci takviyesinin gündeme geldiği öne sürüldü. Bu konudaki ilk adayın ise bir dönem İngiltere Milli Takımı’nın da kalesini koruyan Joe Hart olduğu kaydedildi.
32 yaşındaki file bekçisi, Burnley’de Nick Pope’un arkasında yedek bekliyor. Tecrübeli kalecinin, düzenli forma şansı bulacağı bir kulübe gitmeye sıcak baktığı kaydedildi. Eğer Burnley de oyuncusunu satmaya sıcak bakarsa, bu transferde sürpriz gelişmeler yaşanabilir. Joe Hart’ın sözleşmesi sezon sonunda bitiyor.
Fenerbahçe Maçı İzle, Taraftarium 24 İzle, Futbol Cafe TV, Canlı Maç İzle

17 Ağustos 2019 Cumartesi Galatasaray Haberleri

Galatasaray’ın deplasman kabusu yeni sezona da taşındı

Süper Lig’de 2019-2020 sezonunun ilk hafta maçında Yukatel Denizlispor’a 2-0 mağlup olan son şampiyon Galatasaray’da deplasman kabusu sürüyor.
Geride kalan iki sezonda Süper Lig’deki toplam 12 mağlubiyetinin tamamını dış sahada yaşayan sarı-kırmızılı takım, yeni sezonun ilk haftasında da deplasmanda çıktığı karşılaşmadan eli boş döndü.
Galatasaray, 2017-2018 sezonundaki 7 mağlubiyetini deplasmanda Trabzonspor, Medipol Başakşehir, Beşiktaş, Yeni Malatyaspor, Demir Grup Sivasspor, Kasımpaşa ve Gençlerbirliği karşısında yaşadı.
Sarı-kırmızılı takım geçen sezon ise sadece dış sahalardaki Trabzonspor, Akhisarspor, Yeni Malatyaspor, Beşiktaş ve Demir Grup Sivasspor müsabakalarını kaybetti.
Evindeki başarı şampiyonlukları getirdi
Süper Lig’de geride kalan iki sezonda iç sahadaki başarılı performansıyla şampiyonluğa ulaşan Galatasaray, Türk Telekom Stadı’nda çıktığı son 36 maçta mağlup olmadı.
Sahasında Süper Lig tarihinin en uzun süreli yenilmezlik serisini geçiren sarı-kırmızılı takım, bu kulvarda evinde son mağlubiyetini 2016-2017 sezonunun 30. haftasında, 6 Mayıs 2017’de 3-1’lik skorla Kasımpaşa karşısında yaşadı.
Galatasaray, söz konusu karşılaşmadan sonra evinde oynadığı 36 müsabakada 31’ini kazanırken, 5’inde berabere kaldı.

Sahasında 92, deplasmanda 52 puan

Galatasaray, Süper Lig’de şampiyonluğa ulaştığı geride kalan iki sezonda sahasında toplamda 92 puanı hanesine yazdırırken, deplasmanda ise 52 puan elde edebildi.
Sarı-kırmızılı takım, 2017-2018 sezonunda iç sahada 49, deplasmanda ise 26 puan kazandı.
Galatasaray geçen sezon ise Türk Telekom Stadı’ndaki maçlarda 43 puanı hanesine yazdırırken, dış sahadaki müsabakalarda ise 26 puan aldı.

Galatasaray'da Luyindama krizi!

10 transfere 7.4 milyon Euro harcayan, Fernando’dan ise 4.5 milyon Euro gelir elde eden yönetim, tablo değişmezse FFP anlaşması gereği bu açığa sebep olan Luyindama’yı Avrupa kadrosuna yazamayacak.

Transferlerin en hızlı takımlarından Galatasaray büyük bir krizle karşı karşıya...

Sarı-Kırmızılılar şu ana kadar aldığı 10 oyuncu için kasasından bonservis ve kiralama bedeli olarak 7.4 milyon Euro çıkardı. Buna karşılık Fernando'nun Sevilla'ya satışından 4.5 milyon Euro geldi. Finansal Fair Play anlaşması nedeniyle Galatasaray transfer sezonunu artıda kapatmak zorunda. Eğer 2.9 milyon Euro'luk açık kapanamazsa, 5 milyon Euro bonservisiyle bu açığa neden olan Luyindama, Şampiyonlar Ligi kadrosuna yazılamayacak.

TAKIMA AYAK UYDURDU

Luyindama takım arkadaşları gibi kötü bir futbol sergiledi. Kongolu stoper, Rodallega karşısında çok zor dakikalar yaşadı.

Neredesin Falcao!

Sarı-kırmızılılar, Diagne’nin gönderilmesini beklerken, Radamel Falcao’nun da yolunu gözlüyordu. Kolombiyalı oyuncunun transferi resmileşmezken, Diagne de Denizli karşısında 11’de sahaya çıktı, performansı ile saç baş yoldurttu!
Süper Lig’in son şampiyonu Galatasaray, yeni sezona Jean Michael Seri, Steve Nzonzi, Ryan Babel ve Emre Mor gibi transferleri ile oldukça iddialı girdi. Ancak Aslan’ın tek düşüncesi forvet transferiydi. Mbaye Diagne’nin gönderilmesine kesin gözüyle bakılırken, Sarı-Kırmızılı taraftarlar da Monaco’nun yıldızı Radamel Falcao’yu dört gözle bekliyordu. Bu transfer henüz resmileşmezken, Diagne de Denizli karşısında ilk 11’de sahaya çıktı.

Çok net kaçırdı!

Kritik maçta Cim Bom’un gol umudu olan Senegalli golcü, henüz 2. dakikada saç baş yoldurttu! Jimmy’nin sol kanattan pasında ceza sahası içinde müsait pozisyonda topla buluşan 27 yaşındaki forvet, topu kaleci Stachowiak’a nişanlandı. Sahada kaldığı 72 dakika boyunca Yeşil-Siyahlı savunmacılar arasında kaybolan ve etkisiz kalan tecrübeli oyuncu, adeta yokları oynadı. Diagne’nin bu performansı sonrasında bir forvet transferinin şart olduğu gözlemlendi.

En kötüsü Diagne

Senegalli oyuncu, Denizli karşısında o kadar etkisiz kaldı ki, ilk devrede topla buluşmakta zorlandı. Uruguaylı kaleci Fernando Muslera 9 isabetli pas atarken, Diagne sadece 6 kez pasında adresi buldu ve bu alanda sahanın en kötü ismi oldu.

Passolig’de zirve yine Galatasaray’ın

Süper Lig’de sezon açılışı dün akşam yapılırken, Galatasaray’ın Passolig liderliği de kaldığı yerden devam ediyor.
Süper Lig’de sezon açılışı dün akşam yapılırken, Galatasaray’ın Passolig liderliği de kaldığı yerden devam ediyor. Sarı-Kırmızılılar 964 bin 331 kartla zirvede. Aslan’ı 896 bin 730 kartla Fenerbahçe takip ediyor. Beşiktaş 753 bin 172 ile üçüncü sırada. Dördüncü ise 270 bin 735 kartla Trabzonspor. Süper Lig’de kartı en az satılan kulüp, 16 bin 272 ile Kasımpaşa.
Galatasaray Maçı İzle, Canlı Maç İzle, Taraftarium 24 İzle, Şifresiz Maç İzle

17 Ağustos 2019 Cumartesi Trabzonspor Haberleri

"Sörloth gollerine devam edecek"

Fırtına’ya transfer olduğu dönemde soru işaretleri ile birlikte gelen Alexander Sörloth, iki maçta attığı iki golle teknik direktör Ünal Karaman’ın birinci santrforu olmayı başardı. Norveçli futbolcunun Türkiye temsilcisi Mathieu Markaroglu da 23 yaşındaki santrforla ilgili flaş bir açıklamada bulundu.
Fırtına’ya transfer olduğu dönemde soru işaretleri ile birlikte gelen Alexander Sörloth, iki maçta attığı iki golle teknik direktör Ünal Karaman’ın birinci santrforu olmayı başardı. Norveçli oyuncunun Türkiye temsilcisi Mathieu Markaroglu da “Sörloth, kısa sürede kendisini ispatladı. Taraftarın da sevgisini kazandı. Yönetim ve hocanın da ondan memnun olduğunu düşünüyorum. Sörloth da Trabzon’da olduğu için çok mutlu. Tek hedefi, gollerine devam edip büyük hedefleri bulunan Trabzon’a katkı sağlamak” diye konuştu.

AEK'nın müzesi kupa dolu!

4 sene sonra UEFA Avrupa Ligi’nde mücadele eden ve Çek ekibi Sparta Prag’ı eleyerek Play-Off’a yükselen Trabzonspor’un rakibi Yunan temsilcisi AEK Atina oldu. Yunan devinin müzesinde tam 30 kupası bulunuyor.
Bordo-Mavililer, UEFA Avrupa Ligi’nde 3. Ön Eleme Turu’nda Çek ekibi Sparta Prag’ı 2-2’nin rövanşında 2-1 yenerek Play-Off’a yükseldi. Fırtına, Rumen ekibi Craiova’yı eleyen Yunan temsilcisi AEK ile eşleşti. İlk karşılaşma 22 Ağustos’ta Yunanistan’da, rövanş mücadelesi ise 29 Ağustos Perşembe günü Trabzon’da oynanacak. Yunanistan’ın en büyük kulüplerinden birisi olan ve tarihinde 30 kupası bulunan AEK, geçen sezonu PAOK ve Olimpiakos’un ardından 3. sırada tamamlamıştı.

Trabzonspor Sturridge ile anlaştı

Fırtına uzun süredir görüşme halinde olduğu Daniel Sturridge transferinde artık sona geldi. Bordo-Mavililer, Prag karşılaşmasını tribünden takip eden Sturridge ailesi ile büyük oranda anlaştı. Artık İngiliz yıldızın son kararı bekleniyor.
Bordo- Mavililer transferde yılın bombasını patlatmaya hazırlanıyor... Orta sahaya John Obi Mikel’i alarak ses getiren Fırtına, geçen sezon İngiliz devi Liverpool ile Şampiyonlar Ligi şampiyonluğu yaşayan Daniel Sturridge’le de büyük oranda anlaşmaya vardı. Hem Amerika’da, hem İngiltere’de hem de Türkiye’de yapılan görüşmelerde kıran kırana pazarlıklar yapıldı. Görüşmelerde son aşamaya gelen Bordo-Mavili yönetim, Sturridge ailesini önceki gün Prag karşılaşmasına davet etti. Sturridge ailesi de öğle saatlerinde şehri gezdi, akşam ise Medical Park Stadyumu’nda karşılaşmayı takip etti.

Ağaoğlu bizzat görüştü

Trabzon’daki atmosferden oldukça memnun kaldıkları öğrenilen anne Grace Sturridge ile menacerlik haklarını elinde bulunduran amcası Dean Sturridge, dün de Başkan Ahmet Ağaoğlu ile bizzat görüştü. Taraflar mali konularda imza aşamasına gelirken, ufak detaylarda da el sıkışıldığı belirtildi. Trabzonspor yönetimi, artık Daniel Sturridge’in vereceği son kararı beklemeye başladı.

13 takım istedi Trabzon alıyor

Liverpool ile sözleşmesi sona erdikten sonra bonservisini eline alan İngiliz yıldızı, Trabzonspor ve Fenerbahçe başta olmak üzere tam 13 takım istiyordu. ABD, Meksika ve Avrupa ülkelerinden teklifler alan 29 yaşındaki futbolcunun, Avrupa faktörü nedeniyle Fırtına’ya çok yakın olduğu kaydedildi.

2 kez en büyük oldu

Kariyerinde Manchester City, Chelsea ve Liverpool gibi devlerin formasını giyen Daniel Sturridge, 2 kez Şampiyonlar Ligi’nde zafere uzandı. Yıldız oyuncu, 2011-12’de Chelsea ile geçen sezon da Liverpool ile en prestijli kupayı kazandı. Fırtına’nın bu sezon bir diğer yıldız transferi Obi Mikel de 2011-12 sezonunda Sturridge ile beraber Chelsea'de başarıya ulaşmıştı.

Trabzonspor'un zorlu fikstürü: 17 günde 5 maç

UEFA Avrupa Ligi 3’üncü ön eleme turu rövanş maçında Çekya ekibi Sparta Prag’ı sahasında 2-1 mağlup ederek Play-Off turuna yükselen Trabzonspor, 17 günde 5 maç oynayacak.
2-2’nin rövanşında dün sahasında karşılaştığı Sparta Prag’ı 2-1 yenerek Avrupa’daki yolculuğuna devam eden Trabzonspor’u zorlu bir fikstür bekliyor. Sparta Prag karşılaşmasının ardından ara vermeden Pazar günü Süper Lig’in ilk haftasında oynayacağı Kasımpaşa maçının hazırlıklarına soyunan bordo-mavililer, yarın çalışmalarını tamamlayarak İstanbul’a hareket edecek. Trabzonspor, 18 Ağustos’ta Kasımpaşa ile yapacağı mücadelenin ardından ise rotasını 22 Ağustos’ta UEFA Avrupa Ligi Play-Off turu ilk maçında Yunanistan’da AEK ile oynayacağı karşılaşmaya çevirecek.

3 DEPLASMAN, 2 EV

Bordo-mavililer, 25 Ağustos’ta ligin 2’nci haftasında ise sahasında Yeni Malatyaspor’u konuk edecek. 29 Ağustos’ta UEFA Avrupa Ligi Play-Off turu rövanş mücadelesinde Medical Park Stadı’nda AEK’yı ağırlayacak olan Trabzonspor, 1 Eylül’de ise Süper Lig’in 3’üncü haftasında deplasmanda Fenerbahçe’ye konuk olacak. Bordo-mavililer böylece 1 Eylül’e kadar 3’ü deplasman, 2’si evinde olmak üzere toplamda 17 günlük süreçte 5 müsabakaya çıkmış olacak.

UĞURCAN VE NOVAK’TAN TUR YORUMU

Avrupa’da yoluna devam eden Trabzonspor’da kaleci Uğurcan Çakır, dünkü maçın ardından yaptığı değerlendirmede, “Bu sezonun evimizdeki ilk maçımızda hem galip gelip hem tur atlamak çok önemliydi. Çok şükür bunu başardık. Bir sonraki elemeyi de kayıpsız geçip Avrupa Ligi’nde gruplara kalmayı istiyoruz. Hedeflerimiz doğrultusunda çalışmaya devam” dedi. Karşılaşmada galibiyet golünü kaydeden sol bek oyuncusu Filip Novak ise “Bir sonraki turda görüşmek üzere” ifadesini kullandı.

SORLOTH 2’DE 2 YAPTI

Trabzonspor’un yeni transferlerinden forvet oyuncusu Alexander Sörloth, oynadığı iki resmi maçta da gol atmayı başardı. Bordo-mavililerin satın alma opsiyonuyla kiraladığı 23 yaşındaki genç forvet oyuncusu, UEFA Avrupa Ligi 3’üncü eleme turunda Sparta Prag ile oynanan iki karşılaşmada da 1’er gol kaydetti. Sörloth’un bu iki maçta ortaya koyduğu performans da beğeni topladı.

YEREL GAZETELERDEN ‘FIRTINA FİŞİ ÇEKTİ” YORUMU

Yerel gazeteler, UEFA Avrupa Ligi 3’üncü eleme turu rövanş karşılaşmasında sahasında Sparta Prag’ı 2-1 mağlup ederek adını Play-Off’a yazdıran Trabzonspor için ‘fişi çekti’ yorumunu yaptı. Taka gazetesi, “Mekanın sahibi Avrupa’da coştu”, “Fırtına 2-2’nin rövanşında Sparta Prag’ı Sörloth ve Novak’ın golleriyle mağlup ederek adını Play-Off’a yazdırdı”, Sonnokta gazetesi, “Çektik fişi, aldık bileti. AEK kolla kendini”, “Trabzonspor Prag’ı eledi, Yunan rakibine gözdağı verdi”, Günebakış gazetesi, “Trabzon fişi çekti”, “Trabzonspor, Çekya ekibi Prag’ı şamarladı, Avrupa Ligi yolunda şimdi sıra AEK’ya geldi”, Karadeniz gazetesi, “Novak fişi çekti”, “Fırtına, Play-Off turuna genç Norveçli Sörloth ve ‘arka direk’ Novak’ın golleriyle uzandı” ifadelerine yer verdi.

Trabzonspor, transferi KAP'a bildirdi

Trabzonspor Kulübü'nün Yusuf Yazıcı transferi karşılığında Lille'den kadrosuna kattığı Edgar Miguel Le, 1 yıllığına Feyenoord'a kiralandı.
Bordo-mavililerin KAP'a yaptığı açıklama şöyle;
"Profesyonel futbolcumuz Edgar Miguel IE'nin, 2019-2020 futbol sezonu için Hollanda'nın Feyenoord Rotterdam Kulübüne geçici transferi konusunda anlaşma sağlanmıştır. Yapılan anlaşmaya göre futbolcumuz Edgar Miguel IE'nin 2019 -2020 sezonundaki tüm hak ve alacakları, Feyenoord Kulübü tarafından karşılanacaktır."
Canlı Maç İzle, Taraftarium 24 İzle, Futbol Cafe TV, Şifresiz Maç İzle
submitted by Haberfutbol24 to u/Haberfutbol24 [link] [comments]

Başlangıç - Ok işareti ve Çember Klavye Özel İşaretler Nasıl Yapılır - YouTube Yuvarlak Oyma işareti - YouTube YouTube İki nokta üstüste tuşu bilgisayarda nasıl yapılır - YouTube

Bu işaretleri koca bir ülke olarak yaşıyoruz.Bu sadece ikili ilişkilerde değil,devletin vatandaşa yaptığı biçimiyle de bizi çok yoruyor.En çok zoruma gidenlerden biri de ülke sevgim çok olmamasına rağmen neredeyse her gün kendini devlet sanan sözüm ona demokrasi ve hizmet sevdalıları tarafından vatan hainliğiyle ... TÜRK MÜZİĞİNDE İKİLİ ARALIKLARIN İSİMLENDİRİLMESİ VE DEĞİŞTİRME İŞARETLERİ. Türk müziğine özgü ikili aralıkların her birinin ismi ve harflerle gösterilen sembolleri vardır. Şimdi bunları bir cetvel halinde görelim: Define İşaretleri,Taş İşaretleri,:: ikili Balık işareti Define işaretleri,Mermer taşın üzerine hafif kıvrımlı geriye bakar şekilde iki tane balık işareti genelde hazır para anlamına gelmektedir. Kuyruk kısmı tarafında su birikintisi aranmalı çevresi derin arama cihazlarla mutlaka dikkatli bir şekilde bakılması gerekir. Biseksüelliklerin ikili işaretleri ve nedenleri kimlerdir? Kişinin cinsel yönelimi - bir sorutitiz ve birçokları bu konuda açıkça konuşmaya muktedir değildir. Toplumsal cinsiyet üyelerine ilgi duyan insanlar daima var olmuşlardır, ancak modern dünyada giderek artan bir şekilde tercihlerinden bahsediyorlar. Klavyede kesme işareti ( ‘ ) nerede ? Klavyeden kesme işareti ( ‘ ) nasıl yapılır ? Bu yazımızda sizlere klavyeden kesme işaretinin nasıl yapıldığını gösterdik. İşte detaylar.. Bilgisayar klavyelerinde onlarca tuş bulunmaktadır. Standart bir klavyede bulunan tuş sayısı 100’ün üzerindedir. Klavyeler üzerinde yer alan tuşların büyük bir çoğunluğu harf ve ...

[index] [6069] [7473] [2754] [6190] [1910] [4491] [6864] [4381] [4591] [5125]

Başlangıç - Ok işareti ve Çember

dizinin yeni bölümünde kerem ve ayşe yaşadıklarını efsane aşkı bile kafa tutarlar kerem inatçı ayşe dahada inatçıdır kerem ceyda ile ayşe de omerle mutluluk pozlari verirler ancak ... Okulöncesi eğitim videolarımızda kullanılacak olan ok işareti ve çemberin tanıtımı ile ilgili eğitici ve başlangıç düzeyinde bir videodur. Antik alanlarda ki her türlü isaretle uğraşmak mantıklıdır ama normal oymalarla ugrasmak zaman kaybıdır eğer isaretin hangi medeniyete ait oldugunu bilirsen ... Büyük ikili, küçük ikili, majör ve minör aralıklar. Büyük ikili, küçük ikili, majör ve minör aralıklar. ... İŞARETLERİ - Duration: 4:20. Latif Öz sanat eğitim 12,754 views. 4 ... Enjoy the videos and music you love, upload original content, and share it all with friends, family, and the world on YouTube.

https://forex-portugal.webcamsexepute.eu