İkili Opsiyon

Feanor ve Fingolfin Kimdir?

Feanor ve Fingolfin Kimdir?
En baştan uyarayım, biraz fazla uzun bir yazı. Feanor ve Fingolfin olmak üzere iki parta ayrılıyor. :D Bu ve Orta Dünya ile alakalı diğer yazılarım için uzun zaman önce açtığım bloğa bakabilirsiniz. İsteyenlere link; http://middle-earthh.blogspot.com/2015/02/feanor-ve-fingolfin.html

Feanor

Feanor

Feanor, Ağaçların Çağında Valinor’da Tirion kentinde doğmuştur. Babası Noldor’un Kralı Finwe, annesi ise Serinde Miriel’dir. Annesi Miriel, Feanor doğduktan hemen sonra ruhu bedeninden ayrılmıştır, çünkü bütün gücünü ve kudretini oğlu Feanor’a geçirmiştir. Böylece doğmuştur Noldor’un en kudretlisi, Valinor’un altın ışıkları içinde.. Diğer ismi (babasının verdiği isim), Curufinwe’dir.
Miriel doğumdan sonra bedeni kötü duruma gelince, Finwe Manwe’nin huzuruna çıkıp ondan nasihat istemiş, o da Miriel’i Lorien’de Irmo’nun bakımına vermiş ve orada uykuya dalmış Miriel. Bedeni uyur gözükmüş fakat ruhu bedeninden ayrılıp çoktan Mandos'un Salonlarına gitmiş ve bir daha hiç dönmemiş. Finwe bu duruma çok üzülmüş, sık sık Lorien’e onu ziyarete gitmiş fakat o bir daha hiç uyanmamış, bir süre sonrada Finwe bir daha Lorien’e gitmemiş. Sonra Finwe tüm sevgisini oğlu Feanor’a vermiş, Feanor’un içinde tutuşan gizli bir alev varmış gibi hızla büyümüş. Uzun boylu, güzel yüzlü, iradesi güçlü, gözleri delip geçercesine parlak, saçları kuzguni siyahmış; tüm hedeflerini hırsla ve yolundan dönmeden kovalamaktaymış.
O zamanlar ve sonrasında Noldor arasında aklı en kurnaz, eli en becerikli olan oymuş, Gençlik döneminde bilge Rumil’in eserini geliştirerek Eldar’ın sürekli kullanacağı harfleri tasarlamıştır. Ayrıca değerli taşların oldukları hallerden nasıl daha büyük ve daha parlak olabileceklerini ilk o keşfetmiş.

https://preview.redd.it/ojegavwik4551.png?width=486&format=png&auto=webp&s=21156a67a1266aa7ce75f0bd48b1ac0399d51581
Feanor daha sonraları, Noldor arasında Aule’nin en sevdiği Mahtar isimli ulu bir demircinin kızı olan Nerdanel ile evlenmiştir. Feanor ve Nerdanel’in yedi çocuğu olmuştur. Bunlar; Uzun Maedhros, sesi ülkenin ve denizlerin ötesinden duyulan güçlü şarkıcı Maglor, kumral Celegorm, esmer Caranthir, babasının el becerisinin çoğunu miras almış olan becerikli Curufin, huyları ve yüzleri birbirlerine benzeyen en küçükler olan ikiz Amrod ve Amras'tır.
Finwe, karısı Miriel’in ölümünden sonra tekrar evlenmiştir. İkinci eşi bir Vanyar Elfi olan İndis’tir. Finwe ile İndis’in daha sonraki günlerde; Finarfin ve Fingolfin isimli iki çocukları daha olmuştur. Kardeşler içerisinde dil ve el becerisinde en kudretlileri Feanor’du, ruhu bir alev gibi yanıyordu. Fingolfin ise en güçlü, en metin ve en cesur olanlarıydı. Finarfin ise en iyi, yüreği en bilge olandı.

https://preview.redd.it/tlyesnhjk4551.png?width=486&format=png&auto=webp&s=4f32cf7f6c4a4ca6c812ce2c686cc80b72bb35b4
Feanor’un annesine düşkünlüğü yüzünden, İndis ve oğulları Fingolfin ve Finarfin’e kin duymaktaydı, içlerinde en çokta Fingolfin’i sevmezdi, çocukluklarında bile onlarla sürekli bir rekabet içindeydi. Sürekli başı dik gezerdi ve kendisini kardeşlerinden daha üstün görürdü ve belki de öyleydi, fakat böyle düşünmesi bile onun kalbini daha da köreltmekteydi…
Bütün bu olaylar gelişirken Melkor’un cezası sonuna geldi ve Mandos’un Zindan’larından çıkartılarak tekrar Manwe’nin huzuruna çıkartıldı. Bütün Valar ve Maiar ordalardı, Eldar’ın da çoğu oradaydı. Melkor affedildi ve Valmar sınırlarında yaşamasına izin verildi. Lakin Ulmo ve Tulkas ona aldanmadılar.
Feanor’un düşüncelerinde yeni bir fikir oluşmaktaydı. Ağaçların ışığının nasıl korunabileceğini düşündü uzun bir süre. Sonra uzun ve gizli bir işe girişti, tüm ilmini ve ince hünerlerini bir araya getirdi; her şeyin sonunda Silmaril’leri yarattı. Üç büyük mücevher şeklindeydiler. Arda Krallığında ona zarar verebilecek hiçbir güç yoktu. Feanor, Mücevherlerin iç ateşini Valinor Ağaçları’nın uyumlu ışığından yaratmıştı. Silmaril’ler böylece canlı varlıklar haline gelmişlerdi. Herkes Feanor’un eserlerinin önünde şaşkınlık içinde kaldı. Varda, Silmarilleri Kutsadı; içinde kötülük olan hiçbir kimse onlara el süremesin diye büyüledi. Feanor, taşları Valar’ın korumasına bırakmadı, çünkü onları o kadar çok seviyordu ki, kimselere güvenemezdi. Bu yüzden onları Tirion’da ki Hazine odasının derinliklerine kapattı, babası ve oğulları haricinde kimsenin görmesine izin vermedi.
https://preview.redd.it/m2ryv2vjk4551.png?width=486&format=png&auto=webp&s=179407ad3b01f365d4918f32213df17e91eb8230
Feanor ve Silmariller

Feanor ve Silmariller

Melkor’da Feanor’un yarattığı Üç Taş’ı yakından izlemişti ve içinde onlara karşı bir istek ve hırs oluşmuştu. Melkor, Silmaril’leri istiyordu... Böylece işe koyuldu ve Valar’ı Eldar’a kötülemeye çalıştı, başlarda ufak yalanlarla, sonra ise büyük iftiralarla. Noldor’u hiç sevmedi ve onlara; Valar’ın onları Aman’a hapsettiğini ve Orta Dünya’yı onlardan esirgediklerini söylüyordu. Noldor bu sözlere pek aldırmasa da yine de etkilendi. Feanor’da duydu bu sözleri, içinde özgür olmak ve başka topraklara gitme hissi daha da ateşlendi. Dahası Melkor, Noldor’u da kendi içinde düşürmeye çalıştı, Feanor ile İndis’in oğullarının arasını açtı. Sonunda Melkor başarılı oldu ve Valinor’un parlak günlerinin sonunu getirdi; Feanor artık açık açık özgür olacağını, dış dünyaya, Orta Dünya’ya göç edeceğini ve eğer gelirlerse Noldor’u da esaretten kurtaracağını söylüyordu ve Valar’ın hükmüne karşı çıkıyordu. Fingolfin, Feanor’un kendini sanki bir kralmış gibi görmesinden rahatsız olmuş ve bu konuyu babası ile konuşmak için Tirion’un sarayına gitmiş, Feanor onu orada görmüş ve kendisini babasına kötülediğini düşünerek olaya girmiştir. Bu durum üzerine Fingolfin hiçbir kelime etmeden saraydan ayrılmıştır. Feanor onu takip edip dışarıda onu sıkıştırmış ve kılıcını çekip tehtid etmiştir. Bunun sonucunda Valar, Feanor’u huzurlarına çağırdı. Sonunda her şey açığa çıktı ve Melkor suçlandı, Tulkas derhal ayrılarak Melkor’u aramaya gitti. Lakin bu Feanor’un suçunu hafifletmedi. Feanor 12 yıllık bir sürgüne mahkum edildi. Bu sürgüne babası da onunla geldi. Ayrıca yedi çocuğu da onunla birlikte gitti. Bu süre içinde Fingolfin, Tirion’da ki Noldor’u yönetti.
Sürgün bitti ve Feanor ve maiyeti Formenos’a geri döndü. Bir süre sonra Melkor açık açık Formenos’a gelerek Feanor'la konuştu. Fakat Feanor onu evinden kovdu. Melkor bir süre kimselere gözükmedi. Valar dostluk için bir divan daha topladı ve bütün Eldar’ı çağırdı. Birçok kişi geldi, gelenler arasında Feanor ve Fingolfin’de vardı. Finwe, Formenos’da kalmıştı. Divan sırasında Fingolfin ve Feanor’a barışmaları emredildi ve Fingolfin, Feanor’un çizdiği yoldan gitmeye yemin etti. Bu divan sürerken Melkor, Ungoliant isimli bir başka güç ile iki ağaca saldırmış ve ışıklarını söndürmüştü. Haber Manwe’nin divanına ulaştı, inanılmaz bir kargaşa çıktı, Tulkas ve Orome hemen ayrıldılar. Ağaçların yanına gittiler, hemen arkalarında da birçok Eldar geliyordu fakat ışık sönmüştü, Melkor orada yoktu. Eldar ve Valar ağaçların yanındayken Melkor ve Ungoliant Formenos’a gittiler ve kapıları kırıp içeri girdiler, orada kral Finwe önlerine dikildi. Melkor tek bir hamlede Finwe’yi öldürüp cansız bedenini yere serdi. Ardından hızla hazine odasına gidip tüm hazineleri ve Silmariller’in olduğu sandığı da alarak kuzeye doğru kaçtılar oradan Helcaraxe geçitlerine gittiler ve Orta Dünya topraklarına girdiler. Formenos’taki olaylar bir yıldırım gibi ulaştı Valar'a ve Noldor’a. Feanor ve Fingolfin acı içinde ağladılar. Tam o sırada Feanor intikam için yemin etti ve her nereye giderse gitsin Melkor’u takip edeceğini ve Silmarilleri ondan alacağını söyledi.
…ve böylece başladı orta dünyaya yolculuk, Feanor Tirion meydanında konuştu ve halkının büyük bir kısmını ikna etti, Fingolfin de yemini üzerine, Feanor ile gideceğini açıkladı ve birçok Noldor yolculuğa çıktı, Finarfin ve onun isteğini dinleyen Noldor da gideceklerdi. Yolculuk başladı Alqualonde limanlarına vardılar orada Teleri’den yardım istediler, fakat Teleri yardım etmeyi reddetti. Feanor ve çocukları Teleriyle savaştı. Bu savaş ilerde “Kardeş Katliamı” olarak adlandırıldı. Fakat Fingolfin geriden geldiği için savaşmadı. Bu savaşın sonunda Mandos gökte belirdi ve hükmünü açıkladı; Noldor lanetlemişti, bu yolculuk onların sonu olacaktı. Fakat Feanor vazgeçmedi gemileri aldı, Fingolfin’de devam etmek zorundaydı. Fakat Finarfin ve halkı gitmekten vazgeçtiler ve Tirion’a geri döndüler. Feanor limandan gemilerle Ayrıldı fakat Fingolfin’e ve halkına ihanet etti ve onları gemilere aldırmadı. Fingolfin Feanor’a kızdı ve ne olursa olsun dönmeyeceklerini açıkladı ve Helcaraxe geçidine yöneldiler, bir çok Noldor öldü.
Feanor, Beleriand’a girdi ve savaş için hazırlandı, Angband’a öncüler yollayıp gözetletti. Ve Noldor’un Beleriand’daki ilk savaşı başladı, bu savaşa “Dagor-nuin-giliath” anlamı ise “Yıldızların Altındaki Savaş”tır. Elfler büyük bir zafer kazandılar,savaşın bitmesine yakın Feanor, hırslanıp yanında birkaç arkadaşı ile birlikte Angband'ın kapısına kadar at sürmüştür, pusuda yatmış olan Balrog’lar bir anda ortaya çıkarak grubu çember içine almıştır, uzun süre mücadele eden Feanor en sonunda aldığı yaraların sonucunda zayıf düşmüş ve bedeni Balrogların efendisi Gothmog tarafından yere çarpılmıştır, tam bu sırada yetişen oğulları babalarının yardımına gelmiş onu kurtarmışlardır, ama en büyük oğul Maedhros, Morgoth'a esir düşmüştür. Geri dönüş yolunda Feanor öleceğini anlayıp oğullarına durmalarını emretmiştir. Son sözleri ise, ne olursa olsun Morgoth’un peşini bırakmamaları ve ne pahasına olursa olsun Silmarilleri geri almaları üzerine olmuştur.
Feanor acı içinde ölmüştür, ruhunun alevi oracıkta bedenini küle çevirmiştir. Geriye ise hiçbir şey kalmamıştır. Noldor’un en kudretlisi de Arda topraklarına böylece veda etmiştir…

https://preview.redd.it/yibvltdqk4551.png?width=486&format=png&auto=webp&s=af62b196aceb14ab414a3aa4a93a6069915b6edc
Feanor iyi-kötü bir çok şey yapmıştır, Feanor olmasaydı Eldar'ın en güçlü halkı Noldor'un tarihi, hatta Orta Dünya'nın tarihi bu kadar uzun olmazdı... Her şey bittiğinde Eldar kulaklarında Feanor'un sözleri hep çınladı ve kararan Valinor'un simgesi hiç kaybolmadı gözlerinden. İşte Feanor'un binlerce yıl geçmesine rağmen hafızalardan silinmeyen sözleri;
"Neden, Ey Noldor halkı, neden bizi koruyamayan, hatta kendi topraklarını bile Düşman'ına karşı koruyamayan kıskanç Valar'a hizmet edelim? O, düşmanları olduğu halde, akrabaları değilmi? İntikam, bu yüzden beni çağırdı, ama öyle olsa bile, bundan sonra babamın katili ve hazinemin hırsızının akrabalarıyla aynı topraklar üzerinde yaşamayacağım. Bu cesur halk arasındaki tek cesur ben değilim. Hepiniz kralınızı kaybetmediniz mi? Kaybedecek daha neyiniz var ki dağlar ve deniz arasındaki bu dar toprağa takılıyorsunuz? Bir zamanlarda Valar'ın Orta Dünya'dan esirgediği ışık vardı ama şimdi karanlık her yere yayıldı. Pusun tacizine uğrayan ve nankör denize boşuna göz yaşı döken gölgelenmiş bir halk olarak sonsuza dek burada kıpırdamadan yas mı tutacağız? Yoksa yurdumuza mı döneceğiz? Özgür halkın yürüdüğü Cuivienen'de, bulutsuz yıldızların altında tatlı sular akıyor, geniş toprakları etrafa uzanıyor. Hepsi orada, delilik ederek terk ettiğimiz her şey orada hala bizi bekliyor. Gelin dönelim! Bırakın bu şehri korkaklar korusun."
Noldor'un hatırladığı başka bir şey daha vardı, hatıraları canlandıkça hala acı içinde ağlarlar.

Mandos'un kehaneti
"Sayısız gözyaşı dökeceksiniz. Valar, Valinor'u size karşı kapatacak ve sizi dışarıda bırakacak, böylece ağıtınızın yankısı bile dağları aşamayacak. Valar'ın gazabı Batı'dan Doğu'nun en ucuna dek Feanor Hanedanı üzerine yayılacak, onları izleyenlerinde üzerine yayılacak. Yeminleri onları sürükleyecek, onlara ihanet edecek. İyi başlayan herşey kötü bitecek; Akrabanın akrabaya ihanetiyle, ihanete uğrama korkusu doğacak. Onlar sonsuza dek mahrum edilenler olacak.
"Siz haksız bir şekilde akrabalarınızın kanını döktünüz, Aman topraklarını lekelediniz. Kana karşı kan vereceksiniz ve Aman'ın ötesinde Ölüm'ün gölgesinde yaşaycaksınız. Bunun için Eru sizin Ea'da ölmemenize karar verdi; ve hiçbir hastalık sizi ele geçiremeyecek ama katledilebilirsiniz ve katledileceksiniz: silahla, işkenceyle ve kederle; sonra yurtsuz ruhlarınız Mandos'a gelecek. Orada bedenlerinizi özleyerek bekleyeceksiniz ve katlettikleriniz gelip sizin için yalvarırlarsa biraz merhamet bulabileceksiniz. Orta Dünya'da kalıp Mandos'a dönmeyenler, büyük bir yük taşıyormuşçasına bitkinleşecekler, gittikçe solacaklar ve arkalarından gelecek daha genç ırkın önünde pişmanlık gölgeleri olacaklar. Valar konuştu"
... işte böyle son bulur Noldor'un yazgısı...
https://preview.redd.it/h35aj6tqk4551.png?width=486&format=png&auto=webp&s=8cae07d7951c9653eaab65e365ecd81c7ec963b6

Fingolfin

Fingolfin

Noldor’un kralı Finwë idi. Finwë’nin oğulları ise Fëanor ve Fingolfin ve Finarfin; yalnız Fëanor’un annesi Serinde Miriel iken, Fingolfin ile Finarfin’in anaları Vanyar soyundan Indis idi.
Eşi göçüp gittikten sonra, vakti saati gelince Güzel Indis’i aldı Finwë ikinci eşi olarak.
Babasının düğününü hiç de hoş karşılamadı Fëanor ve ne Indis'e, ne de oğulları Fingolfin ve Finarfin’e içten bir sevgi besledi.
Fëanor, dilinde de elinin becerisinde de en kudretli olandı ve kardeşlerinden üstündü, ruhu tutuşmuş, alev alev yanıyordu. Fingolfin en güçlü, en sebatkar ve gözü pek olanlarıydı. Finarfin ise en adil, yüreği en bilge olandı; sonraları Olwë’nin oğulları, yeni Teleri’nin efendileri ile dost oldu ve Olwë’nin kızı, Alqualonde’nin kuğu-bakiresi Eärwen’i eş olarak aldı.

https://preview.redd.it/zfmgkfnfl4551.png?width=486&format=png&auto=webp&s=50fa52d99013d2f56aea2c039e7df37b601720a2
Fingolfin’in oğulları, sonradan dünyanın kuzeyinde Noldor’un başına geçen Fingon, Gondolin’in efendisi Turgon idi, kız kardeşleri Ak Aradhel’di. Eldar’da geçen yıllarında henüz ağabeylerinden küçüktü, fakat sonradan serpilip güzelleşti ve uzayıp güçlendi; ormanda ata binip avlanmayı çok sevdi. Genellikle akrabaları Fëanor’un oğulları ile birlikteydi, fakat hiçbirine kaptırmadı yüreğini. Saçları koyu, teni solgun olduğu ve gümüş rengi ile beyazdan başka renkte kıyafet giymediği için Ar-Feinel, yani Noldor’un Ak Hanımı derlerdi ona.
Aman’da herkesin saygı ile önlerinde eğildiği Finwë’nin büyük oğulları Fëanor ve Fingolfin yüce prenslerdi, fakat şimdi sahip oldukları haklar ve mal mülk yüzünden kibre ve kıskançlığa kapılıp gitmişlerdi. Ardından Melkor, Eldamar’da ortalığa yalanlar yaydı ve Fëanor’un kulağına şu dedikodu ulaştı: Güya Fingolfin ve oğulları, Finwë’nin ve büyük oğlu Fëanor’un hakimiyetine el koymak ve onların yerine geçmek için entrikalar hazırlıyorlardı; Valar’ın da izniyle oluyordu tüm bunlar, çünkü Silmariller kendi korumalarına bırakılmayıp da Tirion’da tutuldukları için onlar da hoşnutsuzlardı. Fingolfin ve Finarfin’e ise şu sözler söylendi: “Aman dikkat! Miriel’in kibirli oğlunun, Indis’in oğullarına karşı sevgisi daima kıt olmuştur. Şimdi büyüyüp güçlendi ve babasını kendi tarafına çekti. Çok geçmez, en yakın zamanda sizi Tuna’dan ötelere sürecektir!”
Işte böylece Melkor yalanlar ve çirkin dedikodular ve yanlış öğütlerle Noldor’un yüreklerinde bir çatışma ateşi yaktı ve onların kavgası sonunda Valinor’un parlak günleri sona erdi; eski ihtişamının akşamı gelip çattı.
Çünkü Fëanor, Valinor’dan ayrılıp dünyaya yeniden dönebileceğini ve onun peşinden gittikleri taktirde Noldor’u esaretten kurtarabileceğini haykırarak, Valar’a karşı alenen isyankar sözler etmeye başladı.
Ardından Tirion’da müthiş bir huzursuzluk baş gösterdi ve Finwë sıkıntıya düşüp tüm reislerini divana çağırdı. Fakat Fingolfin hışımla evine gelerek karşısında dikildi ve şunu söyledi:
“Kralım ve babam, pek yerinde bir biçimde Ateşin Ruhu adını almış kardeşimiz Curufinwë’nin kibrini zapt etmeyecek misiniz? O kim alıyor da, kral kendisiymiş gibi halkımız adına konuşuyor? Uzun süre evvel Quendi’nin karşısına geçip, Valar’ın Aman’a gelmemiz için yaptığı çağrıyı kabul etmelerini emreden sizdiniz. Orta Dünya’nın tehlikeleri içinden Eldamar’ın ışığına doğru uzanan zorlu yol boyunca Noldor’u sürükleyen sizdiniz Şimdi eğer bundan pişmanlık duymuyorsanız, en azından iki oğlunuzu sözlerinizle ödüllendirmeniz lazım geliyor.”
Ama Fingolfin daha sözlerini tamamlamadan Fëanor koca koca adımlarla odaya girdi; tepeden tırnağa silahlıydı: “Işte böyle, tam da tahmin ettiğim gibi,” dedi. “Üvey kardeşim, her meselede olduğu gibi bunda da babamı yanına alıp, önüme geçecektir.” Sonra Fingolfin’e dönüp kılıcını çekti ve bağırdı: “Çekil git karşımdan ve ait olduğun yere dön!”
Fingolfin, Finwë’nin önünde eğildi ve Fëanor’a bir laf yahut tek bir bakış bile atmadan, odadan çıkıp gitti. Ama Fëanor peşi sıra çıktı ve kralın evinin kapısında yolunu kesip parlak kılıcının ucunu Fingolfin’in göğsüne dayayıverdi.
“Bak üvey kardeşim! Bu kılıcın ucu senin dilinden keskindir. Yerimi ve babamın sevgisini de zorla elimden almayı hele bir dene; o vakit belki Noldor halkı, esirlerin efendisi olmaya hevesli birinden kurtulur!”
Finwë’nin evi Mindon’un dibindeki büyük meydanda bulunduğu için, bu sözler pek çok kişinin kulağına gitti, fakat Fingolfin yine cevap vermedi ve kalabalığın içinden sessizce geçip kardeşi Finarfin’i aramaya gitti.
Esasında Noldor arasındaki huzursuzluk Valar’dan gizlenmemişti, ama bu huzursuzluğun tohumları karanlıkta ekilmişti; bu yüzden, tüm Noldor kibre bulandıkları halde, inadı ve küstahlığıyla meşhur Fëanor, onlar aleyhinde sözler söylediği için hoşnutsuzluğun elebaşı diye bellendi. Ve Manwë kederlense bile yalnızca olanları izledi ve tek söz söylemedi. Valar, Eldar’ı topraklarında kalmakta ve gitmekte hür olmaları şartıyla getirmişlerdi; ayrılışları çılgınlık olarak görseler bile onları yollarından döndüremezlerdi. Fakat artık Fëanor’un yaptıklarının göz yumulur hali kalmamıştı, Valar öfkelenmiş ve yılmışlardı; ettiği lafların ve giriştiği işlerin hesabını versin diye Valmar’ın kapısında huzurlarına çıkmaya çağırdılar onu. Bu meseleye karışan ya da bir şeyler bilen diğer herkes de çağrıldı ve Hüküm Çemberi’nde Mandos’un huzurunda duran Fëanor’a sorulan tüm soruları cevaplaması emredildi. Nihayet meselenin ötesi berisi açıklığa kavuştu ve Melkor’un başlarına açtığı bela ortaya döküldü; bunun üzerine Tulkas derhal divanı terk etti ve onu tekrar yargılanması için getirmeyi gitti. Fakat Fëanor suçsuz ve günahsız bulunmadı, çünkü Valinor’un huzurunu bozup, soyundan gelene kılıç çekmişti ve Mandos ona hitaben şöyle söyledi:
"Esaretten bahsediyordun. Eğer esaretse bu, kaçıp gidemezsin, çünkü Manwë yalnız Aman’ın değil, tüm Arda diyarının kralıdır. Ve senin bu yaptıkların ister Aman’da ister başka yerde, meşru değildir. Bu yüzden işte bu hükme uğradın: On iki yıl boyunca, tehdidin ağzından çıktığı yerden, Tirion’dan ayrı kalacaksın. Bu süre zarfında düşün taşın, kim olduğunu, ne olduğunu hatırla. Diğerleri de seni affederler ise, o vakitten sonra bu mesele kapanıp nihayete kavuşmuş olacak.”
Sonra Fingolfin söz aldi ve, “Ağabeyimi affedeceğim,” dedi. Fakat Fëanor tek bir söz söylemedi; Valar’ın huzurunda öylece dikildi. Ardından dönüp çıktı divandan ve sonra da Valmar’ı terk etti.
Onunla birlikte yedi oğlu da gitti sürgüne; kuzey taraflarındaki tepelerde sağlam bir yurt ve hazine edindiler ve Formenos’ta bin bir çeşit cevher ile silah istiflediler; Silmariller ise demirden bir bölmeye kaldırıldı. Kral Finwë de, oğlu Fëanor’a duyduğu sevgi yüzünden çıkıp buraya geldi ve Tirion’da Noldor’un başına Fingolfin geçti. Fëanor kendi yapıp ettikleri bütün bu olaylara çanak tuttuysa da neticede Melkor’un tohumlarını ektiği husumet sürüp gitti ve uzun bir müddet boyunca Fingolfin’in ve Fëanor’un oğulları arasında baki kaldı.
Manwë, Noldor arasında baş göstermiş olan kötülüğe şifa bulmayı kafasına koymuştu ve prensler arasındaki derdin kederin bir kenara bırakılıp Düşmanın yalanlarının hafızalardan silinmesi için herkes Manwë’nin evine davet edilmişti.
https://preview.redd.it/v6d84q7gl4551.png?width=486&format=png&auto=webp&s=feaf04dc6ba2dcfa6670080b26ddb4feeee7b251
Vanyar çıkıp geldiler şölene, Tirion'lu Noldor’la Maiar da toplandılar bir araya; Valar'da tüm güzellikleri ve ihtişamları ile dizildiler yan yana ve Manwë ile Varda’nın muazzam salonlarında, çıkıp karşılarına şarkılar söylediler, batıda kalan Ağaçlara dönük yemyeşil yamaçlarda dans ettiler. O gün bomboş kaldı Valmar sokakları ve Tirion’un merdivenlerde çıt çıkmadı ve tüm diyar huzur içinde uykuya yattı. Sadece dağların öte tarafındaki Teleri hala şarkılar söylüyordu denizin kıyısında, çünkü ne mevsimler ne de zaman pek umurlarında değildi onların ve Arda hükümdarlarının meselelerine ya da henüz onlara dokunmamış olan Valinor üzerindeki gölgeye hiç akıllarını yormuyorlardı.
Manwë’nin tasarladığı şölenin tadını kaçıran tek bir şey oldu. Manwë’nin sadece Fëanor’a gelmesini emrettiği için, o da yalnız başına geldi; Finwë onunla birlikte gelmedi, Formenoslu diğer Noldor da. Şöyle söylemişti çünkü Finwë:
“Oğlum Fëanor’un Tirion’a gidememe cezası sürdükçe, ben de el çekiyorum krallıktan ve görüşmüyorum kendi halkımla.”
Ve Fëanor geldi, ama ne şölen giysileri içindeydi, ne de takılara bezenmişti, gümüş, altın yahut başka bir değerli taş yoktu üzerinde; Valar ile Eldar’ı Silmarillerin görüntüsünden mahrum etti ve onları Formenos’taki demir bölmede kilitli bıraktı. Yine de Manwë’nin tahtı önünde karşı karşıya geldi Fingolfin’le ve barıştı, sözde; Fingolfin ise kılıcın kınından çıkmasının lafını bile etmedi. Fingolfin elini uzatıp şunları dedi: “Söz verdiğimi şimdi yapıyorum ve yaşadığımız tatsızlığı unutuyorum.”
Fëanor sessizce uzanıp tuttu elini, ama Fingolfin sözlerini sürdürdü “Kan bağıyla üvey, yürek bağıyla öz kardeşin olacağım. Sen rehberim olacaksın, ben peşin sıra geleceğim. Hiçbir keder ayırmasın bizi.”
“Duydum sözlerini,” dedi Fëanor. “Öyle olsun.” Fakat ikisi de sözlerinin taşıyabileceği anlamdan habersizdi.
Derler ki Fëanor ve Fingolfin henüz Manwë’nin huzurunda iken, her iki Ağacın da ışıldadığı bir anda birbirine karıştı ışıklar ve sessiz Valmar şehri gümüş ve altın rengi bir parıltıya boğuldu. Tam o saatte Melkor ve Ungoliant ağaçları yok etti.
Haber şölene ulaşınca Manwë, Fëanor’a Silmarilleri verip veremeyeceğini sordu. O sırada başka bir haber şölene ulaştı. Morgoth, Fëanor’un evine gidip Finwë’yi öldürmüş ve silmarilleri çalmıştı.
O zaman Fëanor ayrıldı. Sonra korkunç bir ant içti. Yedi oğlu da hep birden onun etrafına atılıp aynı yemini ettiler ve kılıçları, meşalelerin göz kamaştıran ışığında kan kırmızısı parıldadı. Yeminlerini bozmayacaklarına Iluvatar adına söz verdiler ve bozarsak eğer, kavlimizi, Ebedi Karanlığa gömülelim dediler. Mänwe’yi, Varda’yı ve kutlu Taniquetil Dağı’nı şahit gösterip, ister Vala, ister Iblis, Elf yahut henüz doğmamış Insan, küçük büyük, hayırlı veya belalı, günlerin sonuna dek, zamanın doğuracağı her cinsten varlığı, Silmarillerin tekini bile ellerine almaları, çalmaları, yahut da saklamaları durumunda, Dünya’nın sonuna dek intikam ve nefret hisleriyle takip edeceklerine ant içtiler.

Feanor ve Oğullarının Yemini
Bu yemin Fingolfin’i de bağlıyordu, çünkü Fëanor’a, onu hep takip edeceğine dair yemin etmişti.
Fëanor, Morgoth’un peşinden Orta-Dünya’ya geçecekti ve Teleri’den yardım istemek için Alqualonde’ye gitti. Fakat Teleri Elfleri yardım etmeyince Fëanor öfkelendi. Kuğular Limanına gidip oradaki gemileri zorla almaya karar verdi. Fakat Teleri, Fëanor’a karşı koydu ve her iki taraf da büyük kayıplar verdi, ama Noldor’un öncü kolunun imdadına Fingolfin’in öncü topluluğu ile Fingon yetişti. Bir çarpışmanın gerçekleştiğini ve akrabalarının yenildiğini görüp, kargaşanın nedenini falan öğrenemeden öne atıldılar; bazıları ise Teleri’nin Valar’ın emri üzerine, Noldor’un yollarını kesmeye çabaladıklarını düşünmüşlerdi.
Sonunda Teleri yenilgiye uğratıldı ve Alqualonde’de yaşayan denizcilerin büyük bir bölümü katledildi. Çünkü hem Noldor haklı öfkeye ve umutsuzluğa kapılmış, hem de, büyük çoğunluğu incecik yaylardan başka bir şey taşımayan Teleri halkı güçsüz kalmışlardı.

İlk Akraba Kıyımı
Her şeye rağmen Noldor’un büyük bir kısmı katı ve fırtına dindiğinde devam ettiler, fakat onlar ilerledikçe yol daha da uzuyor, daha da korkunç bir hale geliyordu. Hadsiz hesapsız karanlık içinde upuzun bir zaman yürüdükten sonra, dağlık ve soğuk Araman çöllerinden geçip nihayet Korunaklı Ülke’nin kuzey sınırlarına vardılar. Burada aniden, bir kayanın üzerinde dikilmiş duran ve aşağıdaki sahile doğru bakan bir karaltı gördüler. Bazıları bunun, Manwe’nin gönderdiği sıradan bir haberci değil, Mandos’un ta kendisi olduğunu söyler. Neyse, Noldor yüksek bir ses duydular, yüksek olduğu kadar da tumturaklı ve ürkütücü bir ses; onlara durup dinlemelerini emrediyordu. Ardından hepsi birden durdu, put kesildiler ve Noldor halkı bir baştan öbür başa dek, hep birlikte, Kuzey’in Kehaneti ve Noldor’un Hükmü diye anılan laneti ve kehaneti bildiren bu sesi duydu. Söylenenlerin pek çoğu, Noldor’un başlarına gelene dek anlamadıkları acıları, karanlık bir dille haber veriyordu; ne kalabilecek, ne Valar’ın affını yahut hükmünü isteyebileceklerdi, anladıkları kadarıyla lanet buydu.
Yine de Fëanor yeminine sadık kalarak yoluna devam etmeye karar verdi. Fakat Finarfin yürüyüşten ayrıldı.
Nihayet Noldor, Arda’nın kuzey ucuna ulaştılar ve denizde süzülen ilk buz parçalarını görünce Helcaraxe’ye pek bir yolları kalmadığını anladılar. Doğuya kıvrılan Aman toprakları ile Endor’un batıya uzanan doğu kıyıları ( işte Orta Dünya burasıydı ) arasından Kuşatan Deniz’in buz gibi suları ile Belegaer’in dalgalarının bir olup aktığı daracık bir boğaz uzanıyordu; burası nefes kesen soğuğun uçsuz bucaksız sisi ve pusuyla, bir de denizin akıntıları, buz tepelerinin çarpışmaları ve derinlere gömülmüş buzların gıcırtıları ile doluydu. Böylesi bir yerdi Helcaraxe ve o zamana dek Valar ile Ungoliant dışında kimse buraya ayak basacak kadar gözü pek çıkmamıştı.
Noldor burada durdu ve Orta Dünya’ya nasıl geçebileceklerini tartışmaya başladılar. Orta Dünya’ya gemi ile geçmeye karar verdiler fakat gemilerin sayısı az olduğu için önce Fëanor’a bağlı grup geçti Orta-Dünya’ya.
Fakat karaya çıkar çıkmaz, Morgoth’un yalanları aralarına girmeden evvel Fingon’un dostu olan büyük Maedhros, Fëanor’a şöyle söyledi:
Peki, şimdi hangi gemilerle kürekçileri geri gönderip, ilk kimleri getireceksin buraya? Yiğit Fingon mu yoksa?
Fëanor çıldırmış gibi kahkaha attı ve bağırdı:
“Hiçbirini ve hiç kimseyi! Arkamda bıraktıklarımı artık kayıptan saymıyorum; zaten gereksiz yük olduklarını gördük yol boyu. Adıma lanet okuyanları ve hala da lanetleyenleri bırakalım gitsinler, ahlaya vahlaya dönsünler Valar’ın kafesine! Yakın şu gemileri!”
Bu sözler üzerine Maedhros sadece kenara çekildi, ama Fëanor Teleri’nin ak gemilerini ateşe verdirdi. Ve böylece, Drengist Körfezi’nin ağzında, Losgar denen o yerde, denizler üzerinde süzülmüş olan en güzel gemiler, parlak ve ürkütücü alevler tarafından yutularak küle döndü. Fingolfin’le halkı bulutların altında kızıl kızıl parlayan ışığı ta uzaktan gördü ve ihanete uğradıklarını anladı. Bu, Akraba Kıyımı’nın ve Noldor’un Hükmü’nün ilk meyvesiydi.

Gemilerin ateşe verilmesi
Bunun üzerine Fingolfin, Fëanor’un kendisini Araman’da ölüme terk ettiğini ya da utanç içinde Valinor’a geri dönmek zorunda bıraktığını fark edip kedere boğuldu, ama artık, o ana dek olmadığı kadar çok istiyordu Orta Dünya’ya gidip Fëanor’la yeniden karşılaşmayı. Ve Fingolfin’le halkı uzun bir müddet sefalet çekerek yürüdü, ama karşılarına çıkan zorluklar kahramanlıkları ve metanetlerini arttırdı, çünkü onlar kudretli bir halktı; Iluvatar Eru’nun ilk ölümsüz çocuklarıydılar; Kutlu Ülke’den yeni gelmişlerdi ve yeryüzünün bezginliği işlememişti içlerine henüz. Kalplerinde yanıp duran ateş tazecikti; başlarında Fingolfin’le oğulları ve Finrod ve Galadriel ile kuzeyin en zorlu taraflarına doğru ilerleme cesaretinin gösterdiler ve sonunda Helcaraxe’nin dehşetine ve zalim buz dağlarına dayanmanın başka bir yolunu bulamadılar. Bu umutsuz yolculuk, cesaret ve keder hususunda Noldor’un giriştikleri belki de en zorlu işti. Bu yol üzerinde Turgon’un eşi Elenwe kayboldu ve başka pek çok Noldor ölüp gitti; Fingolfin tüm badireleri atlatıp sayıca azalan topluluğunu nihayet Öte Topraklara çıkardı. Kalplerinde Fëanor ve oğullarına duydukları bir sevgi kırıntısıyla, sonunda peşine düştüler ve ayın ilk yükselişinde borularını üflediler.
https://preview.redd.it/yr6b72w0m4551.png?width=486&format=png&auto=webp&s=966f09377643fbe3dae865784f7101b7f44daeeb
Dagor-nuin Giliath savaşında Fëanor’un tarafı yenilmişti, Fëanor ölmüş, Maedhros esir düşmüştü. Fingon, Noldor arasındaki anlaşmazlığa son vermek için, Thangorodrim’deki kayalara bağlanmış Maedhros’u kurtardı. Fingon başardığı bu işle büyük şöhret kazandı ve Fingolfin ve Fëanor hanedanı arasındaki nefret yatıştı. Çünkü Maedhros, Araman’da onları terk ettikleri için af diledi; Noldor üzerindeki hükümdarlık iddiasından feragat etti ve Fingolfin’e şöyle seslendi: “Aramızda bir keder gölgesi düşürmedikçe, efendim, Finwë hanedanın hem en yaşlısı, hem de buna yaraşır biçimde en bilgesi olarak hükümdarlık hakkı sizin olmalıdır.” Ama kardeşleri bu sözlerine asla yürekten katılmadılar.
https://preview.redd.it/o046fa11m4551.png?width=486&format=png&auto=webp&s=f37f2a47663673c5ab1d08d864c4b814aad87d34
Bu yüzden, aynen Maedhros’un önceden haber verdiği biçimde, Elendë ve Beleriand’ın himayesi yaşlı olandan Fingolfin hanedanına geçtiği için ve Silmarilleri kaybettikleri için Fëanor hanedanına, Yoksun Bırakılanlar dendi. Fakat yeniden bir araya gelmiş olan Noldor, Dor Daedeloth sınırları üzerine bir gözcü koyup Angband’ı batı, güney ve doğu cenabından kuşattılar.
Güneşle geçen 20. yıldönümünde Noldor Kralı Fingolfin büyük bir şölen tertip etti ve bu şölen bahar zamanı, coşkun Norog Nehri’nin doğduğu yerde, Ivrin gölcüklerinin yanında yapıldı, çünkü buralar, kuzeye karşı onlara siper olan Gölge Dağları’nın eteklerinde yeşil ve asude topraklardı. Bu şölende yaşanan neşe, sonradan gelen kederli günlerde uzun uzun hatırlandı ve şölene Yeniden Birleşme Şöleni manasında Meret Aderthad dediler.
İşte bu yıllar, yani Güneş işe Ay’ın altında saadetin yaşandığı devirdi ve bütün ülke halinden hoşnuttu hoşnut olmasına, ama yine de Gölge kuzeyde kapkara çöreklenmiş oturuyordu.
O dönemde insanlar Orta-Dünya’ya gelmişlerdi. Angband Kuşatması’nın üzerinden yaklaşık 400 yıl geçmişti.
Karanlık ve aysız bir kış gecesiydi ve geniş Ard-galen düzlüğü Noldor’un tepelerdeki kalelerinden Thangorodrim’in eteklerine kadar soğuk yıldızların ışığı altında loş bir biçimde uzanıyordu. Gözcü ateşleri sakin sakin yanıyor, düzlüğün üzerindeki Hithlum süvarilerinin karargahlarında ancak birkaç kişi uyanıktı. İşte o sırada Morgoth, Thangorodrim’den aşağıya, Balroglardan daha hızlı ilerleyen müthiş ateş nehirleri yolladı ve düzlüğün tamamını bu ateşle kapladı; Demir Dağlar çeşit çeşit zehirler taşıyan ateşler püskürttü; bu ateşlerin havaya yayılıp her yanı kötü kokutan dumanı ölüm saçıyordu. Büyük muharebelerin dördüncüsü, Dagor Bragolach, Ani Alev Muharebesi işte böyle başladı.
https://preview.redd.it/9tmb73p1m4551.png?width=486&format=png&auto=webp&s=730de8ae108b9205fdd9e772605896e9d63fcce5
Bu ateşin önünde bütün ihtişamıyla ejderlerin atası olan altın Glaurung yanında Balroglarla geldi; onların ardında da Noldor’un daha evvelden görmediği, hayal dahi etmediği kadar geniş Ork orduları, kapkaranlık sökün ettiler. Noldor’un kalesine saldırıp Angband’ın üzerindeki kuşatmayı yıktılar ve Noldor ile onun müttefiki olan Gri Elflerle İnsanları buldukları yerde katlettiler.
Hithlum’a, Dorthonion’un kaybedildiğine, Finarfin’in oğullarının yenildiğine ve Fëanor’un oğullarının topraklarından sürüldüğüne dair haberler geldi. Bunun üzerine Fingolfin (kendisine göre) bu olayları Noldor’un nihai yıkımı ve tüm hanedanların geri dönülmez yenilgisi olarak niteledi; içi böyle büyük bir keder ve hınçla doldu ki müthiş atı Rochallor’a bindi ve tek başına uzaklaştı, kimseler de ona mani olamadı. Tozun ortasında esen bir rüzgar gibi Dor-nu-Fauglith’in üzerinden geçti; onu bu hızla geçerken görenleri hepsi de Oremë’nin kalkıp geldiğini zannedip, şaşkınlık içinde kaçıştılar; çünkü Fingolfin tepeden tırnağa öfke kesilmişti, bu yüzden de gözleri tıpkı Valar’ınki gibi parlıyordu. Böylece tek başına Angband’ın kapılarına gelip borusunu çaldı; bir kez daha pirinçten kapılara vurup, Morgoth’a meydan okudu ve teke tek bir dövüş için meydana çıkmasını istedi. Ve Morgoth geldi.
Kayalar Fingolfin’in borusunun keskin sesiyle çınlıyor ve sesi Angband’ın derinliklerine kadar keskin ve apaçık bir şekilde geliyordu; Fingolfin, Morgoth’a alçak ve esirlerin efendisi diye hitap ediyordu. Bu yüzden Morgoth yerin altındaki tahtından yavaş yavaş tırmanıp geldi; ayak sesleri yer altından yükselen gök gürültüsü gibiydi. Kara zırhlara bürünmüş halde dışarı çıktı ve Kral’ın karşısında demir taçlı bir kule gibi dikildi; armasız, kapkara, kocaman kalkanı da Kral’ı bir fırtına bulutu gibi gölgeledi. Ama Fingolfin gölgenin altında bir yıldız gibi parlıyordu, çünkü zırhı gümüşle kaplanmış ve mavi kalkanı kristallerle bezenmişti ve buz gibi parlayan kılıcı Ringil’i çekti.

https://preview.redd.it/qdevp9rym4551.png?width=557&format=png&auto=webp&s=d9e52034e62006fd7c3510b3cb00f2419b801227
Bunun üzerine Morgoth, Ölüler Diyarının Çekici, Grond’u hızla yukarıya kaldırıp bir yıldırım gibi aşağıya savurdu. Ama Fingolfin yana sıçradı ve Grond yerde, içinden duman ve ateş çıkan çok büyük bir çukur açtı. Morgoth ardı ardına sert darbeler indirmeye yeltendi, ama Fingolfin her seferinde, kara bir bulutun altında çakan şimşekler gibi uzağa sıçradı ve Morgoth’u tam yedi kez yaraladı; Morgoth ise tam yedi kez acısından çığlık attı; her birinde de Angband’ın orduları kederden yerlere kapaklandı ve bu çığlıklar kuzey diyarlarında yankılandı.
Ama sonunda Kral bitkin düştü ve Morgoth kalkanıyla üç kez onun üzerine yüklendi. Fingolfin üç kez dizlerinin üzerine çöktü ve üç kez yeniden ayağa kalktı; kırık kalkanı ve paralanmış miğferiyle cesaretini elden bırakmadı. Ama etrafındaki toprağın tamamı yarılmış, çukurlarla dolmuştu; Fingolfin de tökezleyip Morgoth’un ayaklarının dibine düştü ve Morgoth, neredeyse bir tepe kadar ağır olan sol ayağını onun boynunun üzerine dayadı. Fingolfin son ve umutsuz darbesini indirmek üzere Ringil’le ayağı yardı ve dumanlar çıkaran kara bir kan fışkırıp Grond’un açtığı çukurları doldurdu.
Böylece Noldor’un Yüce Kralı, kadim Elf krallarının en gururlu ve yiğit olanı öldü. Orklar kapıda yapılan bu ikili dövüşten kendilerine pay çıkarıp böbürlenmediler; Elflerin acısı ise öylesine derindi ki, bu olaya dair tek bir şarkı söylemediler. Yine de bu hikaye hafızalardadır, çünkü Kartalların Kralı Thorondor haberleri Gondolin’e ve çok uzaklardaki Hithlum’a kadar getirdi. Morgoth dövüşün ardından Elf Kralı’nın bedenini alıp kurtlarına yem olarak atmak için ikiye büktü, ama Thorondor, Crissaegrim’in zirvelerindeki yuvasından hızla gelip, Morgoth’un üzerine avına hücum eder gibi saldırdı ve yüzünü bereledi. Thorondor’un kanatlarının hücum ederken ki sesi Manwë’nin rüzgarlarının sesini andırıyordu; gelip Fingolfin’in bedenini kudretli pençeleriyle yakalayıp aniden Ork kargılarının üzerinde süzülerek Kral’ı oradan götürdü. Ve onu gizli Gondolin Vadisi’ne kuzeyden bakan bir dağın zirvesine bıraktı; Turgon gelip babasının üzerine taşlardan görkemli bir anıt yaptı. Bundan sonra hiçbir Ork, Fingolfin’in dağını aşmaya ya da mezarına yaklaşmaya cesaret ede edi, ta ki Gondolin’in hükmü gerçekleşip de, soyu arasında ihanet baş gösterene kadar. Morgoth’un ayağı o günden sonra daima aksadı ve yaralarının acısı asla dinmedi; Throndor’un yüzünde bıraktığı izler de silinmedi.
Fingolfin’in öldüğü haberi geldiğinde Hithlum’a çöken kederi tarif etmek imkansızdı, Fingon acılı haliyle Fingolfin’in hanedanının ve Noldor’un krallığının başına geçti, ve küçük oğlu Erenion’u (sonradan Gil-Galad adını alacaktı) limanlara yolladı.
https://preview.redd.it/ewmd1r12m4551.png?width=486&format=png&auto=webp&s=6be42301b2d11bd94024210a7d680dea6a132f16

Sonuna kadar okuyan varsa teşekkürler, hakkında bilgi paylaşmamı istediğiniz-merak ettiğiniz bir şeyler varsa isteyin, sorun.
submitted by snowieez to KGBTR [link] [comments]

Enneagram

Yüzlerce yıl önce, sufi bilgeliğinin bir parçası olarak ortaya çıkan enneagramı; kısaca insanın kendini tanıma sanatı olarak tanımlayabiliriz. Enneagramı uzunca tanımlamaya kalktığımızda ise kendimizi uçsuz bucaksız bir okyanusun ortasında buluveririz. Son dönemde adı sıkça telaffuz edilen enneagram aslında sanıldığı kadar yeni bir uygulama değil. Enneagram latincede ennea=dokuz ve gram =çizgi/çizim kelimelerinden türemiştir. Bu sistem dokuz ana kişilik tipini ifade eder. Kişinin kendisini tanıması bu dokuz ana kişilik tipinden hangisine ait olduğunu anlayarak, zaaflarını, tutkularını bilmesinden geçer. Burada amaç kişilik tiplerini öğrenmekten ziyade kişinin kendi kişiliğini tanıyarak gerçek Öz’e ulaşmasıdır. Her insanın kendisine ait bir Öz’ü vardır. Doğumdan sonra kişiliğin oluşmasıyla birlikte özün üstü yavaş yavaş örtülür ve zamanla görünmez hale gelir. Derviş dünya hayatında Öz’ünü bulmaya çalışan kişidir. İnsanların kendilerini bulmalarını vaat eden bütün düşünce sistemleri esasen özümüzü bulmamızı sağlamaya çalışır. Egodan ve egonun getirdiği her türlü düşünceden arındırılmış özümüzü… Enneagram bu noktada devreye girer ve “Öz’ü bulmak istiyorsak öncelikle kendimizi bulmak, anlamak zorundayız” der. Kendimizi anladıkça Öz’ü örten perdenin mahiyetini de anlarız. Böylece o perdeyi aralayabiliriz ve öz ancak o zaman açığa çıkar. Dünya hayatında yaşarken zaman içinde hırslarımız, zaaflarımız eksikliklerimizle birlikte “ben” dediğimiz bir kendilik oluştururuz. Bu kendiliği “ben” olarak kabul ederiz ama benin içinde sıkışıp kaldığımız için onun doğasını bir türlü çözüp arka plandaki özümüze ulaşamayız. Enneagram, ben diye adlandırdığımız ama aslında “çoğul” olan pek çok kişilik özelliğinin bünyemizde bir araya geldiği organizasyonun yapısını tanımamızı sağlayan bir metodolojidir. Enneagram sonu olmayan bir sanattır da aynı zamanda. İnsanın derinliklerinin nasıl ki sonu yoksa enneagramın da sonu yoktur. Çünkü enneagram insanın o sonsuz derinliklerini inceler. Bu yüzden enneagram felsefesi aynı zamanda kendini tanıma, bilme felsefesi olarak da değerlendirilmelidir.
Enneagram Nasıl Oluştu?
Enneagram ilk bakışta sufilikle bağdaştırılamayacak bir isim gibi gözüküyor olabilir. Zaten Sufiler de bu insan tanıma sanatının temellerini oluştururken bunun adı enneagram olsun dememişlerdir. Enneagram gelenek olarak sufilerin ve eski bilgeliklerin temelini attığı ama bu hale gelmesinde, öncelikle George Gurdjieff’in ardından da Güney Amerikalı Oscar Ichazo’nun önemli payının bulunduğu uzun süreli bir deneme-yanılma ve çalışmalar bütünüdür. Enneagram sembolünün kökeni ilk çağlara kadar gitmektedir. Ichazo enneagramı Pisagor’un dokuzuncu damgası olarak adlandırmıştır. Bu sembol günümüze Gurdjieff tarafından taşınmıştır. Fakat semboldeki noktaları Gurdjief kişilik tiplemelerinde kullanmamıştır. Dokuz noktayı kişilik tiplerine uyarlayan ve enneagramı bugünkü haline getiren kişi ise Oscar Ichazo’dur.
Dokuz Kişilik Tipi
Tip 1: Mükemmeliyetçi;
Birler sabırlı ve mükemmeliyetçidirler. Dünyanın mükemmel bir yer haline gelmesi için çok çalışırlar. Yaptıkları her işin kusursuz olması için gayret gösterirler. Bir işe girdiklerinde herhangi bir eksiklik oluşması durumunda kendilerini suçlu hissederler. Çevrelerindeki her şeyi mükemmel hale getirmeye çalışırlar. Bu, iş, arkadaş, eş ya da çocukları da olabilir.
Tip 2: Yardımsever;
İkiler insanlara yardım etmekten çok hoşlanırlar. Hayat düsturları yardım etmek üzerine kuruludur. İkili ilişkilere çok önem verirler. Sıcak ilişkiler kurma konusunda oldukça başarılıdırlar. Başkalarına yardım etmeye çalışırken bazen kendilerini unuturlar. Kendilerinin yardıma ihtiyacı olduğunda da aynı yardımseverliği etraflarından beklerler. Eğer aynı yardımı göremezlerse etraflarına küsebilirler.
Tip 3: Başarı Odaklı;
Üçler için hayatta en önemli şey başarıdır. Başarı odaklıdırlar ve çok çalışırlar. Başarıya ulaşmak için her yolun mübah olduğunu düşünürler. Organizasyon kurup yönetmekte ve iyi sonuçlar elde etmekte oldukça başarılıdırlar. Giriştikleri her konuda en iyisi olmak isterler.
Tip 4: Özgün;
Dörtler özgün ve yaratıcıdır. Farklı olmak onlar için nefes almak kadar kolaydır ve bu hoşlarına gider. Estetik ve güzellik anlayışları sıra dışıdır. Onlar için yaptıkları işlerde anlam ve derinlik her şeyden önce gelir. Duygularının farkındadırlar ve duygularını ifade etmeyi severler.
Tip 5: Araştırmacı;
Beşler, bilgi toplamaya, öğrenmeye ve çevrelerinde olup biteni gözlemlemeye odaklanmışlardır. Son derece mantıklı, düşüncelere önem veren, sebep-sonuç ilişkileri kurmada ve problem çözmede başarılı kişilerdir. Kitap okumaktan ve araştırma yapmaktan büyük keyif alırlar.
Tip 6: Sorgulayıcı;
Altılar karşılaştıkları her şeye şüpheyle yaklaşırlar. Bunu yapmaktaki amaçları kendilerini ve sevdiklerini tehlikelerden korumaktır. Sürekli tetiktedirler. Altıları kandırmak da güvenlerini kazanmak da çok zordur, ama bir kere güvenirlerse o kişiye kendilerini adarlar.
Tip 7: Maceracı;
Yediler içlerinde bulunan yaşam enerjisini dışarıya yansıtmayı çok severler. Zihinsel aktiviteleri çok yoğundur ve sürekli yaratıcı fikirler üretirler. Bir işi bitirmeden diğerine başlayabilme özellikleri yedilerin zaman zaman maymun iştahlı bir görünüm sergilemelerine neden olurlar. Yediler çok kuvvetli motivatörlerdir. Karşılarındaki kişiyi enerjileriyle motive edebilirler.
Tip 8: Meydan Okuyan;
Sekizler kendilerini adeta gücün timsali olarak görürler. Kendilerini adalet sağlayıcı olarak hissederler. Çabucak öfkelenir ve bunu dışa yansıtmaktan çekinmezler. Dosta güven düşmana korku verir sözü sekizler için söylenmiştir. Bir işe başladıkları zaman bitirmeden bırakmazlar.
Tip 9: Barışçı;
Dokuzlar adı üzerinde barışçı bir doğaya sahiptirler. Olaylara objektif bir bakış açısıyla, yargılamadan bakabilirler. Çatışmaktan ziyade uzlaşmayı seçerler. Farklı kültürlere ve görüşlere hoşgörüyle yaklaşırlar. Bu dokuz tipin de ayrıca stresli ve huzurlu oldukları zamanlarda gittikleri numaraları vardır. Örneğin tip dokuz sağlıksız olduğu durumlarda tip 6 nın olumsuz durumuna kayarken, sağlıklı durumda tip 3 e kayabilir. Ayrıca her tip sağındaki ve solundaki kanatlardan etkilenebilir. Örneğin tip 9 un solunda 8 ve sağında 1 vardır. Bu demektir ki tip 9 aynı zamanda tip 8 ve/veya tip 1‘den etkilenebilir.
Enneagram nerelerde kullanılır?
Enneagram gelişmiş ülkelerde hem sosyal hayatta, hem iş hayatında, hem de akademik çevrelerde oldukça etkin bir şekilde kullanılmaktadır. Enneagram bugün dünyanın en seçkin üniversitelerinde ders olarak okutulmaktadır. Enneagram Stanford Üniversitesi M.B.A. programında ders olarak yer alıyor. Harvard Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde kişilik analizi olarak uygulamalı ders şeklinde işlenmektedir. Amerikan ağırlıklı olmak üzere pek çok üniversitenin işletme, psikoloji, tıp, eğitim bölümlerinde ders olarak okutulmaktadır. Enneagram orduların ve gizli servislerin de eğitimlerinin bir parçasıdır. CIA, FBI ve Alman ordusunun özel görevli personellerinin yetiştirilmesinde enneagram eğitimi yer almaktadır. Aralarında Apple, Motorola, Google gibi pek çok Amerikan şirketinin de bulunduğu dünyanın en gelişmiş şirketleri personel seçiminde ve satış-pazarlama çalışmalarında enneagram metodunu kullanmaktadır. Çatışma yönetimi konularında da enneagram oldukça başarılı bir metot olarak şirketlerin her geçen gün daha çok başvurdukları bir kaynak haline gelmiştir. Kişilik Tipleri Ve Sağlık İlişkisi: Yapmış olduğum enneagram araştırmaları sırasında kişilik modelleriyle karşılaşılan hastalıklar arasında bir bağlantı olduğunu fark ettim. Enneagrama göre ikiler, üçler ve dörtler duygu merkezini yönetirken, beşler, altılar ve yediler düşünme merkezlidir. Sekizler, dokuzlar ve birler ise içgüdüsel merkezlidir. Bedenimizdeki duygusal merkezimiz kalp, düşünsel merkezimiz baş ve içgüdüsel merkezimiz midedir. Buna göre duygusal gruba giren bir “üç”ün geçirmesi muhtemel hastalıklar kalp hastalıkları iken, içgüdüsel gruptan bir “dokuz”un midesinden şikâyetçi olması çok olasıdır. Bu konuyla ilgili olarak çevremde bulunan tanıdıklarımın dışında geniş bir araştırma yapmadım ancak çevremdeki kişilik tiplerini incelediğimde karşılaştıkları rahatsızlıkların bire bir bu durumla uyum gösterdiğini gördüm. Böylece enneagram kişilik tipimizi öğrendiğimiz takdirde o tipin sağlıksız alanına kaydığımızda ne tür fiziksel hastalıklarla da karşılaşacağımızı bilir ve ona göre önlem alabiliriz.
submitted by Sethbenja to KGBTR [link] [comments]

Limit Dizisi Oyunculari Kadrosu ve Karakterleri

Limit Dizisi Oyunculari Kadrosu ve Karakterleri Türk dizileri ile ilgili çok önemli yatırımlar yapan Beın Connect daha önce Babil dizisini çekmiş ve Babil dizisi için Aslı Enver, Halit Ergenç, Ozan Güven, Birce Akalay, Nur Fettahoğlu ve Mesut Akusta gibi isimler ile anlaşma imzalamıştı. Babil dizisinden çok önemli olumlu tepkiler alan Beın Connect daha Babil dizisini yayınlamadan şimdi de Limit dizisi için çalışmalara başladı. Limit dizisinin senaryosunu okuyan ve çok beğenen Beın Connect yönetimi kesinlikle bu senaryonun çekilmesini istedi.
Limit dizisinin senaryosu çok gizli tutulsa da başrollerinde Keren Bursin ve Afra Saraçoğlu’nun ismi geçiyor. Aynı zamanda Türkiye’de sporun önemli kanallarından olan Beın Connect spor yayınlarının yanı sıra Türkiye’de ki üyelerine orijinal içeriklerde sunmayı düşünüyor. Dünyada da bir çok üyesi bulunan Beın Connect Netflix gibi bir platform kurarak internet televizyonu piyasasından pay almak istiyor.
Bir aylık ücretsiz deneme özelliği de bulunan Beın Connect platformunda televizyonda yayınlanan tüm dizilerin tekrarını reklamsız izleme seçeneği sunarken; bir çok belgesel ve spor kanalını da ücretsiz üyelerine sunuyor.
Limit Dizisi Konusu
Limit dizisi aksiyon içerikli bir dizi olacak aynı zamanda içinde romantizmi de barındıracak.
Limit Dizisi Oyuncuları Birkan Sokullu 1985 İstanbul doğumlu olan Birkan Sokullu 34 yaşındadır. İlk olarak basketbol ile ilgilenen Birkan Sokullu profesyonel basketbol oynamış daha sonra manken olarak sektör değiştirmiştir. Maltepe Üniversitesi Radyo ve Televizyon Programcılığı eğitimi alan Birkan Sokullu 2003 yılında yapılan Best Model of Turkey yarışmasında 3. olmayı başarmıştır. Ünlü oyuncu Aslı Enver ile bir evlilik geçiren Birkan Sokullu Aslı Enver’den ayrıldıktan sonra Berrak Tüzünataç ile bir ilişkiye başlamıştır.
Dolunay Soysert’in keşfetmesi ile oyunculuğa başlayan Birkan Sokullu Kurt Seyit ve Şura dizisinde hayat verdiği Petro karakteri tanınmış daha sonra Hayat Şarkısı dizisinde hayat verdiği Kerem karakteri ile ünlenmiştir. Son dönemde Yüz Yüze ve Yaşamayanlar isimli internet dizilerinde başrol de yer almıştır. Birkan Sokullu olarak Bir Aile Hikayesi dizisinde Berk karakteri ile yer almıştır.
Kerem Bursin Keren Bursin 4 Haziran 1987 İstanbul doğumludur ve 32 yaşının içindedir. 71 kg olan Kerem Bursin 179 cm boyu olan Kerem Bursinb fit ve kaslı bir vücuda sahiptir. Spor yapmayı çok seven Kerem Bursin aynı zamanda iyi bir boksördür. 2006 yılından beri sanat hayatı içinde yer alan Kerem Bursin 2014 yılunda GQ Men Of The year ödülünü kazanmıştır. 12 yaşında Amerika’ya giden Kerem Bursin Dünyanın bir çok bölgesinde yaşamıştır. Amerika da pazarlama ve iletişim eğitimi alan Kerem Bursin Amerika’da ek olarak oyunculuk eğitimleri almış ve tiyatro çalışmaları yapmıştır.
İlk olarak Kanal D’de yayınlanan Güneşi Beklerken dizisinde hayat verdiği Kerem Sayer karakteri ile tanınan Kerem Bursin daha sonra da Şeref Meselesi dizisinde yer almış ve çok sevilmiştir. 2017 yılına gelindiğinde Bu Şehir Arkandan Gelecek dizisinde Ali Smith karakteri ile başrolde yer alan Kerem Bursin son olarak 2018 de Muhteşem İkili dizisinde Mustafa Kerim Can karakteri ile yer almıştır. Türkiye de ve dünyada milyonlarca hayranı olsa da Kerem Bursin’in sinema ve dizi hayatı ne yazık ki başarısızlıklarla doludur. Türkiye’de oyunculuğa başladığı Güneşi Beklerken dizisi ile başarıyı yakalayan Kerem Bursin diğer dizileri ne yazık ki tutmamıştır. Kerem Bursin bence şansız bir oyuncudur. Oyunculuğu konusunda kimsenin tereddütü yoktur. Ünlü oyuncu Serenay Kaya ile uzun süreli bir ilişkisi olmuştur.
Kerem Bursin Limit dizisi ile bir kez daha bir aksyion dizisinde yer alacak ve güçlü bir karaktere hayat verecektir.
Afra Saraçoğlu 2 Aralık 1997 İstanbul doğumlu olan Afra Saraçoğlu 22 yaşının içindedir Türkiye’nin en güzel kızlarından biri olan Ara Saraçoğlu Eskişehir Anadolu Üniversitesi mezunudur. Güzelliği ile dikkat çeken Afra Saraçoğlu ilk olarak 2016 da Özcan Deniz’in İkinci Şans filminde oynamış ve yeteneğini gösterme şansı bulmuştur. Afra Saraçoğlu’nu Özcan Deniz Sosyal Medyada görmüş ve güzelliği ile dikkat çekeceğini düşündüğü için İkinci Şans filminde ona yer vermiştir.
Fazilet Hanım ve Kızları isimli Star Tv dizisinde Ece Çamkıran karakteri ile bir anda kendisini başrolde bulan Afra Saraçoğlu aynı yıl içinde Tolga Sarıtaş’ın da dikkatini çekince Tolga Sarıtaş’la da Kötü Çocuk filminde oynama şansı elde etmişti. Afra Saraçoğlu son olarak Kardeş Çocukları dizisinde Hayat karakteri ile bir kez daha izleyicinin karşısına çıkmıştır. Şuanda açık ara Türkiye’nin en güzel kızı olarak gösterilmektedir. Ünlü oyuncu Mert Yazıcıoğlu ile aşk yaşamaktadır.
Afra Saraçoğlu Limit dizisi ile ilk defa bir internet projesinde yer alacak ve ilk defa Limit dizisi ile bir aksiyion dizisinde yer alacaktır.
Yasak Elma Fragman Kadın Fragman Bir Zamanlar Çukurova Fragman Elimi Bırakma Fragman Kuruluş Osman Fragman Hercai Fragman Mucize Doktor Fragman Çukur Fragman Kuzey Yıldızı Fragman Dizi Fragmanlar Yeni Fragmanlar Sesli Chat Zalim İstanbul Fragman Benim Adım Melek Fragman Arka Sokaklar Fragman
submitted by fragmanlife to u/fragmanlife [link] [comments]

kemerli belden bağlamalı takma penislerimiz

Tıkla İncele= Rubicon 19.5 cm boy 3.1 cm Çap Kalınlık Et Dokulu Realistik Çatal Penis C-CH7116

Ürün Açıklaması: Rubicon 19.5 cm boy 3.1 cm Çap Kalınlık Et Dokulu Realistik Çatal Penis C-CH7116 et dokulu gerçekçi bbc double penetration zenci gerçeğinden kopya realistik black çatal penis first wife dp sex vibratör seks dildo sik yarak vibrating Ürün Fiyatı: 160 TL-

Tıkla İncele= İki Penisli İçi Boş Titreşimli Realistik Protez Penis L-LV3004

Ürün Açıklaması: protez penis takma vibratör kemerli penis külotlu vibratör strapon çatal penis ikili penis çift penis iki penisli protez penis anal vajinal belden bağlamalı takma vibratör 16 cm içi boş kemerli 12 cm ikili penis 13 cm realistik duble penis biseksüel çatal penis iki penisli çift başlı vibratör wife dp double penetration tost seks sandviç sex Ürün Fiyatı: 300 TL-

Tıkla İncele= Double Trouble 45.7 cm Çift Taraflı Jel Dildo C-190S

Ürün Açıklaması: Double Dong, 45,7 santim boyunda, gerçekçi görünüm, damarlı yapıda, iki taraflı penisi olan, pembe renk yumuşak jel seks vibratörü. Ürün Fiyatı: 330 TL-

Tıkla İncele= 61 cm Boy 4 cm Çap Titreşimli Jel Dokulu Çift Taraflı Zenci Realistik Penis L-U7026

Ürün Açıklaması: 61 santim boyunda 4 santim kalınlığında, kalın damarlı, gerçekçi jel dokulu, 7 kademeli titreşimli motorlu, iki taraflı dev boyutlarda iki başlı double dong gerçek penis görüntüsünde cinsel vibratör. Ürün Fiyatı: 380 TL-

Tıkla İncele= Mini Masaj Vibratörü — Image Rocker C-CH0017

Ürün Açıklaması: Ürün Fiyatı: 100 TL-

Tıkla İncele= Gladme 12 cm Boy 2.7 cm Çap Mini Cinsel Masaj Vibratörü C-1199

Ürün Açıklaması: 12 santim boyunda, 2.7 santim kalınlığında, düşük basınçlarda su geçirmez, cepte veya çantada kolayca taşınabilir, seyahat vibratörü. Modern tasarım, pembe renk, tek pille çalışan titreşimli vajkina klitoris masaj vibratörü. Ürün Fiyatı: 70 TL-

Tıkla İncele= Max Love Bullet Mini Metal Masaj Vibratörü C-CH1026

Ürün Açıklaması: Parlak metalden, su geçirmeyen, 7 farklı titreşim ritmine sahip, 8.1 cm boy, 1.8 cm çap, kolay taşınabilir mini vibratör. Ürün Fiyatı: 110 TL-

Tıkla İncele= Dreams Collection — Mini Klitoris Vibratörü ve 4 Penis Halkası Seti C-N3012P

Ürün Açıklaması: Dreams Collection — Mini Klitoris Vibratörü ve 4 Penis Halkası Seti C-N3012P Pembe renk, klitoris zevklendirici ayıcık şekilli mini vibratör ve yanında 32mm ile 37mm genişliğinde 2 şerli penis halkası seti. Ürün Fiyatı: 125 TL-

Tıkla İncele= Wonderful Lipstick Vibe Ruj Şeklinde Gizli Vibratör C-W1027G

Ürün Açıklaması: Wonderful Lipstick Vibe Ruj Şeklinde Gizli Vibratör C-W1027G ruj vibratör çantada cepte taşınabilen mini vibratör gizli zevk vibrasyonlu saklanabilen vibrating motorlu suni penis pilli ne olduğu anlaşılmayan yapay penis kopyası klitoris uyarıcı elektrikli sex vibe klitoral yarak anal vajinal orgazm parmak vibratörleri Ürün Fiyatı: 60 TL-

Tıkla İncele= Motive Yalayan Dil Şeklinde Mini Vibratör C-N1034

Ürün Açıklaması: Motive Yalayan Dil Şeklinde Mini Vibratör C-N1034 10 cm 10 santim çantada cepte taşınabilen mini vibratör gizli zevk vibrasyonlu saklanabilen vibrating motorlu suni penis pilli ne olduğu anlaşılmayan yapay penis kopyası klitoris uyarıcı elektrikli sex vibe klitoral yarak anal vajinal orgazm vibratörleri Ürün Fiyatı: 220 TL-

Tıkla İncele= Wonderful Lipstick Vibe Ruj Şeklinde Gizli Vibratör C-W1027M

Ürün Açıklaması: Wonderful Lipstick Vibe Ruj Şeklinde Gizli Vibratör C-W1027M çantada cepte taşınabilen mini vibratör gizli zevk vibrasyonlu saklanabilen vibrating motorlu suni penis pilli ne olduğu anlaşılmayan yapay penis kopyası klitoris uyarıcı elektrikli sex vibe klitoral yarak anal vajinal orgazm vibratörleri Ürün Fiyatı: 58 TL-

Tıkla İncele= Traveller X Mini 2 li Vibratör Seti C-021

Ürün Açıklaması: Traveller X Mini 2 li Vibratör Seti C-021 cepte taşınabilir ucuz vibratör setleri yapay penis kaliteli dayanıklı mini vibratör seti suni penisler en iyi en zevkli orgazm vibratörleri set yapma yarak sik çük titreşimli motorlu elektrikli titreşen vibrating vibrasyonlu kopya penis çeşitleri modellleri fiyatları vibratörler ten gerçekçi et dokusunda dildo shop alışveriş Ürün Fiyatı: 140 TL-

Tıkla İncele= Güçlü Motorlu 16.5 cm Boy İçi Boş Belden Bağlamalı Protez Penis C-7183

Ürün Açıklaması: Güçlü Motorlu 16.5 cm Boy İçi Boş Belden Bağlamalı Protez Penis C-7183 Ürün Fiyatı: 185 TL-

Tıkla İncele= Latex Lover Strap-On 18 cm Boy 4.5 cm Çap Titreşimli Takma Penis C-7176

Ürün Açıklaması: 18 santim boyunda 4.5 santim kalınlığında içi 3.5 cm çap boşluğunda, kordonlu kumandasıyla uzaktan hızı ayarlanabilir titreşimli, dayanıklı latex malzemeden orta sertlikte, kemer boyu bele ayarlanabilir, içi boş belden bağlamalı protez penis. Ürün Fiyatı: 196 TL-

Tıkla İncele= Latex Lover Strap-On 18 cm Boy 4.5 cm Çap Takma Penis C-7175

Ürün Açıklaması: 18 santim boyunda 4.5 santim kalınlığında içi 3.5 cm çap boşluğunda, dayanıklı latex malzemeden orta sertlikte, kemer boyu bele ayarlanabilir, içi boş belden bağlamalı protez penis. Ürün Fiyatı: 155 TL-

Tıkla İncele= Strappo Strap-On 15 cm Boy 4 cm Çap Takma Penis — Titreşimli C-X7044

Ürün Açıklaması: Strappo Strap-On 15 cm Boy 4 cm Çap Takma Penis — Titreşimli C-X7044 pilli titreşimli içi boş strap-on motorlu vibratör suni vantuzlu yapay yarak double penetration dp çift sikiş tost seks takma ayarlanabilir deri kemerli belden bağlamalı protez penis Ürün Fiyatı: 180 TL-

Tıkla İncele= Strappo Strap-On 18 cm Boy 4.5 cm Çap Takma Penis — Titreşimli Testisli C-X7043

Ürün Açıklaması: Strappo Strap-On 18 cm Boy 4.5 cm Çap Takma Penis — Titreşimli Testisli C-X7043 takma ayarlanabilir deri kemerli belden bağlamalı protez penis pilli titreşimli içi boş strap-on motorlu vibratör suni vantuzlu yapay yarak double penetration dp çift sikiş tost seks Ürün Fiyatı: 175 TL-

Tıkla İncele= Strappo Strap-On 18 cm Boy 4 cm Çap Titreşimli Takma Penis C-X7042

Ürün Açıklaması: Strappo Strap-On 18 cm Boy 4 cm Çap Titreşimli Takma Penis C-X7042 takma ayarlanabilir kemerli belden bağlamalı protez penis pilli titreşimli içi boş strap-on motorlu vibratör suni vantuzlu yapay yarak double penetration dp çift sikiş tost seks 18 cm strapon 18 cm protez penis 18 cm takma penis 18 cm belden bağlamalı penis 18 cm takma vibratör 18 cm takma yarak 18 cm belden bağlamalı protez penis Ürün Fiyatı: 180 TL-

Tıkla İncele= 16,5 CM İçi Boş Deri Kemerli Realistik Belden Bağlamalı Protez Penis L-LV3002

Ürün Açıklaması: içi boş 16 cm protez penis içine penis giren 17 santim belden bağlamalı vibratör 16 santim takma yarak 17 cm strapon strap-on kemerli penis biseksüel vibratör külotlu penis belden 4 cm kalınlığında bağlamalı protez penis cinsel vibratö seks vibratörü Ürün Fiyatı: 300 TL-

Tıkla İncele= 21 cm Boy 4 cm Çap İçi Boş Kalın Damarlı Penisli Strap-On C-CH7086

Ürün Açıklaması: 21 santim boyunda 4 cm kalınlığında, ayarlanabilir lastik kemerli, içi boş model, titreşim hızı kontrollü, kalın damarlı testisli penisi olan belden bağlamalı protez penis Ürün Fiyatı: 180 TL-

Tıkla İncele= Harness Collection 15 cm Belden Bağlamalı İçi Boş Protez Penis C-W7030

Ürün Açıklaması: Harness Collection 15 cm İçi Boş Belden Bağlamalı Protez Penis C-W7030 strapon, strap-on, protez penis, kemerli penis, takma penis, biseksüel penis, külotlu penis, protez vibratör, protez dildo, kemerli vibratör, kemerli dildo, takma vibratör, takma dildo, belden bağlamalı penis, belden bağlamalı vibratör, cinsel vibratör, seks vibratörü, zevk vibratörü, ilişki, içi boş protez penis, motorlu protez penis, titreşimli protez penis, Ürün Fiyatı: 130 TL-

Tıkla İncele= LOCK LOAD STRAP ON 16,5 CM BOYUNDA İÇİ BOŞ BELDEN BAĞLAMALI PROTEZ PENİS C-165

Ürün Açıklaması: LOCK LOAD STRAP ON 16,5 CM BOYUNDA İÇİ BOŞ BELDEN BAĞLAMALI PROTEZ PENİS C-165 strapon, strap-on, protez penis, kemerli penis, takma penis, biseksüel penis, külotlu penis, protez vibratör, protez dildo, kemerli vibratör, kemerli dildo, takma vibratör, takma dildo, belden bağlamalı penis, belden bağlamalı vibratör, cinsel vibratör, seks vibratörü, zevk vibratörü, ilişki, içi boş protez penis Ürün Fiyatı: 160 TL-
submitted by erotikurunler to u/erotikurunler [link] [comments]

Erdoğan ve Trump, Rus S-400 çalışma grubu teklifini görüştü

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve ABD'li mevkidaşı Donald Trump, 29 Nisan telefonuyla Rusya'nın S-400 hava savunma sistemi ile ilgili bir çalışma grubu için bir öneride bulundu.
Türkiye Cumhurbaşkanlığı'ndan yapılan açıklamaya göre, Erdoğan ve Trump, Suriye'deki son gelişmeler hakkında da görüş alışverişinde bulundular ve "terörle mücadele mücadelesinde yakın işbirliğini sürdürmeye karar verdiler".
Washington, Türkiye'nin S-400'leri satın almasını baltaladı.
ABD yetkilileri, Türkiye'nin NATO sistemleriyle bağdaşmadığını ve F-35 beşinci nesil gizli uçaklar için bir tehdit oluşturduğunu iddia ederek S-400 yerine ABD Patriot füze sistemini satın almalarını önerdi.
Türkiye, Rusya'nın teknoloji transferleri de dahil olmak üzere daha iyi bir anlaşma önerdiğini ekleyerek, diğer satıcıları aramaya iten Yurtseverleri satmayı reddettiğini belirtti.
İkili ve bölgesel konular da üst düzey telefon görüşmesinin konusu oldu.
İki lider ayrıca, 75 milyar dolarlık ticaret hacminin amacını yinelediğini de belirtti.
Çağrının ayrı bir okumasında Beyaz Saray, Trump ve Erdoğan’ın "kuzey Suriye’deki güvenlik kaygıları" müzakerelerinde "ilerleme" ye değindiğini ve Türkiye cumhurbaşkanı’nın San Diego, California’daki sinagogun San Diego’daki ölümcül bir saldırıya başsağlığı dilediğini belirtti.
submitted by NewsJungle to TurkishNews [link] [comments]

Adi Mutluluk dizisi konusu ve oyunculari

Adi Mutluluk dizisi konusu ve oyunculari Kumsal’ın babasından gizli İstanbul’da bir üniversite kazanmasıyla İzmir’den İstanbul’a uzanan bir özgürlük yolculuğu hikayesi; Adı Mutluluk!
Babasını karşısına aldığı gün tanıştığı Batu sayesinde mutluluğu aramak için İstanbul’a gitme kararı veren Kumsal; tıpkı annesinin yıllar önce yaptığı gibi evi terk eder ve kendini bir anda bir yurt odasında bulur! Kumsal artık İstanbul’dadır. Burası Kumsal’ın kendi ayakları üstünde durmayı, yalnızlığı, hayal kırıklıklarını ve dostluğu öğreneceği yerdir. Başarılı oyuncu kadrosu, kaliteli senaryosu, heyecanlı ve renkli sahneleri ile Adı Mutluluk FOX'ta!
Ezgi Eyüboğlu kimdir? Kumsal Güçlü Ezgi Eyüboğlu Ezgi Eyüboğlu Kumsal Güçlü İzmirlidir. Çalışkan, akıllı ve başarılı bir kızdır. Üniversite sınavından çok iyi bir netice almıştır. Babasının maddi durumu çok iyi olmasına rağmen burslu olarak İstanbul Dünya Üniversitesi’ni kazanmıştır. Naif bir kızdır. Söylenen pek çok yalana kanab
Kaan Yıldırım kimdir? Batu Değirmenci Kaan Yıldırım Kaan Yıldırım Batu Değirmenci Batu da İzmirlidir. Agresif ancak adaletli.. Plancı ama duygusal.. Zeki ama asla çalışkan olmayan birisidir. Ketum birisidir. Fazla konuşmaz, duygularını dışa vurmayı beceremez. Çok iyi yüzer. Okulun ‘arıza’ çocuğudur. İki yıl sınıfta kaldıktan sonra itti
Aslı Bekiroğlu kimdir? Sera Yüksel Aslı Bekiroğlu Aslı Bekiroğlu Sera Yüksel Eğlenmeyi, eğlendirmeyi çok sever. Bir etkinlik yapılacaksa onu mutlaka Sera yapar. Bu yıl abisi Eren’in üniversitesine girmiştir. Resim bölümünde okuyacaktır. Çalışkan bir kız değildir ancak resim konusunda yeteneklidir. Ailesinin zenginliğini kullanmakt
Zeynep Bastık kimdir? Gonca Gül Duran Zeynep Bastık Zeynep Bastık Gonca Gül Duran Antalyalıdır. Özü sözü birdir. Lafını sakınmaz. İkinci adı Gül’dür. İnsanlar bazen kendisine Goncagül diye seslense de o Gül adını pek sevmez.. Gonca’yı tercih eder. Okulun en sert duruşlu karakteridir. Bugüne kadar kimse tarafından Gonca’nın ‘güldüğü’ gö
Ceyhun Mengiroğlu kimdir? Eren Yüksel Ceyhun Mengiroğlu Ceyhun Mengiroğlu Eren Yüksel Doğma büyüme İstanbulludur. Üst sınıf bir ailede büyümüştür. Hali vakti son derece yerindedir. Üniversitenin gözde öğrencisidir. Herkesin sevip saydığı biridir. Neşeli, eğlenceli, iyi niyetli, yakışıklı ve karizmatiktir. Okulun güvenliği, yurtların soruml
Orçun İynemli kimdir? Tatlı Orçun İynemli Orçun İynemli Tatlı İzmirli genç mafya! Genç yaşına rağmen tüm İzmir’in önünde düğmesini iliklediği birisidir.. Ondan hem korkulur, hem de ona büyük saygı duyulur. Saygı duyulmasının tek sebebi gücü değildir.. Bilgi birikimi, genel kültürü ve eğitimi de bunu destekler. Klas
Dilara Aksüyek kimdir? Dolunay Değirmenci Dilara Aksüyek Dilara Aksüyek Dolunay Değirmenci Vural ve İpek’in evlatlık kızları.. Eren’in de eski sevgilisidir. Dolunay tuttuğunu koparan, hırslı bir kızdır. Ancak hırsını kötüye kullanır. İçinde iyilikten çok kötülük barındırır. Kafasına taktığı şeyi elde etmek için her yol onun için mübahtır. Son d
Yağızcan Konyalı kimdir? Zeki Kubilay Yağızcan Konyalı Yağızcan Konyalı Zeki Kubilay Eren’in oda arkadaşı ve okuldaki en yakın arkadaşıdır. O da Eren gibi su topu takımındadır. Hayalperest, doğal komik, sevimli bir tiptir. Kendine has bir fantezi dünyası olmasına rağmen sosyal birisidir. İnsanları güldürmeyi sever. Sürekli komik şeyler an
Batu, Kumsal'la son bir gün geçirmek ister. İkili romantik bir yemeğe çıkarlar. Eren kayıptır. Gonca ve Zeki, Dolunay'dan yardım isterler. Üçlü, Eren'i bulmak için yola çıkarlar. Sera, Batu'yu daha yakından tanımak için Cevdet'le bir gün geçirir. Birlikte palyaçoluk yapmak üzere bir doğumgünü partisine giderler. Batu, İzmir'e dönmek üzeredir. Ona bir veda partisi düzenlenir. Kumsal, herkesin içinde bir itirafta bulunur.
fragmantv seslisohbet fragmanlar seslichat
submitted by fragmanlife to u/fragmanlife [link] [comments]

Adi Zehra dizisi konusu ve oyunculari

Adi Zehra dizisi konusu ve oyunculari Berlin’de; tutucu bir Türk ailesinin kızı olarak dünyaya gelen 23 yaşındaki Zehra Şimşek’in yaşadıkları ne planlanabilir ne de yeryüzündeki herhangi biri, onun yaşadıklarını hayal edebilirdir! Dizi, Göçmen Türk kızı Zehra’nın Berlin’deki yoksul ve bağnaz ailesinin evinde başlayıp, İstanbullu zengin bir ailenin sırlarla ve korkunç bir suçla gölgelenmiş konağında devam eden inanılmaz öyküsünü anlatır.
Ailesinin namusunu kirlettiği gerekçesiyle bir otobanda ölüme terk edilen ve bir kimliği bile olmayan genç Zehra, ardı ardına gelen olaylar sonucunda yedi yıldır kayıp olan Hande adlı bir kızın yerine geçer. Üstelik kayıp kızın annesi de Almanya’ya, Türk konsolosluğuna davet edilmiş ve Zehra’yı kızı olarak teşhis etmiştir! Kızını bulduğu için sevinç içinde olan anne, Zehra’yı alıp, İstanbul’a götürür.
Zehra, başına daha büyük dertler açılacağını bilmeden İstanbul’a gider. Ama aklında binlerce soru vardır. Bir anne öz kızını nasıl olup da tanıyamamıştır? Sahiden Zehra’yı kızına mı benzetmiştir? Her şeyden önemlisi, gerçek Hande’ye ne olmuştur? Bu aile neyi gizlemektedir?
Bir yandan peşindeki babası ve ağabeyinden kaçan, bir yandan da öz annesini merak eden Zehra, yeni ailesi hakkındaki sırları öğrendikçe, hem kendi hayatı giderek daha da tehlikeye girecek, hem de aşkı yeniden keşfedecektir.
Zeynep Çamcı kimdir? Zehra Şimşek - Hande Kurdoğlu Zeynep Çamcı Zeynep Çamcı Zehra Şimşek - Hande Kurdoğlu Zehra: Zeki ve merhametli bir genç kız olan Zehra, Frankfurt’ta bağnaz bir ailenin kızı olarak dünyaya gelmiştir. Lakin kaderin bir oyunu, onu İstanbul’da bir ailenin kaybolan kızı Hande’nin yerine geçmeye zorlamıştır. Uysal bir yapısı olsa da, başkaldırmasını bilir. Annesi onun için her şey demektir, o da annesi için dünyalara bedeldir. Hayata var gücüyle tutunmak ve sevdiklerini korumaktır tek gayesi.
Hande: Şule’nin kızı, Serkan’ın kardeşi. İçine kapanık, duygusal, hassas bir genç kızdır. Küçüklüğünde babası, sonrasında ise abisi tarafından baskı altına alınmıştır. Tüm kırılganlığının yanında ne olursa olsun hayata tutunacak kadar da güçlüdür aslında. Yıllar önce kaybolmuştur ve ailesi senelerce onu aramıştır, bugüne dek.
Zeynep Çamcı Kimdir?
11 Aralık 1986'ta Bodrum'da doğan, İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Sinema bölümü mezunu olan Zeynep Çamcı İstanbul Üniversitesi'nde Sinema üzerine yüksek lisans eğitimini sürdürmektedir. Meryem filmiyle Altın Portakal En İyi Kadın Oyuncu Ödülü’ne layık görülmüştür. Seviyor Sevmiyor dizisiyle de Güney Kore'de Asia Pasific Actors Networks ödülü olan APAN Star Awards Ödülleri - APAN Special Award'la ödüllendirilmiştir. Recep İvedik 2'de Barista/Kasiyer, Recep İvedik 3'te Zeynep rolleriyle tanınmıştır. Altın Portakal kazandığı Meryem sinema filminde Meryem, Deliha sinema filminde Havva karakterlerini canlandırmıştır. Başrollerini üstlendiği dizilerinden Leyla İle Mecnun dizisinde "Sedef - Leyla", Emir'in Yolu adlı dizisinde "Can", Beni Böyle Sev dizisinde de "Ayşem", Seviyor Sevmiyor dizisinde "Deniz Aslan" ve Kara Yazı dizisinde Yaren karakterleriyle televizyon izleyicilerinin kalbinde oldukça önemli bir yer edinmiş, en sevilen kadın oyunculardan biri haline gelmiştir. Başrolünü üstlendiği Adı Zehra dizisinde Zehra karakterine hayat vermektedir.
Zeynep Çamcı'nın Oynadığı Diziler Adı Zehra / Zehra-Hande / 2018 Kara Yazı / Yaren / 2017 Seviyor Sevmiyor / Deniz / 2016-2017 Canımın İçi / 2012 Beni Böyle Sev / Ayşem / 2012 Adını Feriha Koydum Emir'in Yolu / 2011 Leyla ile Mecnun / Sedef / 2011 Gece Gündüz / Aslı / 2008
Zeynep Çamcı'nın Oynadığı Filmler Deliha / Meryem / 2014 Meryem / 2013 Recep İvedik 3 / Zeynep / 2010 Güneşin Karanlığı (Kısa Film) / 2009 Recep İvedik 2 / 2008
Alican Yücesoy kimdir? Serkan Kurdoğlu Alican Yücesoy Alican Yücesoy Serkan Kurdoğlu Şule’nin oğlu, Hande’nin ağabeyi. Kurdoğlu Ailesi’nin doğal lideri. İşadamıdır. Sosyopat olarak tanımlanabilir. Otoriteye inancı yoktur. Yaptığı her şeyden şeytani zekası ile sıyrılabileceğini sanıyordur. Egoisttir. Genellikle az, öz konuşur. Herkese karşı duygusuz, sert bir tavrı vardır. Şiddete meyillidir. Ancak serinkanlı bir katil de değildir.
Alican Yücesoy Kimdir?
1982 Yılında İstanbul'da doğdu. İlk, orta ve lise eğitimini Bursa'da tamamladı. 2001 yılında girdiği Haliç Üniversitesi Konservatuvar Tiyatro Bölümü'nden 2005 yılında mezun oldu. Eğitim gördüğü yıllarda ve sonrasında Bakırköy Belediye Tiyatroları'nda oyuncu olarak çalıştı. Bakırköy Belediye Tiyatroları dışında özel tiyatrolar ve topluluklarla çalıştı. Rol aldığı "Hayvan Çiftliği" Oyunu ile 20. Sadri Alışık Ödülleri Komedi, Müzikli Oyun ya da Müzikal Dalında 'Yılın En Başarılı Erkek Oyuncusu' ödülüne aday gösterildi. 2017 Yılında Üstün Dökmen Tiyatro Ödülleri tarafından “Yılın Erkek Oyuncusu” seçildi. 2015 yılı itibariyle oyuncu ve Genel Sanat Yönetmeni olarak çalıştığı Bakırköy Belediye Tiyatroları, 2017 Yılında “Gülünç Karanlık” oyunu ile 21. Afife Jale Tiyatro Ödülleri’in de “Yılın En Başarılı Prodüksiyonu Ödülü’nü ve 22. Sadri Alışık Ödülleri’in de “Seçici Kurul Özel Ödülü” nü aldı.
Alican Yücesoy'un Oynadığı Diziler Adı Zehra / Serkan / 2018 Kördüğüm / Umut / 2016 Serçe Sarayı / Ali Rıza / 2015 Bana Artık Hicran De / Murat / 2014 İntikam / 2013-2014 Şubat / 2012 Suskunlar / Cebrail / 2012 Sen de Gitme / 2011 Adanalı / Timur / 2008-2010 Zoraki Koca / Tarık / 2007 Akümülatörlü Radyo / Murat / 2006 Gurbet Yolcuları / Hüseyin / 2006 Sessiz Gece / Işık / 2005 Pilli Bebek / Ertuğrul / 2003
Alican Yücesoy'un Oynadığı Filmler Sofra Sırları / 2016 Ertuğrul 1890 / 2015 Benimle Var Mısın? / 2014 Eyvah Eyvah 2 / İbrahim / 2011 Prensesin Uykusu / Neşet / 2010 Eyvah Eyvah / 2010 Dinle Neyden / Halil Tabip / 2008 Son Osmanlı Yandım Ali / 2007 2 Eylül / 2004
Hatice Aslan kimdir? Şule Kurdoğlu Hatice Aslan Hatice Aslan Şule Kurdoğlu Hırslı, zeki, güçlü bir kadındır. Serkan ve Hande’nin annesidir. Dışarıdan anaç, sevgi dolu ve uyumlu görünür ancak ikili oynamayı iyi becerir. Duygu sömürüsü yapmakta üstüne yoktur. İnsanların onun ve ailesinin hakkında ne düşündüğüne çok önem verir. Ucu ailesine ve oğluna dokunabilecek her şeye karşı en sert, en acımasız çözümü bulurken vicdanını dinlemez.
Hatice Aslan Kimdir?
Hatice Aslan, Ankara Üniversitesi Devlet Konservatuarı’ndan 1983 yılında mezun oldu. Aynı sene Ankara Devlet Tiyatrosu’nda çalışmaya başladı. 1986 yılında İzmir Devlet Tiyatrosu’na geçen oyuncu 1992’ye dek buradaki görevini sürdürdü. Çocuk oyunlarından müzikallere uzanan geniş bir yelpazede sürdürdüğü tiyatro kariyerinin devamında, Ankara Devlet Tiyatrosu’na dönüşünün ardından Ankara’da çekilen ve yedi yıl boyunca ekrana gelen Ferhunde Hanımlar’da canlandırdığı Nejla karakteriyle tanındı. 2000’lerin başında İstanbul Devlet Tiyatrosu’na tayini çıkan oyuncu, Ölümsüzler, Küçük Adam Ne Oldu Sana oyunlarındaki performansıyla da tiyatro severlerden tam not aldı. Aralarında Dot ve Craft Tiyatro’nun da olduğu özel tiyatrolarda da sahneye çıktı. Nuri Bilgi Ceylan’ın Üç Maymun filmindeki performansıyla 2009 yılında en iyi kadın oyuncu ödüllerine layık görülen Hatice Aslan, iki yıl sonra Mustafa Nuri’nin çektiği Vücut filmiyle de ulusal ve uluslararası film festivallerinden ödülle döndü. Dizi çalışmalarına hız kesmeden devam eden Aslan’ın oynadığı diziler arasında Hırçın Menekşe, Düğün Şarkıcısı, Lale Devri, En Son Babalar Duyar, Bugünün Saraylısı, Mayıs Kraliçesi ve İçimdeki Fırtına bulunmaktadır.
Hatice Aslan'ın Oynadığı Diziler Adı Zehra / Şule / 2018 içimdeki Fırtına / Perihan / 2017 Ayrılsak Da Beraberiz / 2015 Mayıs Kraliçesi / Asu / 2015 Lale Devri / Zümrüt / 2010 Samanyolu / 2009 Masumlar / 2009 Düğün Şarkıcısı / 2008 Hürrem Sultan / Mahidevran / 2003 Hırçın Menekşe / Pelin / 2003 A.G.A / 2003 En Son Babalar Duyar / Hülya / 2002 Kınalı Kar / Leyla / 2002 Ferhunde Hanımlar / Nejla / 1993 Deli Balta / 1993 Elif'in Rüyaları / 1992
Hatice Aslan'ın Oynadığı Filmler Kot Farkı (Kısa Film) / 2016 Dr. Dilara / 2016 9on / Nermin / 2014 Vücut / Leyla / 2011 Şark Oyunları / 2009 Üç Maymun / Hacer / 2009 Kıskanmak / Feriha / 2009 Bayrampaşa: Ben Fazla Kalmayacağım / 2007
Seda Güven kimdir? Ceren Kurdoğlu Seda Güven Seda Güven Ceren Kurdoğlu Serkan’ın karısı ve Kurdoğlu Ailesi’nin gelini. Mine’nin de analığıdır. Orta halli bir aileden gelir. Kendisini çok zeki zannetse de ortalama bir zekaya sahiptir. Şüpheci ve meraklıdır. Biraz patavatsız ve işgüzardır. Ciddiye alınmak için çaba sarf eder. Aklına koyduğunu, herkesten gizli olarak da olsa yapmaktan, kendince entrika çevirmekten geri kalmaz.
Seda Güven Kimdir?
28 Ağustos 1984 tarihinde Balıkesir, Bandırma’da doğmuştur. Marmara Üniversitesi Tekstil Tasarım bölümünden mezun oldu. Profesyonel çalışma hayatına 2004 yılında Başak Gürsoy “BG Ajans” ile başladı. 2005 yılında ATV’de ekranlara gelen “Ekmek Teknesi” adlı diziyle oyunculuğa başlayan “Seda Güven” çıkışını 2010 Kanal D’de yayınlanan “Fatmagül’ün Suçu Ne?” adlı dizide canlandırdığı “Meltem” rolüyle yapmıştır. 9 Ekim 2012 tarihinde “Merhaba Hayat” adlı dizide Vahide Gördüm, Yetkin Dikinciler, Keremcem ile beraber rol almıştır. 2014'ün Şubat ayında Nermin Bezmen’in romanından uyarlanan “ Kurt Seyit ve Şura” adlı dizi filmde Seda Güven, Farah Zeynep Abdullah’ın ablası rolünde (Valentina Verjenskaya) karakterini canlandırdı. 16 Mayıs 2014 tarihinde vizyona giren “İksir: Dedemin Sırrı” adlı sinema filminde, 2015 senesinde “Git Başımdan” komedi filminde rol alan güzel oyuncu 2016’da ise Yavuz Seçkin’li “Oldu Mu Şimdi?” ve Ata Demirer’li 20 Ocak 2017’de vizyona giren “Olanlar Oldu”da rol aldı. 2017 yılı içerisinde çekimleri tamamlanan ”Kaç Kaça Bilirsen” adlı psikolojik komedi türündeki sinema filminde Önder Açıkbaş, Enis Arıkan, Tuğçe Karabacak ve Cezmi Baskın ile başrolleri paylaştı. 2017 yılı içerisinde yayınlanan “Ateş Böceği” dizisinde Seçkin Özdemir, Nilay Deniz, Durul Bazan, Derya Alabora, Şebnem Dilligil ve Gözde Çığacı ile birlikte rol aldı.
Seda Güven'in Oynadığı Diziler Adı Zehra / Ceren / 2018 Ateşböceği / İlayda / 2017 Aşk Yalanı Sever / 2016 Kurt Seyit ve Şura / Valentina / 2014 Merhaba Hayat / 2012 Fatmagül'ün Suçu Ne? / Meltem / 2010-2012 Hepimiz Birimiz İçin / Zeynep / 2008 Elveda Derken / Eda / 2007 Ateşli Topraklar / Alev / 2005 Ekmek Teknesi / Şale / 2002
Seda Güven'in Oynadığı Filmler Kaç Kaçabilirsen / 2017 Oldu Mu Şimdi? / Lara / 2016 Olanlar Oldu / Mehtap / 2016 Git Başımdan / Reyhan / 2015
Hakkı Ergök kimdir? Nadir Yaman Hakkı Ergök Hakkı Ergök Nadir Yaman Genco’ nun babası, büyük bir iş adamı. Otoriter, lider ruhlu, soğukkanlı, mesafeli bir adamdır. Özellikle iş hayatında sert ve acımasızdır. Başarıya ve güce tutkundur. Aptallığa ve hataya tahammülü yoktur. Tüm bu görünüşünün altında herkesten gizlediği, ahlaksız ve karanlık bir tarafı vardır.
Hakkı Ergök Kimdir?
Hakkı Ergök 18 Ağustos 1960 Kastamonu doğumludur. Ankara Yenimahalle Mustafa Kemal Lisesi Çankaya Lisesinde ilk eğitimlerini tamamladıktan sonra Ankara iktisadi ticari ilimler Akademisi Bankacılık ve Sigortacılık Yüksek Okulu'nda okumuştur. 1981 yılında Ankara Devlet Konservatuarı'nı kazanarak öğrenciliği boyunca Ziraat Bankası ve Halk Bankası çocuk gençlik tiyatrolarında çalışmıştır staj hizmetini ise İzmirDevlet Tiyatrolarında yapan Ergök; 5 yıl sonra Ankara Devlet Tiyatrosu'na tayin olmuştur.1997 yılında İstanbul'a gelen ve halen İstanbul'da ikamet eden Hakkı Ergök Devlet Tiyatrosu sanatçısıdır. 36 projede yer alan ve bunların otuzunda başrol oynayan Ertuğrul Ergök Sanat Kurumu Rotary Club ve Halk jürisinden en iyi erkek oyuncu ödüllerini almıştır. Yine Devlet Tiyatrosu'nda 2 oyun sahneye koymuştur. 1986 yılında İspanya ve İsviçre'de bulunmuştur. Çeşitli tiyatro okullarında beden dili ve eğitim çalışmalarına katılan Ergök Ege Üniversitesi'nde tiyatro dersleri de vermiştir. Konservatuar dönemlerinde dublaj sanatçılığı da yapan Ergök; birçok önemli filmde ve dizide karakter seslendirmiştir. TRT kanallarında özel muhtelif dizilerde oynayan ve yarışma programı sunan Ergök; ayrıca bir reklam filminde oynamıştır. Ayrıca birçok şiirde yazan Hakkı Ergök Devlet Tiyatroları için yapılanma ve özerklik konusunda çeşitli araştırmalarda da bulunmuştur.
Hakkı Ergök'ün Oynadığı Diziler Adı: Zehra / Nadir Yaman / 2018 Bu Sayılmaz / Cenap / 2017 Yüksek Sosyete / Metin / 2016 Günebakan / 2015 Diğer Yarım / Sedat / 2014 Benim Hala Umudum Var / 2013 Bulutların Ötesi / Cüneyt / 2012 Mazi Kalbimde Yaradır / 2011 Samanyolu / Ali / 2010 Küçük Sırlar / Emre / 2010 Annem / Uğur / 2007 Mahşer / 2007 Geniş Zamanlar / Erol / 2006 Şöhret / Cihan / 2005 Haziran Gecesi / Semih / 2004 Cennet Mahallesi / 2004 Kurtlar Vadisi / Savcı / 2003 Üzgünüm Leyla / 2002 Akşam Güneşi / 2001 Tatlı Hayat / 2001 Kuzgun / 2000 Ayşecik / 1998 Eltiler / İlhan / 1997 Kara Melek / Ayhan / 1996-1999 Yalnız Efe / 1987 Kuruntu Ailesi / 1983
Hakkı Ergök'ün Oynadığı Filmler Bir Nefes Yeter / 2017 Her Şey Aşktan / 2016 Terkedilmiş / 2015 Yaralı Kurt / 2000 Artık Sevmeyeceğim (TV Filmi) / 2000 Babamın Günahı (TV Filmi) / 1998
fragmantv seslisohbet fragmanlar seslichat
submitted by fragmanlife to u/fragmanlife [link] [comments]

Ask ve Mavi dizisi konusu ve oyunculari

Ask ve Mavi dizisi konusu ve oyunculari Genel Hikaye Ali, otuzlu yaşlarında zengin bir ailenin oğludur. Ahmet adında bir adamı öldürdüğü için uzun yıllar hapis yatmıştır. Hapishanenin son yıllarında mektuplaştığı Mavi ile tahliye olduğu gün tanışır ve ikili hemen evlenmeye karar verir. Mavi'nin hapishanede onca insan içinde mektuplaşmak için kendisini seçmesi tesadüf değildir. Mavi, yıllar önce ölen Ahmet'in kardeşidir. Amacı bu olaydan sonra hayatlarının kâbusa dönmesine neden olan adamı bulup evlendikleri gece öldürmektir; ancak bilmediği bir gerçek vardır. Asıl katil, Ali'nin abisi Cemal'dir. Ali, Cemal'in karısı ve çocukları olduğu için suçu üstüne alarak yıllarca onun yerine hapis yatmıştır. Aslında Ali, nikah işlemleri sırasında Mavi'nin kimliğini görüp her şeyi anlamış; ancak aşkı için susmuştur. Düğün gecesi ise Mavi, Ali'yi bıçaklar. Ali ufak bir yarayla kurtulur ve birlikte yaşamak şartıyla Mavi'den şikâyetçi olmaz. Mavi her ne kadar karşı çıkmaya çalışsa da, ikili arasında imkansız bir aşk başlar.
Aşk ve Mavi
Burcu Kıratlı Mavi Güzel, hırçın ve bir o kadar da naif. Çok sevdiği abisini gencecikken kaybetmiş. Yetmezmiş gibi aile onurlarının da ayakalr altına alındığını görmek. Şimdi Mavi'nin amacı hem intikamını hem de yerlerde sürüklenen onurlarının hıncını almak. Bu yüzden abisinin katiliyle evlenecek kadar gözü kara. Ama büyük düşmanına aşık olmak Mavi'nin planlarını bozacak.
Keremcem Yaman Yaman aslında Fazıl Göreçki'nin gayrimeşru oğludur. Annesi Şükriye, Fazıl'ın evliliği tehlikeye girmesin diye hamile kaldıktan sonra kendisinden uzaklaşmıştır. Yıllar sonra Cemal'in babasını bir mezar başında görmesi ve Yaman ile yollarının kesişmesiyle hayatlarına girecek ve Göreçki ailesinde çok şey değişecektir.
Kenan Bal Fazıl Ali'nin babası. Geleneksel bir aile reisi, toprak ağası... Hala topraklarına toprak katma derdinde... Üç oğlundan en çok Ali'yi seviyor. Kendisinden sonra Göreçki ailesinin reisi olmaya layık onu görüyor. Tüm sertliğine rağmen merhametli bir yanı da var.
Cüneyt Mete Cemal Ali'nin abisi. Dışarıdan iyi bir oğul, iyi bir eş ve baba gibi görünse de kalbi buz gibi. Çıkarları önüne dikilen herkesi harcayabilir; bu vaktiyle onun suçunu üstlenip hapis yatan kardeşi bile olsa…
Ayşegül Ünsal Hasibe Mavi'nin annesi... Görgüsüz, para düşkünü, işini bilen, plancı bir kadın. Ne yapıp edip konağa, kızının yanına yerleşme derdinde...
Birgül Ulusoy Birgül Konağın kıdemli hizmetçisi. Becerikli, hamarat bir kadın. Her yerde gözü kulağı var. Konaktakileri ailesi bellediğini söylüyor ama yaşayamadığı gençliğinin kuramadığı yuvasının sorumlusu onlar Birgül'e göre. Ufak hainliklerle çıkarıyor o da hıncını.
Alayça Öztürk Safiye Cemal'in eşi. Kurnaz, politik bir kadın... Kocasına karşı onun kötü yanlarını göremeyecek kadar kör.
Osman Karakoç İlyas Ürgüp'te küçük ölçekli bir toprak sahibinin oğlu. Dürüst, gözüpek bir genç... Onun da Göreçkiler'le görülecek bir hesabı var. Bu arada Mavi'ye aşık olmaktan kendini alıkoyamaz.
Uğur Uzunel İsmet Evin küçük oğlu. Ali'yle Cemal'in gölgesinde kalmış, bir işe yaramayan, serseri bir tip. Ali Abi'sine olan duyguları hayranlıkla kıskançlık arasında gidip geliyor. Sevdiği kızın Ali'ye aşık olduğunu öğrenince iyice hırçınlaşacak.
Seda Akman Yüksel Karahan Yüksel, 30-35 yaşlarında güzel, alımlı bir kadın. Haris, kindar, acımasız bir karakteri var. Yetimhanede zor koşullarda büyümüş. Yirmili yaşlarının başında kendinden yaşça epey büyük, zengin bir adam olan kocasıyla evlenince bir nevi hayatı kurtulmuş. Kocası ölünce, onun yaptığı tefeciliğe devam etmiş. Aşk nedir bilmemiş, ta ki Ali'ye rastlayana kadar…
İpek Tuzcuoğlu Elmas 40'lı yaşlarında, alımlı, fettan bir kadın. Geçimini sağlamak için fal bakıyor, ihtiyaca göre büyü, muska yapıyor. Henüz hayatının baharındayken, besleme olduğu konakta tecavüze uğrar. Sevmediği bir adamla evlendirilip köye gönderilir. Yıllar sonra kocası öldüğünde eski hesaplar yeniden açılır. Göreçkiler'in konağına gelmesiyle de herkesin hayatını değiştirir.
Ali Düşenkalkar Mümtaz Mümtaz, Hasibe'nin kendi elleriyle başına sardığı bir 'aşk belası'dır. Ürgüp doğumlu, hem enine hem boyuna cüsseli, ama o cüssesiyle sevimliliği yarışan iri yarı adamlardan biridir. Gizli yetenekleri vardır, çok güzel yemek yapar. Özellikle kebap ustası ama elinden her yemek bir lezzet karnavalı olarak çıkar. Sevgili karısını erkenden kaybettikten sonra iki kızını büyütmüş, onları evlendirmiş ve başka şehirlere göndermiş, yumuşak huylu, aşka ve dostluğa susayan, "aile" huzurunu bulamayan gönül adamıdır. Şimdi Ürgüp'te emekli maaşıyla ve durgun yalnızlığıyla
Aşk ve Mavi 78. Bölüm özeti "Seni öldüreceğim Cemal! Ali'min katili sensin!"
Yaman'ın Mavi'ye yardıma koştuğunu öğrenen Yüksel deliye döner. Mavi'nin sevgilisini elinden almaya çalıştığını düşünmektedir. Yaman bu düşüncesine çok kızar ve Yüksel'den uzaklaşır. Yaman'ı kaybedeceğini düşünen Yüksel öfkesini Mavi'den çıkarmaya kararlıdır. Cemal, kendisine şantaj yapan Galip'i alt etmek için bir plan yapar. Planı başarılı olur ve Galip geri adım atar. Cemal, bir kez daha beladan sıyrıldığını düşünse de ölümcül bir hata yaptığını fark etmesi geç olmayacaktır.
fragmantv seslisohbet fragmanlar seslichat
submitted by fragmanlife to u/fragmanlife [link] [comments]

Gamsiz Hayat Dizisi Hikayesi ve Oyunculari

Gamsiz Hayat Dizisi Hikayesi ve Oyunculari Yapımcılığını, ekranlarda rating rekorları kıran birçok diziye imza atan Koliba Film’in üstlendiği Gamsız Hayat'ın yönetmenliğini Hakan Gürtop üstleniyor.
Gamsız Hayat’ın, başrollerini Ceyda Ateş (Ela), Ali Aksöz(Mert) ve Ahmet Rıfat Şungar(Kaan) paylaşıyor. Show TV’nin merakla beklenen dizisinin zengin kadrosunda ise Itır Esen(Nazan), Dilara Öztunç(Nurcan), Güzide Arslan(Seda), Hakan Ummak(Neco), Alara Bozbey(Aslı) ve Kenan Acar(Arda) rol alıyor
Ahmet Rıfat Şungar Aşk Ve GuruKadir Yılmaz/Ahmet Rıfat Şungur Yakışıklı, karizmatik, bıçkın ruhlu bir adam. Modifiye edilmiş arabasıyla mahallenin havalı gençlerinden. Amatör lig takımlarından birinde futbolcu. Oldukça başarılı ve gelecek vadeden bir sporcu. Son zamanlarda Süper Lig takımlarının ilgisini çekmeye başlamış. Yakın zamanda büyük kulüplerden birine transfer olmasına kesin gözüyle bakılıyor. Türkan’a feci şekilde aşık. Aralarındaki yaş farkını umursamıyor bile. Türkan aralarına mesafe koymaya çalışsa da ne olursa olsun bir gün Türkan’ı elde edeceğinden neredeyse emin. Onunla bir hayat sürebilmek için göze alamayacağı şey yok. Diğer kadınların kendisine gösterdiği ilgi umurunda değil. Ahmet Rıfat Şungur Kimdir, Kaç Yaşında? 9 Temmuz 1983 yılında İstanbul’da doğan Ahmet Rıfat Şungar, 1.82 boyunda ve yengeç burcudur. Kartal Süleyman Demirel Anadolu Lisesi’ni bitirdikten sonra İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuarı Tiyatro Bölümü’nü kazanmış ve mezun olmuştur. Ahmet Rıfat Şungar, dünyaca ünlü yönetmen Nuri Bilge Ceylan’a 61’inci Cannes Film Festivali’nde ‘En İyi Yönetmen’ ödülünü kazandıran ‘Üç Maymun’ adlı filmin baş karakterlerinden İsmail’i canlandırmıştır. Televizyonda ‘Hatırla Sevgili’, ‘Es Es’, ‘Merhamet’ gibi popüler dizilerle tanınan Ahmet Rıfat Şungar, son olarak, Aşk ve Gurur dizisinde Kadir karakterini canlandırmaktadır. Ahmet Rıfat Şungur’un Oynadığı Diziler Sırlar Dünyası/Sır Kapısı/2002 Hatırla Sevgili/Ali/2006 Kaybolan YıllaMehmet/2006 Es Es/Uras/2009 KaradağlaCemal Karadağ/2010 Bir Ömür Yetmez/Ömer Batu2011 Merhamet/Atıf Birsel/2013 Gamsız Hayat/Kaan/2015 Ahmet Rıfat Şungur’un Oynadığı Filmler JanJan/Yusuf/2007 Üç Maymun/İsmail/2008 Adını Sen Koy/Seslendirme/2009 Yazlık (Kısa film)/Rıfat/2009 Beş ŞehiŞevket/2009 Unutma Beni İstanbul/2011 Gözetleme Kulesi/Seslendirme/2012 Şirket (Kısa film)/K./2012 Soğuk/Enve2013 Deniz Seviyesi/Burak/2014 Kumun Tadı/Mehmet/2014 Randevu (Kısa film)/Ölüm/2015 Wong Kar Wai Üzerine Kısa Bir Film (Kısa film)/ Harun/2015 Le Chant des Hommes/Mokta2015
Itır Esen Şükran, ailesini her şeyin üstüne koyan bir kadın. Ailenin reisi Faruk gibi gözükse de aslında gizli reisi Şükran. Kızının gayrimeşru çocuk doğurmasını engellemek için Cengiz’le arasını yapan o. Bunu yaparken amacı ailesinin dağılmasını önlemek. Bu yaptığından dolayı kendini hala kötü hisseden Şükran, o günden beri Alev’le olan ilişkisini de toparlayamamış. Bu yüzden ikili sık sık karşı karşıya geliyorlar. Ailesini korumak Şükran’ın her zaman öncelikli amacı.
Levent, yıllar sonra karşısına çıkan eski aşkı Asiye’nin isteğiyle, oğlu Kaan’ı fabrikadan alır. Kaan, cezasının bittiğini düşünerek sevinir. Ancak onun için asıl tehlike, Aslı’nın Tayfun Hoca olayıyla ilgili bildikleridir. Mert ise, Ela yüzünden intihar etmiş görünen Tayfun abisinin başına gelenleri aydınlatmak için hayatının oyununu oynamaya başlar. Ela’nın kendisine olan ilgisini kullanacağı bu aşk oyununda, en önemli yol haritası Tayfun’un günlüğüdür. Ancak Ela’nın köydeki babaannesini ziyaret etmek için yaptıkları romantik yolculuk, ikisinin de duygularını beklenmedik şekilde etkileyecektir. Yaşanan aksilikler sonucu, aynı gece Mert’in söz verdiği halde Nurcan’ın doğum günü kutlamasına gidememesi ise, ölümcül bir tehlikeye sebep olacaktır.
Gamsız Hayat”ın ilk bölümünde; Ela, Kaan ve Arda, özel üniversitede okuyan üç sıkı arkadaştır. Aynı üniversitede asistan olan Tayfun ise, öğrencisi Ela’ya umutsuzca âşıktır! Bunu bilen üç arkadaş, sırf eğlenmek için, sonunun faciaya varacağını düşünemedikleri tehlikeli bir oyuna girişirler. Bu oyunun sonuçları, Ela’yı vicdan azabından kıvrandırırken, Kaan ve Arda’yı da beklenmedik gerilimli durumlara sürükler. Tayfun’un yaşadığı yoksul mahallenin delikanlısı Mert, onu gerçek bir ağabey gibi görmektedir. Acıdan deliye dönmüş olan Mert, olayların hiç de göründüğü gibi olmadığından şüphelenir ve Tayfun abisini bu hale getiren kişileri bulup intikam almaya yemin eder. Bu sırada kader, Mert’e ve kim olduklarından bihaber peşinde olduğu üç gence büyük bir sürpriz hazırlamaktadır!
fragmantv seslisohbet fragmanlar seslichat
submitted by fragmanlife to u/fragmanlife [link] [comments]

[Yazı] Yasa, Mizah ve İroni

Yasanın klasik bir imgesi vardır. Platon bu imgenin, Hıristiyan dünyası tarafından da benimsenmiş olan eksiksiz bir ifadesini vermiştir. Bu imge, yasaya hem ilkesi hem de sonuçları açısından bakılmasını içererek bunun ikili bir durumunu belirler. İlke açısından baktığımızda, yasa ilk değildir. Yasa ikinci ve temsilci bir iktidardan başka bir şey değildir, daha yüksek bir ilkeye göre belirlenir, o da İyi’dir. İnsanlar İyi’nin ne olduğunu bilselerdi ya da ona uymayı becerebilselerdi, yasaya ihtiyaçları olmayacaktı. Yasa, İyi’nin, şöyle ya da böyle terk ettiği bir dünyadaki temsilcisidir. Bundan dolayı, sonuçları açısından baktığımızda, yasalara uymak ”en iyi”sidir, en iyi de İyi’nin imgesidir. Adil olan biri, doğduğu ülkede, yaşadığı ülkede yasalara tabi olur. Düşünme özgürlüğünü -hem İyi’yi hem de İyi için düşünme- elinde tutsa da, bunu, en iyisi için yapar. Görünüşte bu denli konformist olan bu imge, bir siyaset felsefesinin koşullarını oluşturan bir ironi ve mizahı, yasa ölçeğinin en yukarısında ve en aşağısındaki, ikili bir düşünüm genişliğini içermekten de geri kalmaz. Sokrates’in ölümü bu bakımdan bir örnek teşkil eder. Şöyle ki, yasalar kaderini mahkumun eline teslim bırakırlar ve yasaya tabiiyetinden dolayı, ondan kendilerine, üzerine düşünülmüş bir onay vermesini isterler. Yasaları, onları temellendirmek için zorunlu bir ilkeymişçesine mutlak bir İyi’ye yükselten seyirde büyük bir ironi vardır. Sanki yasa mefhumunu kendi kendine değil de, yalnızca kuvvet yoluyla ayakta tutuyormuş ve ideal olarak, daha dolaylı bir sonuca olduğu kadar, daha yüksek bir ilkeye de ihtiyaç duyuyormuş gibi. Belki de bu nedenle Phaidon’daki anlaşılması güç bir metne göre, öğrencileri ölümü sırasında Sokrates’in yanında bulunurken yüzlerinde bir gülümseme de eksik değildir. İroni ile mizah esas olarak yasa düşüncesini kurarlar. Uygulanmaları yasayla ilişkilidir ve anlamlarını buradan alırlar. İroni, yasayı sonsuzca üstün bir İyi’nin üzerini temellendirmekte sakınca görmeyen bir düşüncenin oynadığı oyundur; mizah ise, yasayı, sonsuzca daha adil bir En İyi’ye onaylatmakta sakınca görmeyen söz konusu düşüncenin oynadığı oyundur.
Yasanın klasik imgesinin hangi etkiler altında altüst olup ortadan kalktığı sorgulanacak olursa, bunun yasaların göreliliğinin, değişebilirliğinin keşfedilmesi sonucunda olmadığı kesindir. Zira bu görelilik, klasik imgede zaten bütünüyle biliniyor ve anlaşılıyordu; onun zorunlu bir parçasını oluşturuyordu. Gerçek neden başka yerdedir. Bunun en kesin ifadesi Kant’ın Pratik Aklın Eleştirisi’nde bulunacaktır. Kant bizzat, yönteminin getirdiği yeniliğin, yasanın artık İyi’ye bağlı olması değil, aksine İyi’nin yasaya bağlı olması olduğunu söyler. Bu, şu anlama gelir ki, yasa artık, haklılığını buradan elde edeceği üstün bir ilke üzerine temellenmek zorunda değildir, bunun üzerine temellenemez. Bu da şu anlama gelir ki, yasanın kendi değeri kendi kendisine dayanarak biçilmeli ve yasa kendi üzerine temellenmelidir, dolayısıyla kendi biçiminden başka kaynağı yoktur. Bu andan itibaren, ilk kez, başka bir spesifikasyon olmaksızın, bir nesne işaret edilmeksizin, YASA’san söz edilebilr, söz edilmelidir. Klasik imge yalnızca, İyi’nin yetki alanlarına ve En İyi’nin şartlarına göre şu ya da bu olarak belirlenmiş yasaları tanıyordu. Aksine, Kant ahlak ”yasası”ndan söz ettiğinde, ahlak sözcüğü yalnızca, mutlak olarak belirsiz kalmış olanın belirlenmesi anlamına gelir: Ahlak yasası, bir içerikten ve bir nesneden, bir yetki alanından ve şartlarından bağımsız, saf bir biçimin temsilidir. Ahlak yasası YASA, yasayı temellendirmeye muktedir bütün üstün ilkeleri dışlayacak şekilde, yasanın biçimi anlamına gelir. Bu anlamda Kant, yasanın klasik imgesinden ilk vazgeçenlerden ve bizi tamamıyla modern bir imgenin yolunu ilk açanlardan biridir. Kant’ın Saf Aklın Eleştirisi’ndeki Kopernik tarzı devrimi, bilginin nesnelerini, öznenin etrafında döndürmeye yönelikti; ama Pratik Aklın Eleştirisi’nin, İyi’yi Yasa’nın etrafında döndürmeye yönelik devrimi kuşkusuz çok daha önemlidir. Kuşkusuz, dünyadaki önemli değişiklikleri dile getiriyordu. Yine kuşkusuz, Hıristiyan dünyanın ötesinden, Yahudi imana bir geri dönüşün son sonuçlarını ifade ediyordu; hatta belki de Platoncu dünyanın ötesinden, yasanın Sokrates öncesi (Oidipusçu) bir anlayışına geri dönüşü ilan ediyordu. Kaldı ki, Kant, yasa’yı, nihai bir temel haline getirerek, modern düşünceye başlıca boyutlardan birini, yasanın nesnesinin esas itibariyle gizli olduğu fikrini bağışlamıştı.
Bir başka boyut daha ortaya çıkar. Sorun, Kant’ın kendi sistemi içinde keşfine verdiği dengeden (ve İyi’yi kurtarma şeklinden) kaynaklanıyor değildir. Söz konusu olan daha ziyade, ilkini bütünleyen, ilkiyle aralarında bir görelilik bulunan bir başka keşiftir. Yasa artık üstün bir ilke şeklindeki İyi ile temellendirilemedikçe, kendini, adil olanın iyi niyeti şeklindeki En İyi’ye de daha fazla onaylatmaya gerek duymaz hale gelir. Zira şu çok açıktır ki, maddesiz, nesnesiz, herhangi bir spesifikasyonu olmadan, saf biçimine göre tanımlanmış YASA, ne olduğu bilinmeyen ve bilinemeyecek bir durumdadır. Kimse ne olduğunu bilmezken iş görür. Herkesin baştan beri suçlu olduğu, yani yasanın ne olduğu bilinmeksizin sınırların zaten ihlal edildiği bir kesinsizlik alanı tanımlar. Tıpkı Oidipus’un kendini içinde bulduğu durum gibi. Suçluluk ile ceza ise, bize yasanın ne olduğunu göstermezler bile, onu bu kesinsizliğin içinde bırakırlar, bu kesinsizlik ise bahsettiğimiz şekliyle cezanın en uç noktadaki kesinliğine tekabül eder. Kafka bu dünyayı betimlemeyi başarmıştır. Burada söz konusu olan, Kant’ı Kafka’ya bağlamak değil, yalnızca yasayla ilgili modern düşünceyi oluşturan iki kutbu ortaya çıkarmaktır.
Aslında, yasa artık her şeyden önce gelen ve üstün bir İyi üzerine temellenmiyorsa, içeriğini tamamen belirsiz bırakacak şekilde kendi biçimine göre değer kazanıyorsa, adilin yasaya en iyisi olduğu için uyduğunu söylemek imkansız hale gelir. Ya da daha ziyade: Yasaya uyan biri, yasaya uyduğu kadarıyla adil olmuş değildir ve öyle de hissetmez. Tersine, kendini suçlu hisseder, daha baştan suçludur ve ne kadar suçlu olursa yasaya o kadar sıkı sıkıya uyar. Aynı işlemle, yasa da kendini, saf yasa olarak gösterir ve bizi suçlular olarak atar. Klasik imgeyi oluşturmuş olan iki önerme, ilke önermesi ile sonuçlar önermesi, İyi tarafından temellenme önermesi ile adil tarafından onaylanma önermesi aynı anda çöker. Ahlaki bilincin bu fantastik paradoksunu ortaya çıkaran Freud olmuştur: Yasaya uyma ölçüsünde adil hissetmenin bir hayli uzağında, ”özne ne kadar erdemliyse, yasa da o kadar sert davranır ve o kadar büyük bir kılı kırk yarmacılık sergiler… En iyi ve en uysal varlıktaki ahlak bilincinin bu denli sıradışı sertliği…”
Dahası, paradoksun analitik açıklamasını yapan da Freud olmuştur: Ahlak bilincinden türeyen, dürtülerden vazgeçiş değildir, tersine vazgeçişten doğan ahlak bilincidir. O halde, vazgeçiş ne kadar kuvvetli ve sert ise, dürtülerin mirasçısı ahlak bilinci de o kadar kuvvetli olur ve o kadar sertlikle uygulanır. (”Bu vazgeçişin bilinç üzerine uygulanan eylemi öyledir ki, tatmin etmeyi bıraktığımız bütün saldırganlık bölümü, üstben tarafından yeniden ele alınır ve kendi saldırganlığını ben’e karşı vurgular.”) O zaman öteki paradoks da çözülür. Lacan’ın dediği gibi, yasa, bastırılmış arzuyla aynı şeydir. Çelişkisiz bir biçimde nesnesini belirleyemeyecek ya da dayalı olduğu bastırmayı ortadan kaldırmaksızın bir içerikle tanımlanamayacaktır. Yasanın nesnesiyle arzunun nesnesi birdir ve ikisi de gizlenmiştir. Freud, nesne özdeşliğinin anneye, arzunun ve yasanın özdeşliğinin kendisinin ise babaya gönderme yaptığını gösterdiğinde, yalnızca yasayı belirlenmiş içeriğe nasıl kavuşturduğunu değil, bunun neredeyse tam tersine, yasanın nasıl, Oidipusçu kaynağı gereği, nesneden olduğu kadar özneden de (anne ile baba) çifte bir vazgeçişten doğan saf biçim olarak değer kazanmak için, içeriğini zorunlu olarak gizlemekten başka bir şey yapamayacağını gösterdiğini ileri sürer.
O halde, Platon’un kullandığı, yasalar düşüncesine hükmetmiş olan klasik ironi ve mizah altüst edilmiş olur. Yasanın İyi üzerine temellenmesi ve bilgenin bunu En İyi’yi gözeterek onaylamasıyla temsil edilen çifte genişlik, hiçliğe indirgenmiş olarak bulunur. Bir tarafta yasanın belirsizliği, öbür tarafta cezanın kesinliğinden başka bir şey yoktur. Ama ironi ile mizah buradan, yeni, modern bir figür kazanır. Bir yasa düşüncesi olmayı sürdürürler, ama yasayı, ona tabi olanın suçluluğu içindeyken düşündüğü gibi, içeriğinin belirsizliği içinde düşünürler. Şu açıktır ki, Kafka mizaha ve ironiye, yasanın statüsünün değişmesiyle ilişkili olarak tam anlamıyla modern değerler katar. Max Brod, Kafka’nın Dava’sını okuduğu sırada, dinleyenlerin ve bizzat Kafka’nın gülmekten katıldığını hatırlatır. Bu, Sokrates’in ölümünü karşılayan gülüş kadar gizemli bir gülüştür. Trajiğin sahte-anlamı salaklaştırır; kimbilir ne kadar çok yazarı, onları harekete geçiren düşüncenin saldırgan komik gücünün yerine çocuksu bir trajik his koyarak, olduğundan saptırıyoruz. Yasayı düşünmenin her zaman tek bir tarzı olmuştur, bu da düşüncenin ironi ve mizahtan oluşan bir komikliğidir.
Ama işte, modern düşünceyle birlikte, yeni bir ironinin ve yeni bir mizahın imkanı doğuyordu. İroni ile mizah artık yasanın altüst edilmesine yöneltilmiştir. Yeniden Sade ve Masoch ile karşılaşırız. Sade ile Masoch, yasaya bir karşı çıkışın, yasayı kökten bir altüst edişin iki büyük girişimini temsil ederler. Yasaya ikinci bir iktidar dışında hiçbir şey bahşetmemek amacıyla, yasayı daha yüksek bir ilkeye doğru aşmaya dayanan hareketi hala ironi olarak adlandırıyoruz. Ama üstün ilke, artık yasayı temellendirmeye ve yasanın kendisine devrettiği iktidarın haklılığını göstermeye muktedir bir İyi olmadığında, olamadığında tam olarak ne olur? Sade bize bunu öğretir. Tüm biçimleriyle (doğal, ahlaki, siyasal) yasa, ikinci doğanın bir kuralıdır, her zaman muhafazası için gösterilen özneye bağlıdır ve hakiki egemenliği haksız olarak elinde tutar. Çok iyi bilinen bir şeçeneğe göre, yasanın, daha kuvvetli olanın dayattığı kuvvetin ifadesi, ya da tersine, zayıfların koruyucu birliği olarak algılanmasının pek önemi yoktur. Zira bu efendilerle bu köleler, bu kuvvetlilerle bu zayıflar bütünüyle ikinci doğaya aittir; tiranı teşvik edip yaratan zayıfların birliğidir, olmak için bu birliğe ihtiyaç duyan ise tirandır. Her halükarda yasa, gizemli kılma yöntemidir, devredilmiş bir iktidar değil, köleler ve efendilerin iğrenç karmaşıklığı içindeki, haksız yere elde tutulan bir iktidardır. Sade’ın, yasa rejimini hem tiranlığa maruz kalanlara hem de tiranlık edenlere ait olması yüzünden ne denli kınadığı fark edilecektir. Gerçekte, yalnızca yasanın tiranlığına maruz kalınmıştır: ”Komşumun tutkuları yasanın adaletsizliğinden çok daha az kaygı verir, zira bu komşunun tutkuları benimkiler tarafından engellenmiştir, oysa yasanın adaletsizliklerini hiçbir şey durduramaz, hiçbir şey engelleyemez.” Ama aynı zamanda ve özellikle, ancak yasa yoluyla tiran olunur: Tiran yasa dışında hiçbir yolla tomurcuk veremez ve Chigi’nin Juliette’te de söylediği gibi: ”Tiranlar asla anarşi ortamında doğmazlar, yalnızca yasaların gölgesindeyken yükselişe geçtiklerini ya da yetkiyi yasalardan aldıklarını görürsünüz.” Sade düşüncesinin özü budur. Tirana duyduğu kin ve yasanın tiranı mümkün kıldığını gösterme tarzı. Tiran yasaların dilinden konuşur ve başka bir dili yoktur. ”Yasaların gölgesine” ihtiyaç duyar. Sade’ın kahramanları da, artık hiçbir tiran konuşamayacakmış gibi, hiçbir tiran asla konuşmamış gibi konuşarak, bir karşı-dil oluşturarak tuhaf bir anti-tiranlıkla kuşatılmış bulunur.
Gilles Deleuze, Sacher-Masoch’un Takdimi
submitted by kamberu to NullSpaceAutonomia [link] [comments]

İYİ BİR İKİLİ OLACAKSIN. THE 2. - YouTube GİZLİ BİLİNMEYEN İKİLİ UZUN KILIÇ NASIL YAPILIR? - Minecraft BOTTA GİZLİ EN GÜÇLÜ İKİLİ /w SİNGEDESİGN  SINIRSIZ KİTLE KONTROLÜ  Zekanz Feride Hilal Akın & Hakan Tunçbilek - Gizli Aşk - YouTube GİZLİ BİLİNMEYEN İKİLİ KAZMA NASIL YAPILIR? - Minecraft

En Iyi Ikili Opsiyon Şirketi. Ekim 13, 2017 - Yazar: Eylem Çelik - Yorum Yap. 3.2 İkili opsiyon ticaretinizden en yüksek getirileri kazanmak için gerekli olan tüm bilgilere buradan ulaşabilirsiniz En İyi ikili opsiyon şirketi hangisidir Mayıs 21, 2018 - Yazar: Mahir Özçelik - Yorum Yap Dünyanın en popüler sosyal ağı Twitter, 140 karakterin ötesine geçmek için hazırlıklara ... Zorlu İkili izle 2013 ABD Aksiyon, Komedi, Suç türündeki yapımı Türkçe Dublaj hd kalitede hdfilmcehennemi den izleyebilirsiniz. Senden gizli gizli nefret eden 2 kişi var! Bu iki kişi yüksek ihtimalle yakın arkadaşlar. Bu yüzden bunların kim olduğunu merak ediyorsan çevrendeki ikili arkadaşlara odaklanmalısın. Senden o kadar çok nefret ediyorlar ki biz bunu yazıya dökmek için çok uğraştık ama başaramadık. O kadar tarif edilemez bir nefret yani sen ... Gizli milyoner ikili …. Metatrader 4 mobil. ... Ikili Opsiyon Hile. Aug 04, 2020 · En Iyi Ikili Opsiyon Siteleri. Metatrader 4 ikili metatrader 4 ikili opsiyon opsiyon. Timur ATILGANOĞLU Haziran 16, 2020. Şirket Suite 305, Griffith Corporate Centre P.O. Farmasi prim sistemine göre …. 128%’e kadar getiri oranları Kapsamlı Eğitim ... İkili Seçenekleri (Wikipedia bağlantı) artıları ve eksileri var ama ne daha iyi bir İkili Seçenekleri Broker bulmak için önemlidir. Finansal piyasalarda 7 yılı aşkın deneyimi ile, biz tam olarak nasıl saygın bir ticaret platformu nokta biliyorum. 6 en iyi broker ve özellikleri hakkında kendinizi bilgilendirin.

[index] [4664] [6206] [4096] [6957] [3270] [5179] [1750] [2805] [6167] [4438]

İYİ BİR İKİLİ OLACAKSIN. THE 2. - YouTube

Flank Esports Android 👉 https://goo.gl/gakUTd Flank Esports IOS 👉 https://goo.gl/AYmzyW ABONE OL 👉 https://goo.gl/8Dd6d1 İnstagram : https://goo.gl/31ofnr F... Feride Hilal Akın'ın, Wovie etiketiyle yayınlanan "Gizli Aşk" isimli tekli çalışması, video klibiyle netd müzik'te. Söz - Müzik: Hakan Tunçbilek Düzenleme: B... Gizli Bilinmeyen Tehlikeli Kılıç Nasıl Yapılır? videosu oldu. Daha fazla bu tür videolardan istiyorsanız beğenmeyi unutmayın. Güzel, eğlenceli ve komik bir video oldu iyi seyirler. ^^ GİZLİ BİLİNMEYEN İKİLİ UZUN KILIÇ NASIL YAPILIR? - Minecraft Merhaba, bu videoda ikili uzun kılıç nasil yapıldığını gördük ve Çok Heycanlıydı Daha Fazla Bu Tarz Bu Videolardan ... Merhaba ben Metin, bugün Minecraft videosu yayınladım. Videoma like ve yorum atmayı, kanalıma abone olmayı unutmayın. Videoyu arkadaşlarınıza paylaşırsanız...

http://forex-korea.usaminingequipment.pw