Koronavirüs: WHO, 120 milyon hızlı ve ucuz testle yüz ...

Olum Teala'nın hisseleri ne hızlı yükseliyor aq geçen yıl 20k yatirsam şimdi 240k param olacaktı (TL olarak) Yıllık kar 220k 220/12 aylık 18k kazançlı iş gibi ve yattığın yerden

submitted by semakarpuz to KGBTR [link] [comments]

Borsada hızlı yükselişin ardından kâr satışları geldi https://www.parabilgi.com/borsada-hizli-yukselisin-ardindan-kar-satislari-geldi/?feed_id=29718&_unique_id=5e7b2ffc9b8b9

Borsada hızlı yükselişin ardından kâr satışları geldi https://www.parabilgi.com/borsada-hizli-yukselisin-ardindan-kar-satislari-geldi/?feed_id=29718&_unique_id=5e7b2ffc9b8b9 submitted by parabilgi to u/parabilgi [link] [comments]

BANNERLORD [TURKISH]

submitted by furkantopal to TheGamerLounge [link] [comments]

(Kuram) Jon Snow Hayalet’i Nasıl Buldu?

(Kuram) Jon Snow Hayalet’i Nasıl Buldu?

https://preview.redd.it/s1lvqcsss9o51.png?width=1280&format=png&auto=webp&s=69f3fc3767185650e0b544d139db95acf639cea1
ASOIAF Youtuber Talking Thrones’un “The Real Reason Jon Snow Found Ghost” isimli videosunu izlediğimde genel olarak hoşuma gitti, çevirmek bugüne kısmetmiş. Her zaman ki gibi kendi cümlelerim, yorumlarım ve eklemelerimle yazıyı hazırlıyorum.
Bildiğimiz gibi Bran I POV’da ölü bir ulu kurt ve beş yavru bulunmuştu; üç erkek, iki dişi. Bunlar Ned Stark’ın beş meşru evladının sayısına ve cinsiyetlerine denk geliyordu. Lord Stark ilk başta yavruları istemese de Jon’un ikna becerisiyle Ned ikna edildi ve çocuklar kurtları aldı. Ortalıkta Jon için bir kurt yoktu. Herkes atlara binip köprüye kadar atlarını sürdüklerinde Jon bir anda atını durdurdu.
Atlarına binip yola çıktıklarında, Bran zaferin şekerli tadını ağzında hissediyordu. Yavru kurdunu kıyafetindeki deri katlarının arasında sarmalamış, sıcak bedenine yaslamış, yolculuk için güvene almıştı. Şimdi yavrusuna ne isim vereceğini düşünüyordu.
Köprünün yarısına geldiklerinde Jon aniden durdu.
"Ne oldu Jon?" diye sordu babası.
"Duymuyor musunuz?"
Bran ağaçları sallayan rüzgârı, demir ağacından yapılmış köprüye vuran nal seslerini, aç yavrudan gelen gurultuları duyuyordu ama Jon bambaşka bir şeyi dinliyor gibiydi.
"İşte!" dedi Jon. Hemen atını çevirdi ve tam ters istikamete, köprünün başına doğru koşturdu. Ölü ulu kurdun olduğu yerde atından inip yere çöktü. Bir an sonra, yüzünde bir gülümsemeyle, kafileye doğru geliyordu.
"Diğer yavrulardan uzakta kalmış olmalı," dedi Jon.
"Ya da uzağa bırakılmış," dedi babaları altıncı yavruya bakarken. Bu yavrunun tüyleri bembeyazdı. Gözleri kan kadar kırmızıydı. Bran, diğer yavruların gözleri henüz açılmamışken, bu beyaz yavrunun gözlerinin neden açık olduğunu merak etti.
"Bu bir albino," dedi Theon Greyjoy. Eğleniyor gibiydi. "Bu enik diğerlerinden de önce can verir."
Jon Kar babasının himayesindeki çocuğa uzun ve soğuk bir bakışla cevap verdi. "Ben senin gibi düşünmüyorum Greyjoy," dedi. "Bu yavru benim."
Burada dikkat çeken ilk şey, Jon Snow ve diğerleri 6. yavruyu ilk başta göremiyor çünkü yavru, diğerleriyle beraber değil. Kurt, muhtemelen sürünerek diğerlerinden ayrıldı, yahut Ned’in söylediği gibi “bırakılmış” dahi olabilir. Yani eğer bu yavru kurt, aslında başka bir kurttan doğmuşsa ve buraya bir başkası tarafından (diğer kurtları gönderen) kastten bırakıldıysa, tamam ama hepsi aynı kurttan doğdu ise bırakılma şansı olduğunu sanmıyorum ama burada Ned’in ağzından GRRM’in Jon’un kimliğine de gönderme yapıldığını düşünüyorum. Jon’un ebeveynleri ile ilgili gerçeği göz önüne aldığımızda o da aslında Ned Stark’ın ellerine bırakıldı ve gerçek ailesinden uzağa gönderildi. Zaten kurdun renginin beyaz olması GRRM’in ifadesiyle Jon’un piç olarak büyümesine, dışlanmışlığına bir işaretti ve bence diğer Stark kurtlarından farklı bir kurt olduğuna da bir işaret. Unutmayın ki bu kurt, ayrıca diğerlerinin aksine, gözleri açık olan tek kurttu. Yeni doğan kurt, köpek, kedi vb. Canlıların gözleri ilk aşama kapalı olur ve sonraki haftalarda açılır. İlk doğan ayrıca en iri olandır da... Burada Hayalet’in gözleri açık. Bunun sebebini bir türlü anlamamıştım, ya bu hayvan hepsinden önce doğdu ya da hepsinden daha hızlı gelişen, büyüyen ve güçlenen kurt, Hayalet ki gerçekten de Hayalet, sonrasında diğerlerinden daha hızlı büyüyordu. Bu da belki Jon’un geleceğine işaret olabilir, bir çocuk olmasına rağmen daha ilk iki senesinde Gece Nöbeti’nin Lord Kumandan’ı seçilmeyi başarmıştı ve kendi kardeşlerinden de daha olgun olmasının yanı sıra hızla büyüyen biriydi.
Bu kısmı geçersek gelelim ana konu olan kurdun bulunma şekline... Hayalet ile ilgili ilginç bir bilgi verdikten sonra devam edelim. Bunun için JON I POV’a geçiyoruz.
Jon tavuğun bir budunu koparmak için uzandığında aklına daha iyi bir fikir geldi. Tavuğun tamamını bıçağına geçirip bacaklarının arasından masanın altına kaydırdı. Masanın altındaki Hayalet, sessiz bir vahşilikle kendisine verilen yiyeceği yemeye başladı.
...
Benjen soğan yerken Hayalet'i neşeyle izliyordu. "Çok sessiz bir kurt bu," dedi.
"Diğerlerine hiç benzemiyor," diyerek karşılık verdi Jon. "Hiç ses çıkarmıyor. Ona bu yüzden Hayalet adını verdim ve bembeyaz tüyleri yüzünden. Diğer yavrular siyah ya da gri, hepsi koyu renk."
Bunun gibi birkaç alıntı daha görmek mümkün; kısacası Hayalet, hiç ses çıkartmıyor, ismi bu yüzden Hayalet. GRRM sonraki kitaplarda bile bunu bize hatırlatıyor. O zaman şu soruyu soralım; Jon Snow, Hayalet’in sesini nasıl duydu da onu gidip buldu? Öyle ya, bu kurt hırlamıyor bile, mırıldandığını bile okumadık, dilsiz bir hayvan gibi, sessizce işini hallediyor. O zaman Jon’un bu kurdu duyması mümkün değil ki diğerleri de duymadı zaten. Bran, elindeki kurtların mırıltısını ve diğer bir çok şeyin sesini duydu ama Hayalet’i duymadı.
“...O sıradan bir kurt değil. İri Jon, ulu kurtların çocuklarınıza kuzeyin eski tanrıları tarafından gönderildiğini söylüyor.”
Catelyn, oğullarının kurtları karlar arasında bulduğu günü hatırladı. Üçü erkek ikisi dişi beş kurt yavrusu vardı, Stark Hanedanı’nın beş öz çocuğu için beş kurt... ve altıncısı, beyaz tüylü, kırmızı gözlü, Ned Stark’ın piç oğlu Jon Kar için. Onlar sıradan kurtlar değiller, diye düşündü. Gerçekten değiller.
Kurtların sıradan olmadığı aşikar, başkaları da bunu sezinleyebiliyor, birkaç yerden bu yönde ifadeler okuduk. Yaz, Bran’ın komadayken ölmesine engel dahi olmuştu ve dahası hayvanlar, sahiplerinin ölüm tehlikesine girdiğinde anlıyor ve uyarıyor ve karşı tarafın içindeki kötülüğü sezinleyip yine uyarıyor. Hepsinden önemlisi bu kurtar, Stark çocuklarının warg yeteneklerini asıl tetikleyen unsurdur. Yani kanlarındaki büyü ile bu hayvanların bir bağlantısı, ilişkisi var. Sadece sayı değil cinsiyetlerin de birebir uyuşması, hayvanların çok önemli olduğuna ve sıradan olmadıklarına işaret ve İri Jon haklı olabilir, bu kurtlar gerçekten de kuzeyin eski güçleri tarafından gönderilmiş olabilir ki mantıklı olan da budur, yoksa 200 senedir Sur’un güneyinde görülmeyen bir kurdun, Sur’u geçip Starkların bulması için doğum yapması mümkün değildir.
Bazı okuyucular ulu kurtların, sıradan kurtardan daha büyük; hoş özellikli koca köpekler gibi görse de bu kurtların içinde Melisandre’nin de ifadesiyle “güç” olduğunu yani “büyü” olduğunu çok rahat gözlemleyebiliyoruz. Zaten başka türlü warg yeteneğini tetiklemeleri mümkün olmaz. Unutmayın sadece 1000 kişiden 1’i warg olabilir ama bir evde etkin olarak warg gücüne sahip olduğundan emin olduğumuz 4 çocuk var, Robb rüya gördü mü hiç bilmiyoruz (ama diğerleri gibi onunla çok vakit harcadığı için tetiklenmesi mantıklı olan) ve Sansa’nın, kurdu öldüğü için, var olan warg yeteneğinin tetiklenmediğini ve haliyle hiç kurt rüyaları görmediğini biliyoruz ama Leydi ölmeseydi ve onunla zaman geçirmeye devam etseydi, Sansa da etkin bir warg olacaktı çünkü altı çocuk da warg, kanlarında o büyüyle doğmuşlar.
“Boz Rüzgâr’ın hoşlanmadığı her adam, senin yanında olmasını istemediğim adamdır. Bu kurtlar, kurttan öte yaratıklar Robb. Bunu biliyor olmalısın. Belki de onları bize tanrılar gönderdi. Babanın tanrıları, kuzeyin eski tanrıları...”
...
"Sizin de beş meşru evladınız var. Üç oğul, iki kız. Ulu kurt Stark Hanedanı'nın arması. Bu yavrular sizin çocuklarınız tarafından sahiplenilmek için doğmuş." Jon Snow, Bran I
...
Kırmızı gözler, diye fark etti Jon ama Melisandre’nirı gözleri gibi değil. Kırmızı gözler, kırmızı ağız, beyaz kürk. Kan ve kemik, bir yürek ağacı gibi. Bu hayvan eski tanrılara ait ve bütün ulu kurtların içinde yalnızca bu kurt beyazdı. Robb ve Jon yaz karlarının arasında altı yavru bulmuşlardı; beş yavru gri, siyah ve kahverengiydi, Starklar için beş yavru ve bir beyaz yavru, Kar gibi beyaz. Jon cevabını almıştı artık.
Gördüğünüz gibi birden fazla kişi bu kurtların, kuzeyin eski güçleri tarafından gönderildiğini düşünüyor ve hatta Jon’un alıntısı bize Kankuzgun’un görünüşünü de tarif ediyor. Hayalet ve Kankuzgun’un tarifi neredeyse aynı; kemik/kar kadar beyaz ten/kürk ve kan kırmızısı gözler. Kemik ve Kan. Bu ayrıca Büvet ağaçlarının da tarifidir. Yani Büvet Ağaçları, Hayalet ve Kankuzgun’un görünüşleri aynı. Bu da kurtların ve kuzey güçlerinin ilişkisine bir gönderme. Yani kurtlar, Kankuzgun’u ve Şarkıcılar tarafından gönderilmiş olabilir. Bazı okuyucular, kuzeyin eski tanrılarının aslında eskiden yaşamış ve ölmüş ve ruhlarının Büvet ağaçlarının içine girmiş olan yeşil görenler olduğunu düşünüyor. Bu kadar çok ve isimsiz olmalarının sebebi buna bağlanıyor ki mantıklı. İnsanın ilkel aklıyla da böyle güçleri olan ve bu şekilde iletişim kuran kişiler, zamanla ilah gibi görülmeye başlanmıştır. Bu da bize eski kuzey ilahlarının neden Büvet ağaçları olmadan güçlerini kullanmadıklarını, bu ağaçların olmadığı yerde güç sahibi olmadıklarını açıklıyor çünkü yeşil görenler, bu ağaçlar aracılığı ile güçlerini kullanıyor.
Jon’a ve Hayalet’e dönelim...
"Ne oldu Jon?" diye sordu babası.
"Duymuyor musunuz?"
Jon’un, ses çıkarmadığı için, Hayalet’i duymasının mümkün olmadığında anlaştık sanırım? Oradaki onca insanın da kurdun çıkardığı sesi duymamasının aslında tam da bu sebeple olduğunu anlamışızdır. Jon, köprünün yarısına geliyor, atlar zaten ayrı ses çıkartıyor ve diğer sesler de var ama kimse duymaz iken Jon, kurdun sesini duyuyor. Onca mesafe ve sesin içinde kurdun, sesini duyurması için, çok fazla ses çıkarması beklenir ki böylece sadece Jon değil, diğerleri de duysun ama kimse Hayalet’i duymadı çünkü kurt yavrusu aslında hiçbir şekilde ses çıkarmadan orada duruyordu, en azından sesi dışından çıkarmadı.
O zaman Jon nasıl duydu? Aslında soruyu birkaç kere sorsak da kesin bir cevap vermek mümkün değil ama yüksekle ihtimal buna imkan veren şey Jon’un warg yeteneği ve bu kurdun onun için olmasından kaynaklı. Yukarıda söylemiştim, kurtlar ve sahipleri arasında bir bağ var; sadece sayısı değil, cinsiyetleri de çocuklara denk ve warg yeteneklerinin tetiklenmesiyle bağlantılılar. Hepsi warg kanını taşıyor, Jon da bu şekilde Hayalet’in duyuyor; zihnini... Yani bir çeşit ön-warglama gibi diyebiliriz belki. Sonraki kitaplarda uyanıkken de kurdun varlığını hissettiğini biliyoruz, yanında olmasa bile (bir tek Sur ötesinde ayrıldıklarında ve Jon geri döndüğünde, bir süre hissedemedi ve rüyasında göremedi) ve Jon’un Hayalet’in hislerini, açlığına kadar hissettiğini de biliyoruz, doğal olarak hayvanın içinden/zihninden ses çıkardığını ve Jon’un, kurtla bağlantısı sayesinde, bunu duyduğunu söylemek mümkündür.
Bran, diğer yavruların gözleri henüz açılmamışken, bu beyaz yavrunun gözlerinin neden açık olduğunu merak etti. - Bran POV I
...
Bütün yavrulardan hızlı büyüyen Hayalet onu kokladı, dikkatli ve hafif birkaç ısırıktan sonra iki kurt da yere yattı. - Arya POV I
Hayalet’in gözlerinin hepsinden önce açık olmasının belki de sebebi ve amacı buydu? Biliyorsunuz “gözlerinin açılması” terimi, kitaplarda güçlerini keşfetme ve kullanmayla ilişkili bir durum. GRRM buna gönderme yapmak istemiş olabilir. Belki de bu yüzden Hayalet, diğerlerinden daha hızlı bir şekilde büyümüştür... warg bağlantısı çift taraflıdır; Jon ile hızlı kurduğu bağlantı, belki de kurdun hızla büyümesine de sebep olmuştur?
Videoyu hazırlayanın başka bir düşüncesi var ve daha çok bu düşünce üstünde duruyor; Bloodraven ya da gelecekteki Bran’ın etkisiyle Hayalet’i duymuş olması/fark etmiş olduğu... Jon’un “Duymuyor musunuz?” sorusu üstüne Bran’ın ilk duyduğu şeyin ağaçları sallayan rüzgarın sesi olduğuna dikkat çekiyor. Belki de diyor, gelecekteki Bran’ın fısıltısını duymuştur ve bunu Hayalet’in çıkardığı bir ses olarak algılamıştır. Sonuçta hayvanın da nasıl bir ses çıkardığınız bilmiyorsak da bence bunun bir “kelime” olması pek olası değil, kelime olsaydı zaten bu Jon için dikkate değer bir şey olurdu. Gelecekteki Bran’ın da köpek sesi çıkardığı düşüncesi çok saçma geliyor yahut Kankuzgun’un.
Bu düşünceye temel olarak daha sonraki bölümlerde de Büvet ağacı kullanıldığında, dinleyen kişi için ağaçların-rüzgarın fısıltısı şeklinde bir şey duyduğuna dair örnekler vermiş. Örneğin geçmişteki Ned’e seslenmesi ve BR’nin rüzgar duydu vs. şeklinde bir açıklaması veya Theon’un Kışyarı’nda iken Bran’ı fısıltı-rüzgar şeklinde duyması gibi.
Belki gelecekteki Bran sayesindedir, bilemiyoruz ama bana göre “rüzgar fısıltısı” alıntıları bunun için yeterli bir delil değil, bu sadece ama sadece bir yeşil görenin “etkisi” olduğuna dair bir işaret olabilir ki kurtları gönderenin bir yeşil gören olduğu fikrine sıcak baktığımızı farz ediyorum. Haliyle orada halihazırda olan biteni izleyip, Jon’un kendi kurdunu bulduğundan da emin olmak isteyecektir.
Gelecekteki Bran kuramı popüler sayılan bir düşünce ama bu fikre çok soğuk bakıyorum. Yani neden illa sittin sene sonraki x kişi geçmişe müdahale etmek zorunda ki? Hele ki elimizin altında sittin senedir Starkları izleyen ve çevresinde dolanan yaşayan en güçlü yeşil gören varken? O yapabilecekken niye 100 sene sonraki Bran yapsın? Mantık nedir? “Bakın, gemişe müdahale edebiliyor, çok güçlü biri!” demek için mi? 100 tane olayla bunu anlatabilirsin. Örnek? Bir insanı (Hodor) warglayarak. Bu yüzden Gelecekteki Bran kuramlarına, ikna edici kanıtlar görmediğim yahut doğrudan bu konuda sahne görmediğim sürece, pek ihtimal vermeyeceğim.
Konuyu sonuca bağlayıp bitirirsek; bana göre Hayalet ve Jon arasındaki bağ, (muhtemelen) 3. kişilerin (yeşil gören; BR?) vesilesiyle, o anda kurulmuştu ve bu sayede de kurdu zihninde duyması ve bulması mümkün oldu.
İnşallah yazıyı beğenmişsinizidir, okuduğunuz için teşekkürler.
submitted by griljedi to asoiaf_tr [link] [comments]

Koli Açma Makinası

Fabrikalarda yapılan üretim sonrasında ürünlerin kolilere doldurulması aşamasında makineler olmadığında insan gücüne ihtiyaç duyuluyor. Teknolojinin gelişmesi ile birlikte insan gücünün kısa sürede halledemediği işleri makineler kısa sürede tamamlıyor. Koli açma makinası üretime katkı sağlayan makinelerden bir tanesi oluyor. İnsan gücüne gerek kalmadan kolilerin hızlı ve pratik bir şekilde açılmasına imkan tanıyan koli açma makinası aynı zamanda ürünlerin dolumu için de kolileri hazır hale getirmektedir. Bu makinelerin kullanıcılara sağladığı pek çok avantaj bulunmaktadır. Hat kapasitesi ve hızı standart olan bu makinelerde dakikada 20 koli rahatlıkla açılabilmektedir. Dolum paneli manuel ya da robotlu olan bu makineler farklı dolum sistemlerine de rahatlıkla entegre edilebiliyor.
Boş olan koliler, koli operatörü vasıtası ile alana yerleştirilmektedir. Çekme kolları bulunan vakum vantuzları kolilerin tutulmasına yardımcı olurken aynı zamanda çekme kuvveti de uygular. Koli açma makinası ile birlikte kolilerin kapakları açılır. Ürün yerleştirilmesi sonrası kapatılan kolilerin bantlanması için daha sonra yapıştırma alanına nakliyesi sağlanır. Çekme bantları alt kısımda bulunan kapakların da kapanmasına yardım ederken bu arada sistem işlemeye devam eder. Dolum hatları robotik olabileceği gibi aynı zamanda manuel de olabilir. Koli açma makinası vasıtası ile açılan kolilere ürünler yerleştirildikten sonra kapanması için koli kapatma makinasına gönderilecektir. Firmalara pek çok kolaylık sağlayan bu makinelerin farklı opsiyonları da bulunmaktadır.
Koli açma makinası tahrikli besleme sisteminden oluşmaktadır. Zincirli bir motoru bulunan makinelerde koli yapıştırmak için sıcak tutkaldan yararlanılmaktadır. Kolilerin bilindiği gibi ebatları farklı oluyor. Ancak bu makineler farklı ebatlar ile kolaylıkla uyum sağlayabiliyor. Pnömatik aktüatör sayesinde de açılan kolilerin yan kapakları doluma hazırlanmak üzere alana gönderiliyor. Tam otomatik ya da yarı otomatik olarak bulunan koli açma makinası işletme ihtiyaçlarına göre uygun modelin tercih edilmesi gerekiyor. Ayrıca dolum ve koli kapama makineleri ile sistem desteklendiğinde her anlamda firma da kar etmiş oluyor. Ara yüzü dokunmatik panelden oluşan bu makineler ayrıca koli bandı ile de yapıştırma sağlamaktadır. Bazı makinelere koli kapama makineleri ile entegre yapılmıyor. Bu sebeple makine tercihlerine dikkat edilmelidir.
submitted by bilcoseo to u/bilcoseo [link] [comments]

Elektronik Dünyasında İkinci El Eşya

Elektronik Dünyasında İkinci El Eşya
Elektronik dünyasında spotçu izmir ikinci el eşya alım satım işlemleri hemen hemen her gün çok hızlı bir şekilde gelişmektedir. Bugün alınan birkaç ay geçmeden satışa sunulmak istenmektedir. Bunun tabi ki belli sebepleri nedenleri bulunmaktadır. Belki elektronikten memnun kalmamak, belki yeni çıkan bir ürüne daha yakın bir ürün almak, ya da alınan ürünün sıkıntılı olması gibi belli başlı sebepler olabilmektedir.

https://preview.redd.it/hton4h5aljq51.jpg?width=720&format=pjpg&auto=webp&s=f68cf79db04efa0f83ebaa42461847d30d163557
elektronik dünyasında ikinci el eşya seçimi LG televizyonlar, beyaz eşyalar, akıllı telefonlar, tabletler, bilgisayarlar, laptoplar, akıllı saatler vb akla gelmeyen pek çok elektronik eşyanın en son sürümünü üretimini modelini almak oldukça külfetli bir durumdur. Çünkü her yeni çıkan model fahiş fiyatlarla satışa sunulmaktadır. Dolayısı ile de bu fiyatlara alacak kişi sayısı da oldukça azdır. Ancak alacak durumların olmaması bu yeni modellerin kullanılmasını engelleyemez. Bu engeli kaldıran sektör de ikinci el eşya sektörüdür. Yeni elektronik cihazlar almak artık pek de korku veren bir durumdur.
Elektronik dünyasında ikinci el eşya için alım da satım da her zaman her iki tarafın memnuniyeti kapsamında yapılmaktadır. Bu iş her işte olduğu gibi müşteri alıcı satıcı memnuniyetleri gerçekleştiği sürece herkes kar ettiği sürece devam edecektir ki bu işi yapanlar için işlerin devamlılığı ikinci el sektörünün büyümesi gelişmesi oldukça önemlidir. Bu işin çok geçmişten günümüze gelen her aşaması herkesin ihtiyaçları sayesinde gelişmiş günümüz şartlarına gelmiştir. Herkesin her ihtiyacını illa ki sıfır şeklinde lam koşulu yoktur. Ancak herkesin en iyisini en kalitelisini en uzun ömürlüsünü alma hakkı vardır. İşte bu nedenden dolayıdır ki ikinci el eşya sektörü çok daha iyi yerlere gelmiş herkesin en iyisini alabileceği koşullar oluşturulmuştur.
Elektronik dünyasında ikinci el eşya için yapılacak her alışverişte dikkatli olunması gereken en ama en önemli nokta alıcıların da satıcıların da işini çok iyi yapması sizin ihtiyacınızı en iyi şekilde karşılamasıdır. Yani özetle ikinci el eşya mağazalarının işini iyi yapması ve bu mağazaları doğru şekilde tespit etmek önemli bir detaydır.
submitted by gunerkan to u/gunerkan [link] [comments]

Türkçe Dublaj Desteği

Türkçe Dublaj Desteği
Film izleme sitelerinde yer alan Türkçe altyazılı ve Dublaj desteği sayesinde kullanıcılar daha kolay bir şekilde filmleri izleyebiliyor. Özellikle birçok kişi altyazılı seçeneğini tercih etse de Dublaj desteği birçok kişi tarafından aranan bir özelliktir. Film izlerken yabancı dile hakim olmayan kullanıcılar isterse Türkçe Dublaj desteğiyle filmleri kolaylıkla izleyebilir. Birçok kişi yabancı dile kulak doygunluğu kazanmak ve filmin orijinal sesiyle izlemek için Türkçe altyazılı seçeneğini tercih etmektedir. Film izleme sitelerinden bu özelliği açmak sizin elinizdedir. Günümüzde diğer platformların yanı sıra kullanıcılar film izleme siteleri üzerinden istediği işlemleri kolaylıkla yapabilir. Bunun için kullanıcıların yapması gereken arama motoru üzerinden Türkçe dublaj film izle şeklinde arama yapmaktır. Kullanıcılara sunulan tüm hizmetler film sitelerinde tamamen ücretsizdir. Film sitelerinde tamamen ücretsiz olarak sunulan tüm hizmetler kullanıcıların beğenisine sunulmuştur. Her türden film ve kategori içeren film sitelerinde kullanıcılar kendilerine uygun olan kategorilerden yabancı filmleri izleyebilir.
Kaliteli Film İzle
Türkçe dublaj film izle kategorisi üzerinden izlenen filmler kullanıcılara daima yüksek çözünürlükle birlikte sunulur. 1080p, 720p ve 480p gibi seçeneklerle sunulan filmler kullanıcıların tercihine göre değişir. Video Player içerisinde yer alan OTO kısmı sayesinde kaliteler internet hızına göre değişmektedir. Ancak kullanıcılar dilerse tüm filmi 1080p olarak izleyebilmektedir. Film izleme platformlarında sunulan ücretli hizmetlerin tümü film izleme sitelerinde mevcuttur. Türkçe dublaj film izle seçeneği sayesinde kullanıcılar altyazıları takip etmeden seslendirmeyle filmleri izleyebilecektir. Kullanıcılara sunulan bu avantajlı hizmetlerin yanı sıra etkileşimin olması adına yorum bölümü film izleme sitelerinde mevcuttur. Kullanıcılar kendi aralarında film hakkındaki görüşleri yazarak kullanıcılara fikir verebilmektedir. Diğer platformlarda eksik kalan bu özellik sayesinde kullanıcılar diğer kişilerle iletişime geçebilmektedir. Ayrıca yeni çıkan filmler internet sitelerine çok hızlı bir şekilde yüklendiği için kullanıcılar filmleri günlerce beklemek durumunda kalmıyor. Film izleme sitelerinde yerli ve yabancı tüm filmler ve IMDB puanı yüksek olan tüm filmler yer alır. Her türde olan filmi izlemek için site içerisinden istenilen kategoriyi seçmek yeterlidir.
Evli bir çift, bir kar fırtınasının ardından donmuş araçlarında mahsur kalır ve şiddetli sıcaklıklar ve öngörülemeyen engeller arasında hayatta kalmak için mücadele eder.
submitted by Able-Research-6128 to imdbfilmizle [link] [comments]

Sosyalizme Çağrı (Marksizm Hakkında) – Gustav Landauer – 12

Sosyalizme Çağrı (Marksizm Hakkında) – Gustav Landauer – 12

https://preview.redd.it/bwzck3g5uuh51.png?width=854&format=png&auto=webp&s=1fafe6187a0c586b939eb4c4a049739b01cd5096

Marksizm

7.1

İçinde bulunduğumuz zaman Proudhon’un 1848’de tarif ettiğinden farklı bir hal almıştır. Mülksüzleştirme her bakımdan artmıştır. Sosyalizmden altmış yıl öncesine göre daha uzağız.
Altmış yıl önce Proudhon, bir devrim anında, bütünü yeniden şekillendirme arzusu anında halkına o an için ne yapılması gerektiğini söyleyebilirdi.
Bugün halk ayaklansa bile, o zaman çok önemli olan bir husus artık tek başına belirleyici olmaz. Ayrıca iki bakımdan tam bir halk artık yoktur: adına proleterya denilenler kendiliğinden bir halkın cisimleşmiş hali hiçbir zaman olamayacaktır, öte yandan uluslar, üretim ve ticarette birbirlerine o kadar bağımlıdırlar ki tek bir halk artık halk değildir. Fakat insanoğlu birlikten uzaktır ve yeni küçük birimler, topluluklar ve halklar tekrar vücut bulana kadar da birlik olamayacaktır.
Proudhon, özellikle ruhsal ve psikolojik yaşamın yükselme anında ve de her devrime eşlik eden bireylerin orjinalliği ve kararlığı anında ve dönemin Fransa’ya has koşullarında (ki önemli bir parasal ve iştirak kapitalizmi ülkesi olmasına rağmen halen daha büyük sanayi kapitalistlerinin ve büyük toprak sahiplerinin ülkesi değildi) tamamen haklıydı. Faiz ile zenginleşmenin devri daimini ve ortadan kaldırılmasını her reformun köşetaşı ve en hızlı, adamakıllı ve acısız bir başlangıç yapılabilecek nokta olduğunu dikkate almakta haklıydı.
Gerçekten de haksız zenginleşmenin, sömürünün, kendileri için değil de başkaları için çalışan insanların ortaya çıktığı koşullarımızın üç noktası bulunmaktadır. Tıpkı fizik, kimya ya da astronomideki hareketlerde olduğu gibi toplumsal süreçlerin hareketinin her noktasında önemli olan işte bu tür bir sabit kaynak ve daimi sebeptir. Özgün bir sebebi her hangi bir geçmişte ya da ilkel koşulda soruşturmak her zaman yanlış ve verimsizdir: Hiçbir şey sadece bir kez meydana gelmez, her şey daimi bir oluş içerisindedir ve hiçbir orijinal şey yoktur, sadece sabit hareketler ve sabit ilişkiler vardır.
Ekonomik köleliğin üç ana özelliği aşağıdadır:
Birincisi, toprağın özel mülkiyetidir. Bu, mülksüzleştirilmiş, yaşamak isteyen şahsın, kendisini toprağı sürme ve dolaylı ya da dolaysız toprağın ürünlerini kullanma olanağından yoksun bırakan kişiye karşı izin isteyici, bağımlı bir tavır sergilemesi ile sonuçlanır. Toprağın özel mülkiyetinden ve onun doğal sonucu olan mülkiyetsizlikten kölelik, itaat, haraç, faiz, proletarya çıkar.
her tür para hırsızlığı diğer herhangi bir malın hırsızlığı kadar cereyan edebilir ve ayrıca hırsızlık bir tür iştir, aslında çok yorucudur ve genelde oldukça kârsız ve iyi bir toplumda pek de zevkli bir iş değildir. Buradaki amaç daha ziyade modern paranın zararlılığının sadece faiz-getiren değerinde değil tükenemezliğinde ve devamlılığında ve tüketimdeki yok olmama halinde yattığına işaret etmektir. Paranın salt bir iş-fişi haline dönüşmesi ve artık bir emtia olmaması halinde zararsızlaştırılabileceği fikri tamamen yanlıştır
İkincisi, her ihtiyaca süre tahdidi olmaksızın ve değiştirilmeksizin hizmet eden bir takas aracı ile takas ekonomisinde malların dolaşımıdır. Altın bir taş, yüzyıllar boyunca değişmeden durmasına rağmen sadece ona sahip olmayı kıymetli gören, mücevher ya da gösteriş ihtiyacını tatmin etmek adına ona sahip olmak için emeğinin ürünlerinden vazgeçmeye istekli olan kişi açısından bir değere sahiptir. Malların çoğu atıl kalarak ya da kullanılarak maddi değerini de kaybeder ve tüketimde hızlıca yok edilir. Bu mallar takas amacıyla, karşılığında aynı amaçla üretilmiş eşyanın kullanımını elde etmek için üretilir. Para çok önemli bir istisnadır, zira takas edildiği halde gerçekte kullanılmaz. Para teorisyenleri tarafından bunun aksini söyleyen açıklamalar aksine kötü bir vicdanı yansıtır. Buna göre bir ürünün eşit değere sahip bir ürünle takas edilmesinin beklendiği adil bir takas ekonomisinde paramıza mütekabil bir dolaşım aracı gerekecektir ve muhtemelen buna “para” denecektir. Ancak bu, paramızın belirleyici niteliğine – mutlak değere sahip olma ve de başkalarının aleyhine onu kazanmayan kişilere hizmet etme niteliğine – sahip olmayacaktır. Burada konu dışında tutulacak olan, hırsızlık ihtimali değildir; her tür para hırsızlığı diğer herhangi bir malın hırsızlığı kadar cereyan edebilir ve ayrıca hırsızlık bir tür iştir, aslında çok yorucudur ve genelde oldukça kârsız ve iyi bir toplumda pek de zevkli bir iş değildir. Buradaki amaç daha ziyade modern paranın zararlılığının sadece faiz-getiren değerinde değil tükenemezliğinde ve devamlılığında ve tüketimdeki yok olmama halinde yattığına işaret etmektir. Paranın salt bir iş-fişi haline dönüşmesi ve artık bir emtia olmaması halinde zararsızlaştırılabileceği fikri tamamen yanlıştır ve serbest ticaretin bürokratik otoriteyle ikame edileceği ve kimin ne kadar çalışmak ve tüketmek zorunda olduğunun belirlendiği devlet köleliğinde bir anlam taşır. Fakat aksine serbest takas ekonomisinde para diğer tüm emtialar gibi olmalıdır ki bugün esasen emtiadan farklıdır ve hala genel bir takas aracı olarak durmaktadır: diğer tüm emtialar gibi çifte takas ve tüketim niteliği taşımaktadır. Adil bir takas toplumunda bile takas aracı tüketilemezse ve zamanla değerini kaybetmezse zararlı büyük miktar sahipliğini ve dolayısıyla yan hakları elde etme ihtimali düşünülmeden reddedilemez. Gerçi bilinen tarihte, büyük toprak sahipliği ve sonuç olarak tüm sömürü biçimlerinde veraset ve benzeri (aygıtlar) iktidar ve devlet koruması ile kıyaslandığında yalnızca tali bir rol oynadı. Bu bakımdan Silvio Gesell’in önerisi (yani günümüzde olduğu gibi yıllar geçtikçe değer kazanmayan, aksine başından itibaren gittikçe değer kaybeden, böylelikle kişinin bir malı karşılığında elde ettiği bir miktar paranın mümkün olan en kısa zamanda tekrar bir ürün için takas etmenin haricinde hiçbir baskılayıcı bir çıkarının olmayacağı bir para çeşidi bulmak) değerlidir. Silvio Gesell, Proudhon’dan bir şeyler öğrenmiş, onun büyüklüğünü tanımış ve onu temel alarak bağımsız bir şekilde daha ileri fikirlere ulaşmış çok az kişiden biridir. Bu yeni paranın dolaşım akışına nasıl canlı bir hareketlilik getireceğine dair, nasıl üretim ve takas aracını elde ederken hiç kimsenin tüketim harici bir çıkarının olmayacağına ilişkin tarifi, tamamen, hızlı para dolaşımının kamusal ve özel yaşamda nasıl neşe ve canlılık getirdiğini, öte yandan piyasadaki bir tıkanmanın ve daimi paranın yavaş dolaşımının da enerjimizin durmasına ve ruhumuzun durağanlaşmasına sebep olduğunu öğreten Proudhon’un ruhundan kaynaklanmaktadır. Yağma tehlikesi barındırmayan objektif bir takas aracının bulunup bulunmayacağı – bu sorunun sorulmasıyla ilgili en önemli şey sadece sorulabilmiş olmasıdır – geleceğe ait bir mesele değildir. Aksine mesele para dolaşımının diğer iki noktayı belirleyici bir şekilde etkileyen kalkış noktası olup olmadığı ya da olup olamayacağıdır. Ancak burada şunun söylenmesi gerekir: eğer tarihin belirli bir noktasında, ki 1848’de Fransa’da olan buydu, mütekabiliyet takas ekonomisine sokulduysa, bu, büyük toprak sahipliği ve artı-değerin sonunu imlemiş olmalıdır.
Ekonomik köleliğin üçüncü kilit özelliği, buna göre, artı değerdir. İlk olarak söylenmesi gereken şey şudur: eğer kişi bununla ne demek istediğini net olarak ortaya koyup bu tanımına sıkıca bağlı kalmazsa değer kavramı ile pek çok fitne çıkarılabilir. Değer ifadesi anlamında bir talep taşır; bu anlam, kişi potansiyel alıcının cevabının fiyatın söylenmesini, ardından oluştuğunu düşündüğünde netleşir. Bu bakımdan değer öncelikle keyfilikten kaçınır. Fiyatı doğru değer, gerçek değer bağlamında gördüğümüz zaman kavramı biraz daha fazla daraltırız. Değer, fiyat ne olması gerekiyorsa odur, fakat öyle değildir. Bu ilişki her malın fiyat-ilişkisinde bulunur. Bu anlamda “değer” ifadesi, bu sözcüğün kullanımına dikkat eden herkesin fark ettiği gibi, fiyatın değere eşit olduğu, ya da diğer bir deyişle tüm gerçek iş ücretlerinin toplamının malların nihai hallerinin fiyatlarının toplamına eşit olduğu ideal, ya da toplumsalı talebi içerir. Elbette bireyler olarak karşıt duran insanlar her avantajı, sadece malın değil arzu edilen ürünlerin ender bulunurluğunu, özel sebeplerle artan talebin, tüketicinin cehaletinin vs. avantajını da sömürdüğünden hakikatte söylenen fiyatın toplamı ücretlerin toplamından daha fazladır. Belirli kategorilerdeki işçiler bazı koşullar altında bu muayyen avantajların bir kısmından, daha yüksek “maaş” biçiminde yararlanırlar. Eşit derecede yorucu işte çalışan kardeşlerinin maaşları ile kıyaslandığında bu yüksek maaşla çalışan işçilerin avantajı sadece ücret olmaz. Kâr da avantajlıdır. Kompleks ekonomik yaşamın hiçbir detayı, çalışmanın ürettiği her şeyi sadece ücretiyle satın alamayacağı gerçeği ile ilgili hiçbir şeyi değiştiremez. Aksine, kârın satın alım gücü için dikkate değer bir bölüm bırakılmıştır. Yukarıda da önerildiği üzere, hâlihazırda piyasaya mal olarak girmiş üretimin ara aşamaları burada ele alınmamıştır. Çünkü kişi meseleye yakından bakacak olursa malların kapitalist bir üretici tarafından ücretlerle ya da kârla değil sermaye ile (ki bunu yakında daha detaylı göreceğiz), itibar ya da mütekabiliyet yerine sızan bir şeylerle, başka bir kapitalist üreticiden satın alındığını görür. Elbette çalışma (iş), nihayetinde bu sermaye için faizi sağlamak zorunda olandır. Fiyatlarda saklanmıştır ve hâlihazırda yukarda mülkiyetten kaynaklanan kâr şeklindeki bir başka biçim olarak adlandırılmıştır. Zira sermaye akışkan ve hareketli kılınan mülk-sahipliğinin dolaşım ve emek üzerinden elde edilen ürünlerinin biçimidir. Sermaye, görünüşte mülk sahibi olmayanlar açısından bile hala oluşum sürecinde olan bir ürün için maaşları artırma veya bir ürünün bir işleme sürecinden diğerine geçişi sırasında maaşları emeğe ödeme yahut bu ürünlerin ticaretini yapma ve bu ürünleri depoda tutma yoluyla ürünleri edinme aracıdır. Yakında sermayenin bu farklı biçimlerini ve sermayenin şey-gerçeklik, hakiki ruh gerçekliği ve sahte sermaye şeklindeki ayrımlarını ele alacağız.
Eğer birdenbire, devrimin büyük anı siz halklara denk gelirse, her biriniz, ne yapardınız? Dünyada, her ülkede, her ilde, her toplulukta, hiç kimsenin bir daha açlık çekmemesini, hiç kimsenin donmamasını, hiçbir erkek, hiçbir kadın ve hiçbir çocuğun yetersiz beslenmemesini nasıl sağlamak isterdiniz?
Bu bakımdan değer dediğimiz şey sadece toprağı iyileştirmek ve yeryüzünün ürünlerini çıkarıp işlemek için çalışma yoluyla ortaya çıkar. Fakat işçiler kendilerini kiralamaya, kendi iş kazanımlarının sonuçlarını başkalarına ticari kullanım için belli bir tazminat karşılığında teslim etmeye zorlanırlarsa ürettikleri ürünlerin değeri ile kendi kullanımları için satın aldıkları ürünlerin fiyatı arasında bir orantısızlık hâsıl olur. Burada, ister işçilerin kendilerine yapılan ödemelerde – maaşları çok düşüktür – isterse satın alımlarında – mallar çok pahalıdır – tam olarak soyuldukları nokta göz ardı edilebilir. Ana mesele, mutlak miktarları değil ilişkiyi düşünmektir – ki bu örnekte ilişki orantısızlıktır – ve kapitalistlerin tüm kârının zorlu koşulları nedeniyle işçileri kabul etmeye zorladıkları indirimden, hangi noktada olurlarsa olsunlar, işçilerin çalışmasının veriminden kaynaklandığını, diğer bir deyişle, işçilerin ücretlerinde yapılan indirimin ya da azaltılmış değerlerinin kapitalistlerin kârlarına veyahut artı değere eşit olduğunu hatırlamaktır. Burada hangi noktada kârın kapitalistlere aktığı da incelenmemiştir. Ne de bu sorunun yanlış bir şekilde sorulup sorulmadığına yakından bakan bir araştırmadır bu. Çünkü bu soru da bir kez daha karşılıklı ilişki yerine mutlak olanı koymaya kalkışmaktadır. Yalnızca kârın mülk-sahiplerine, para-kapitalistlerine, müteşebbislere, tüccarlara ve onların tüm yardımcılarına, memurlara, “aklî” (mental) işçilere ve kapitalizmde ayrıcalıklı bir pozisyonda bulunan başkalarına çeşitli oranlarda dağıtıldığına dikkat çekilmiştir. Ve ayrıca bunun inşa meselesi olduğu da vurgulanmalıdır. Gerçi bu inşaalar tümüyle gereklidir: kapitalizmde rolü olan kişilerin gelirlerinin tamamı kar değildir, onlar da iş yaparlar. Ve “işçilerin” tükettiği her şey emek ücreti değildir; onlar da, genellikle çok az oranlarda da olsa kâr ekonomisine katılırlar. Çalışmayı (işi) verimli ve verimsiz olarak ve – aynı olmasa da – üretilen malları gerekli ve lüks mallar olarak ayırmak çok ileri gitmek olur. Burada, kapitalizm içerisinde yer alan pek çok ayrıcalıklı kişinin sadece biraz iş yapmakla kalmayıp şüphesiz verimli iş de yaptığına işaret edilmelidir, tıpkı işçilerin de tam ya da kısmen verimsiz iş görmesi gibi. İkinci olarak, işçilerin tüketimine sadece gerekli olan mallar değil lüks mallar da girer. Tüm bu detaylar, ki hepsi zamanımızın gerçek yaşamı için büyük önem taşır, burada zikredilebilir. Burada mesele, işçilerin ve işçilerin sendikalarının ücret meselesi üzerindeki tek taraflı vurgusunun Marksistlerin yanlış artı değer kavramı ile ilişkili olduğunu gösterme meselesidir. Yukarıda maaş ve fiyatın nasıl birbiri ile bağlantılı olduğunu gördük; şimdi de sözde artı değerin teşebbüsten doğan mutlak bir miktar olduğu ve buradan sermayenin diğer kategorilerine aktığı [iddiasının] tümüyle yanlış olduğunu gösterdik. Artı değer, maaş ve fiyat gibi bir ilişkidir ve belli bir noktada değil, ekonomik sürecin tüm akışlarında meydana gelir. Marksizm’in teşebbüs üzerindeki, özellikle sanayi teşebbüsleri üzerindeki çok önemli odağı burada tartışılan yanılgıdan kaynaklanmaktadır. Marksistler bu konuda kapitalizmin Arşimedik noktasını keşfettiklerine inanmaktadırlar. Hakikat ise basitçe şudur: kârların cem-i cümlesi çalışmadan çıkartılır ya da diğer bir deyişle mülkün hiçbir verimliliği ve kapitalin hiçbir verimliliği yoktur, sadece çalışmanın verimliliği vardır. Bu bilgi aslında sosyalizmin bilgisinin temel bir noktasıdır ve Marksistler sırf bu bilgi yüzünden ki bu bilgiyi diğer tüm sosyalistlerle paylaşırlar, – Proudhon, Bastiat ile gerçekleştirdiği muhteşem polemiklerinde ve diğer pek çok yerde bunun klasik ifadesini ortaya koymuştur – kelimenin en geniş anlamıyla kendilerine sosyalist diyebilirler. Şunu da bilirler: mülk ve sermayenin kârlılığı, gerçekte emeğin verimliliğine karşı hırsızlık olan bir şey için sadece aldatıcı bir biçimdir. Fakat bu temel bilgiden yola çıkarak Marksistler kendi teorilerinde ve sendikacılar da kendi eylemlerinde, bu en cüretkâr yanlıştan sonuçlar çıkarmıştır. Marksistler bir davaları olduğu için, esas, mutlak bir davaları olduğu için buna inanmıştı. Onlar açısından iş, iş koşulları ve üretim süreçleri o andan itibaren her şeyi ve dolayısıyla materyalist tarih kavramlarının, gelişme yasalarının, sabit temerküz ve büyük kriz ve çöküş beklentilerinin, vs. kaba yanlışlığını açıklayan son işti. Sadece çok daha fazla araştırmaları gerekecekti – o halde işçilerin sıkıntıları nereden kaynaklanmaktaydı? – ve toprak sahipliği ve paranın süresinin dolmaması ve tüketilemezliği meselesi ile karşılaşacaklardı. Ve ardından sıra devlete ve ruha ve iniş çıkışlara gelecek ve devlet ve sermaye ve özel mülkiyeti de kapsayan koşulların kendi davranış biçimimizde mevcut olduğunu ve nihayetinde her şeyin bireylerin ilişkilerine ve bu bireylerin kurumlarla olan enerjilerine bağlı olduğunu bulacaklardı. Bu da enerjinin ve genellikle eski nesillerin bireylerinin güçsüzlüğünün katılaşmış kalıntıları zaman üzerine ağır bir yük olarak biner. Bakış açısına ve tasvire (imagery) istinaden kişi, ekonomik koşullar, siyasi ilişkiler, din, vesaireye bir bütün olarak, ya ağır üst yapı ya da bir dönemin bireyleri için yaşamın temeli adını verebilir. Fakat ekonomik ya da toplumsal “koşullar”ı bir zamanın “maddi” temeli ve ruh ve biçimlerini de sadece “ideolojik üstyapı” ya da kopyalama ve ayna-imgesi olarak ele alırsa bu görüş asla yanlış olmaktan öte bir şey olamaz. Artı değer bilgisi olarak bu tür bir önem verişin, yani özel mülkiyetin ve para-kapitalin emeğin yağmacısı olarak teşhirinin bu denli yıkıcı oluşu artı değerin “kaynaklandığı” yeri keşfettiklerine dair duyulan yanlış inançtı. Artı değer dolaşımda bulunur; artı değer bir malın satın alınımında, bir işçinin az ya da çok tüketimdeki ödemesin kadar meydana gelmektedir. Yine de bir başka şekilde ifade edilerek – sadece imgelerle konuşabileceğimiz için hakikat, çeşitli bakış açılarına göre tarif yapma girişimleri ile çevrelenmelidir ve bu yaklaşımdan daha çok yararlanmamız gerekmektedir; daha karmaşık ve parçalanmış olanlar kapsayıcı genellemelerimizde yakalamak istediğimiz fenomenlerdir – : Artı değerin sebebi çalışma değil, işçilerin zorluklarıdır. Yukarıda da söylendiği üzere çalışan insanların zorluğu, üretim sürecinin dışında bulunmaktadır. Hepsinden daha çok bu zorluğun vesairenin sebebi daha ziyade tüm kâr ve toprak sahipliği ekonomisinin dolaşımında yatmaktadır. Buna göre bu kabuklardan sebeplerine doğru, buralarda hareket eden ve bunlar tarafından hareket ettirilen veya kendilerinin bunların hareketlerinde engellenmesine izin veren insanların niteliğinde ve sonra bunlardan önceki nesillerin insanlarına giden dolaşımda bulunmaktadır. Artı değerin kökeninin nihai sebebi kapitalist üretim süreci değildir; insan ilişkileri için nihai bir sebebe ihtiyaç duyan bilim adamları kesin olarak şunu kaydetmelidir: Adem sondan bir önceki ve en sondur ve muhteşem güzellikteki mutlak olan Tanrı’nın kendisidir. Ve Tanrı, altı tam gün boyunca, kendi mutlaklığına karşı dahi sadakatsizleşir zira gerçek bir mutlakçı, çalışmak için kendisinin fazlasıyla iyi olduğunu düşünür. Tahtının yani kendisinin üzerine oturur ve kendisine ve kendi kendine ben dünyayım der!
Kapitalist üretim süreci, çalışmanın özgürleşmesi için sadece olumsuz anlamda kilit noktasıdır. Kapitalist üretim süreci daha fazla gelişme göstererek ve kendisine içkin yasalarıyla sosyalizme yol açmaz; işçilerin üreticiler olarak rollerindeki mücadeleleri üzerinden emek lehine kararlı bir şekilde dönüştürülemez. Bu, ancak ve ancak işçiler kapitalist üreticiler olarak rollerini oynamaktan vazgeçerlerse mümkün olacaktır. Herhangi bir insan hatta işçi bile kapitalizm yapısı içerisinde ne yaparsa yapsın her şey onu kapitalizm engelinin daha da derinlerine çeker. Bu rolde işçiler de kapitalizmin katılımcılarıdır. Gerçi işçilerin çıkarları kendileri tarafından seçilmiş değildir fakat bu çıkarlar kendilerine kapitalistler tarafından aşılanmıştır ancak her elzem şeyde, konumlandırıldıkları yerin adaletsizliğinin sırf avantajlarını değil dezavantajlarını da alırlar. Özgürlük sadece aklen ve fiziken kapitalizmden çıkabilen, kapitalizm içerisinde rol oynamaya son veren ve insan olmaya başlayan kişiler için mümkündür. Kişi bundan böyle gerçek olmayan kâr ve piyasası için çalışmayarak, ihtiyaç ve çalışma, açlık ve eller arasındaki bastırılmış gerçek ilişkiyi sağaltarak (restore) adam olmaya başlar. Yapılması gereken, temel sosyalist anlayıştan – yalnızca çalışma değer üretir – doğru sonucu çıkarmaktır ve sonuç: faiz piyasasından uzaktadır! Çalışma piyasası ve ruhu, çalışma ile tüketim arasındaki ilişki ve çalışma nedeni yine de tesis edilmek zorundadır.
Açlık, eller ve yeryüzü oradadır, üçü de doğası gereği oradadır. Ve onların yanı sıra insanlar sadece kendi aralarında düzgün bir şekilde süregiden şeyleri düzenlemeye ihtiyaç duyarlar. Ve insanlar neye ihtiyaç duyuyorlarsa ona sahip olacaktır ki böylece her biri sadece kendisi için çalışabilsin; yani hepsi birbirini değil doğayı sömürecektir.
Bugün sosyalizm çağrısı herkese gitmektedir. Bu herkesin bu çağrıya cevap vereceği ya da verebileceği inancıyla değil bazılarına, herkesin yeni başlayanlar cemiyetine ait oldukları bilincine sahip olmaları için yardım etme temennisi ile yapılmaktadır.
Böyle yaşamaya artık katlanamayan ve katlanmayacak olanlar burada çağrının yapıldığı kişilerdir. Kitlelere, insanoğlunun halklarına, yöneticilerine ve tebaalarına, varislerine ve ıskat edilmiş olanlara, imtiyaz sahiplerine ve aldatılmışlara şu söylenmelidir: ekonominin topluluklarda birleşmiş insanların ihtiyaçlarını karşılamak yerine kâr için yürütülmesi zamanımızın devasa, bastırılamaz utancıdır. Tüm militarizminiz, tüm devlet sisteminiz, tüm bu özgürlükleri bastırmalarınız, tüm sınıfsal nefretiniz sizi yöneten acımasız ruhtan gelmektedir. Eğer birdenbire, devrimin büyük anı siz halklara denk gelirse, her biriniz, ne yapardınız? Dünyada, her ülkede, her ilde, her toplulukta, hiç kimsenin bir daha açlık çekmemesini, hiç kimsenin donmamasını, hiçbir erkek, hiçbir kadın ve hiçbir çocuğun yetersiz beslenmemesini nasıl sağlamak isterdiniz? Sadece en temel ihtiyaçlardan konuşmak için! Ve devrim ya sadece tek bir ülkede patlak verseydi? Ne işe yarayabilirdi? Hangi hedefi amaçlayabilirdi?
İşler artık kişinin bir ulusun insanlarına seslenebileceği gibi değildir: Toprağınız ihtiyaç duyduğunuz yiyeceği ve sanayi ham maddelerini yani çalışmayı ve takası üretir! Birleşin, siz yoksul insanlar, birbirinize itibar edin; mütekabiliyet sermayedir; para-kapitalistlerine ve müteşebbis patronlara ihtiyacınız yoktur; şehirde ve ülkede çalışın: çalışın ve takas edin!
Büyük, kapsayıcı tedbirlerin bütünü etkileyeceği bir an beklenilse bile işler artık öyle değildir.
Devrim anında muazzam bir kafa karışıklığı, hakiki bir vahşi kaos, çocuksu bir acizlik hasıl olabilir. İnsanoğlu kapitalizmin tepe noktasına – dünya kr piyasasına ve proleteryaya- ulaştığı bu zamanın haricinde hiçbir zaman daha fazla bağımlı ve zayıf olmamıştı!
Hiçbir dünya istatistiği ve hiçbir dünya cumhuriyeti bize yardım edemez. Kurtuluş sadece halkların topluluk ruhundan yeniden doğması ile gelebilir!
Sosyalist kültürün en temel biçimi bağımsız ekonomileri ve takas sistemi ile birlikte topluluklar cemiyetidir. Bizim insan refahımız, varlığımız şimdilerde hayatta kalmış tek doğal grup olan bireyin birliği ile aile birliğinin her toplumun temel biçimi olan topluluklar birliğine bir kez daha yoğunlaştırılması olgusuna dayanır.
Bir toplum istiyorsak o zaman onu inşa etmeliyiz, onu uygulamalıyız.
Toplum, toplumların toplumlarının toplumudur; cemiyetlerin cemiyetlerinin cemiyetidir; milletler topluluklarının milletler topluluklarının milletler topluluğudur; cumhuriyetlerin cumhuriyetlerinin cumhuriyetidir. Sadece özgürlük ve düzen vardır, sadece ruh, öz-yeterlilik ve toplum olan bir ruh ve birlik ve bağımsızlık vardır.
Hiç kimsenin işine karışmasına izin vermeyen bağımsız birey, dünyası ev ve işyeri ile birlikte ailenin ev topluluğu olan kişi; otonom yerel topluluk; gelmiş geçmiş en az görev sayısına sahip olan, daha kapsayıcı gruplarla birlikte hiç olmadığı kadar geniş ilçe ya da topluluklar grubu vs. – işte bir toplum böyle görünür; bu tek başına, uğruna çalışmaya değer, hepimizi sefaletimizden kurtarabilecek olan sosyalizmdir. Günümüzde var olmayan özgür-ruh birliği için vekil olarak baskıcı hükümet sistemini devletlerde ve devlet gruplarında daha da genişletme ve bunların alanlarını daha önceden gerçekleşmiş ekonomi sahasına doğru yeniden uzatma girişimleri faydasız ve yanlıştır. Her orijinal niteliği ve faaliyeti boğan bu polis sosyalizmi halklarımızın topyekûn mahvına mühür vuracak ve tamamen dağılmış atomları mekanik bir demir halka ile bir arada tutacaktır. Doğal bir birlik biz insanlar tarafından sadece yerel ölçekte yakın olduğumuz yerlerde, gerçek temas halinde elde edilebilir. Aile içinde, ortak bir görev ve ortak bir amaç için birçok insanın birliği olan birleştirici ruhun, komünal yaşam için çok dar ve yetersiz bir formu bulunmaktadır. Aile sadece özel çıkarlarla alakalıdır. Kamusal yaşam için ortak ruhun doğal özüne ihtiyacımız vardır. Bu şekilde kamusal yaşam artık devlet ve soğukluk tarafından şimdiye kadar olduğu gibi münhasıran doldurulup yönetilmeyecek, aile ilgisine benzer bir sıcaklık ile yönetilecektir. Hakiki komünal yaşamın işbu özü, yerel topluluktur, ekonomik topluluktur: bu özü, onu yargılamak isteyen hiç kimse, mesela kendisine günümüzde “topluluk” diyenler, hayal bile edemez.
Para elde etmek için kendimizi satar ya da kiralarız. Ellerimizi hareket ettiririz ve burada eller denirken kasıt pek çok kas, sinir ve beyindir, ruh ve bedendir, çalışmadır. Toprak üzerinde çalışma; yer altında çalışma; yeryüzünün ürünlerini daha fazla işleme için çalışma; takasta ve ulaşımda çalışma; zengini zenginleştirmek için çalışma;
Fabrikalar için, ham maddelerin işlenmesi için, malların ve yolcuların taşınması için kullanılan sermaye gerçekte ortak ruhtan başka bir şey değildir. Açlık, eller ve yeryüzü -üçü de ordadır, doğallığıyla ordadır; eller açlık için çalışkan bir biçimde ihtiyaç duyulan malları yeryüzünden temin eder. Ek olarak, asırlık ticarette belli başlı bölgelerin özel tecrübeleri, belirli ham maddelerin sadece belirli yerlerde olmasını sağlayan toprağın özel bileşimi, gereksinimi ve ticaret elverişliliği bulunmaktadır. İnsanların yerel ölçekte üretilemeyecek ya da üretilmemesi gereken şeyleri toplumdan topluma takas etmesine müsaade edin, tıpkı topluluklar içerisinde bireyden bireye takas ettikleri gibi. İnsanların bir ürünü denk bir ürünle takas etmesine müsaade edin. Her toplumda bu kişilerin her biri tüketmek istediği kadarına, yani çalıştığı kadarına sahip olacaktır.
Açlık, eller ve yeryüzü oradadır, üçü de doğası gereği oradadır. Ve onların yanı sıra insanlar sadece kendi aralarında düzgün bir şekilde süregiden şeyleri düzenlemeye ihtiyaç duyarlar. Ve insanlar neye ihtiyaç duyuyorlarsa ona sahip olacaktır ki böylece her biri sadece kendisi için çalışabilsin; yani hepsi birbirini değil doğayı sömürecektir. Her bir kişi alım satım sistemi altında bile sadece kendisi için çalışsın, insanlar bin misli bir birlikte birbirinin yerini alsın ve buna rağmen bu birlikte hiçbir şey hiç kimseden alınmasın, dahası her şey her birine verilsin diye takas ekonomisini düzenlemek – işte bu sosyalizmin görevidir. Şeyler, bir kişiden diğerine hediye olarak verilmeyecektir; sosyalizm ne feragattir ne de hırsızlık; her kişi kendi çalışmasının sonucunu alır ve doğanın ürünlerini çıkarırken iş bölümü, takas ve çalışan bir komünallik vasıtasıyla herkesin güçlenmesinin keyfini çıkarır.
Açlık, eller ve yeryüzü oradadır: üçü de doğası gereği mevcuttur. Günümüzde şehirdeki ve ülkedeki insanlara tüketimimize giren her şeyin, hava hariç, yeryüzünden ve yeryüzündeki bitkiler ve hayvanlardan kaynaklandığını yeni bir şeymiş gibi söylemek zorunda olmak tuhaf.
Açlık, eller ve yeryüzü oradadır, üçü de doğası gereği oradadır.
Açlığı günlük olarak hissederiz ve satın alma ve bu açlığı giderme vasıtası olan parayı almak için ceplerimize uzanırız. Burada açlık denen, gerçek olan her ihtiyaçtır; bu ihtiyaçların her birini gidermek amacıyla para almak için kasalarımıza uzanırız.
Başkalarının ortak mülkiyeti veya tahakküm-dışılığı (non-domination) farklı resmettiğini çok iyi biliyorum. Onlar her şeyi bulanık görüyorlar: ben net görmeye çalışıyorum. Onlar her şeyi tarif edilmiş bir idealin mükemmelliğinde görüyorlar; ben, şimdi ve her zaman, ne yapılabileceğini açıklamak istiyorum.
Para elde etmek için kendimizi satar ya da kiralarız. Ellerimizi hareket ettiririz ve burada eller denirken kasıt pek çok kas, sinir ve beyindir, ruh ve bedendir, çalışmadır. Toprak üzerinde çalışma; yer altında çalışma; yeryüzünün ürünlerini daha fazla işleme için çalışma; takasta ve ulaşımda çalışma; zengini zenginleştirmek için çalışma; haz ve talimat için çalışma; gençliği eğitmek için çalışma; zararlı, faydasız ve değersiz şeyler üreten çalışma; hiçbir şey üretmeyen çalışma ve sırf izleyicilerin seyretmesi için yapılan çalışma. Bugün pek çok şeye çalışma denmektedir; bugün para getiren her şeye çalışma denmektedir.
Açlık, eller ve yeryüzü oradadır, üçü de doğası gereği oradadır.
Yeryüzü nerededir? Ellerimizin açlığımızı yatıştırmak için ihtiyaç duyduğu yeryüzü.
Bir kaç insan yeryüzüne sahiptir ve bunların sayısı giderek azalmaktadır.
Söylediğimiz gibi sermaye bir şey değil aramızdaki ruhtur. Sanayi ve ticaret için araçlara sahibiz, keşke kendimizi ve insan doğamızı yeniden bir keşfedebilseydik. Yeryüzü dışsal doğanın bir parçasıdır. Hava ve ışık gibi doğanın bir parçasıdır; yeryüzü devredilemez bir şekilde tüm insanlara aittir; yeryüzü sadece birkaç kişi tarafından sahiplenilen özel mülkiyete dönüşmüştür!
Eşya ile ilgili tüm sahiplikler, tüm toprak-sahipliği hakikatte insanların sahipliğidir. Kim yeryüzünü diğerlerinden, kitlelerden saklarsa, bu kişi diğerlerini kendisi için çalışmaya zorlar. Özel mülkiyet hırsızlıktır ve köle sahipliğidir.
Bu sahiplik türü, para-ekonomisi üzerinden, öyle görünmeyen bir toprak sahipliğine dönüşmüştür. Adil takas ekonomisinde aslına bakılırsa benim toprakta bir hissem vardır, ben toprak sahibi olmasam bile; kâr, tefecilik, faiz diyarındaki para-ekonomisinde, toprağa sahip olmasanız bile, sadece para ve hisselerine sahipseniz gerçekte siz bir toprak hırsızısınız. Bir ürünün denk ürünle takas edildiği adil ekonomide, yaptığım hiçbir şey kendi kullanımıma girmese dahi, kendim için günlük çalışırım; kar diyarındaki para ekonomisinde tek bir işçiyi istihdam ediyor olmasanız bile, çalışmanızın sonuçları dışında başka herhangi bir şey ile yaşadığınız müddetçe siz bir kölenin efendisisiniz. Kişi sadece çalışmasının getirileriyle yaşıyor olsa bile, eğer işi tekelleşmiş ve imtiyazlı ise ve ederinden fazlasını elde ediyorsa insanların sömürülmesine katılmaktadır.
Açlık, eller ve yeryüzü oradadır, üçü de doğası gereği oradadır.
Yeryüzüne yeniden sahip olmalıyız. Sosyalizm toplulukları toprağı yeniden dağıtmalıdır. Yeryüzü hiç kimsenin özel mülkü değildir. Yeryüzünde hiçbir efendi kalmasın ve biz insanlar özgür olalım.
Sosyalizm toplulukları toprağı yeniden dağıtmalıdır. Mülkiyet bu münasebetle gene gelebilir mi?
Başkalarının ortak mülkiyeti veya tahakküm-dışılığı (non-domination) farklı resmettiğini çok iyi biliyorum. Onlar her şeyi bulanık görüyorlar: ben net görmeye çalışıyorum. Onlar her şeyi tarif edilmiş bir idealin mükemmelliğinde görüyorlar; ben, şimdi ve her zaman, ne yapılabileceğini açıklamak istiyorum. Bu dünyada işler, şimdi ve her zaman, kararsız ve süresiz yürümeyecektir; sosyalizm elimizdedir ve görevdir. Her kim sosyalizmi gerçekleştirmek isterse, ne istediğini bilmelidir. Şimdi ve her zaman radikal dönüştürücü olan, orada olanın dışında dönüştürecek hiçbir şey bulamayacaktır. O halde şimdi ve her zaman yerel topluluğun kendi ortak mülkünü – bunun bir kısmı ortak toprak, diğer kısmı ev, avlu, bahçe ve tarla için aile mülkü olsun – sahiplenmesi iyi olacaktır.
Özel mülkiyetin kaldırılması bile özünde ruhumuzun dönüşümü olacaktır. Bu yeni doğumu mülkün güçlü bir yeniden dağılımı takip edecek ve söz konusu yeniden dağılım ile bağlantılı olarak gelecek zamanlarda belirli ve belirsiz aralıklarda tekrar tekrar yeniden dağıtım yapmak için daimi bir niyet olacaktır.
Çev: Nesrin Aytekin

https://itaatsiz.org/?p=5537
submitted by karanotlar to u/karanotlar [link] [comments]

Google Adwords | Google Reklam Verme | Dijital Reklam Ajansı

Google Adwords | Google Reklam Verme | Dijital Reklam Ajansı

Google Adwords'de Reklam Verme

Google Adwords, işletmenizin arama ağı reklamları, görüntülü ağ reklamları ve YouTube reklamları yoluyla yeni müşteriler veya olası satışlar kazanmasına yardımcı olur.
Oldukça basit görünüyor değil mi?
Ancak Google Ads’de gezinmek zor olabilir.
Ve platformda güncel değilseniz, tüm yeni özelliklerden ve stratejilerden faydalanamazsınız..
Başarınız pahalı bir kabusa dönüşebilir.

Google Adwords / Ads

Google Ads, eski ismiyle Adwords tıklama başına ödeme sistemi ile çalışır. İnsanların ihtiyaçları doğrultusunda google’da aradıkları sonuçlara karşılık sizin reklamınız gösterilir. Google Adwords, reklamlarınız için seçtiğiniz anahtar kelimeleri arayan kullanıcılara göstermenize olanak tanır. Bir oto çekici işiniz varsa, bir kullanıcı “İstanbul’da oto çekici” yazdığında reklamınızın arayan kişiye gösterilmesini sağlar.

Neden Google Adwords

Artık insanlar kafalarına takılan veya öğrenmek istediği soruları Google’a soruyor; “Çengelköy’de araç kiralama“,”Kırmızı kadın ayakkabısı” gibi tüm sorular artık Google’a soruluyor. Bu sorulara cevap arayan kişiler sizin potansiyel müşteriniz olabilir. Tabi sahada yer alıyorsanız.
Rakipleriniz sahada, peki ya siz?
Google Ads ile websitenize bağlantılı bir kampanya oluşturarak ve firmanıza uygun anahtar kelimeler ile bu potansiyel müşterilerin karşısına çıkabilirsiniz. Bu sayede markanızın büyüme oranı, kar oranlarınız ve bilinirliğiniz daha da ön plana çıkar ve satışlarınız katlanarak devam eder. İşte hayatımızın bir parçası haline gelen o kelime; “Google’da ara..
  • Coğrafi Hedefleme
  • Tıklama Başına Maliyet
  • Esnek Bir Pazarlama Platformu
  • Seo'dan Daha Hızlı Sonuç

Ne Yapıyoruz?

Rakip Analizi

Rakiplerinizin önüne geçmek için onların hareketlerini izliyoruz. Hangi anahtar kelimeler, kaçıncı sıradalar, harcadıkları bütçe ve dahası..

Anahtar Kelime Analizi

Kalite puanınızı yükseltmek, rakiplerinize göre tıklama başı maliyetlerinizi daha da aşağıya çeker. Buda seçilen doğru anahtar kelimeye bağlıdır.

Bütçe Planlaması

En düşük bütçeyle en yüksek dönüşümü elde edecek şekilde tüm sürecimizi planlıyor ve süreci sürekli olarak kontrol ediyoruz.

Biajans Reklam Ajansı olarak güçlü ve deneyimli bir ekibe sahip dijital reklam ajansıyız. Reklam hesaplarının yönetimi dışında Google Ads, SEO, Web Tasarım, Video Prodüksiyon, İnstagram Reklamları, Facebook Reklamları ve Youtube Reklamları için de bize ulaşabilirsiniz. Sitenizi ücretsiz olarak analiz etmek için bize bilgilerinizi bırakın.
https://biajans.net/google-adwords/
submitted by biajansnet to u/biajansnet [link] [comments]

Sosyal Medyada İkinci El Eşya

Sosyal Medyada İkinci El Eşya
Sosyal medyada ikinci el eşya seçenekleri günümüzde çok karşılaştığımız bir durumdur. İkinci el eşyanın günümüzdeki yeri ve önemi tahmin ettiğimizden çok daha ileri bir boyuttadır. Eskiden alım gücü düşük olanların başvurdukları ikinci el eşya artık günümüzde alım gücü düşük olmayanların bile başvurdukları alışverişler arasında yer almaktadır.

https://preview.redd.it/dnr9vg2ld8f51.jpg?width=720&format=pjpg&auto=webp&s=5b303cbbdd1145ddecec5c1a2125c13c5e430972
Sosyal medyada ikinci el eşya seçimi çok daha yaygın çok daha kolay bir şekilde gerçekleşmektedir. Çünkü hem alıcıların hem de satıcıların birbirine çok daha kolay ulaştığı sosyal medya ortamı asıl ikinci el sitelerine dolayısı ile de satıcılarına ulaşmasına yardımcı oluyor. İkinci el şey sektöründeki hızlı yükseliş hem alıcıların hem satıcıların tüm işlerini kolaylaştıran bir mecra haline gelmiştir. Eşya satmak isteyenlerin alıcılara kolay ulaşması almak isteyenlerin satıcılara en kolay şekilde ulaşması ile bu zincirin devamlı olarak uzamasına dolayısı ile sağlam bir alışveriş ilişkisi kurulmasına yardımcı olmaktadır.
Sosyal medyada ikinci el eşya için temel ihtiyaçların yanında pek çok bürük eşya parçalarının da satılması için oldukça ideal yerlerdir. Ancak bu sosyal medya uygulamalarının güvenli bir alışveriş sağlaması için de iletişim kurduğunuz kişilerin aslı satıcılara ya da alıcılara ulaşıp ulaşmadığını anlamadan bir işe girişmemek de oldukça önemlidir. Bu işi yapanların bu sosyal medyaya bağlı bir web sitesi dolaysısı ile de yeri yurdu telefonu vb pek çok bilgi alabileceğiniz bir adres ulaşmak da oldukça önemlidir. Sosyal medya üzerinden yapılacak alıverişin ucunda iletişim kuruduğunuz kişinin ya da firmanın kim olduğu bu işi ne amaçla yaptığı size cidden yardım edip edemeyeceği konusunda mutlaka bir işaret verecektir.
Sosyal medyada ikinci el eşya alışverişleri dikkatli olunduğu sürece çok fazla avantaj kazandıracağı bir gerçektir. Gerekten almaya kullanmaya verilen paraya değer pek çok eşyayı olduğundan çok daha aşağı bir fiyatta alabilme şansı alışverişten kar etmenize yardımcı olacaktır. Ayrıca yine elinizde bulunan bir eşyayı gözden çıkardığınızda yine satarak sermaye oluşturma fırsatı sunması da yine silere kazandıracağı avantajlar arasında yer alırken her iki tarafından kar edeceği göz ardı edilememelidir.
submitted by gunerkan to u/gunerkan [link] [comments]

Betboo Canlı Bahis

Futbol, Basketbol, Tenis, Voleybol, Snooker, Buz Hokeyi Basketbol gibi canlı bahis seçenekleri bulunan siteye üye olmak için 18’den büyük olmalısınız. Hesabınızı açtıktan sonraki eylem olarak para yatırma adımının tamamlanması gerekir. Size ödeme yapmanız için geniş yöntemler sunulur. Betboo canlı bahis oyunlarındaki yüksek oranlar hızlı kazanç elde etmenizi sağlayacaktır. Kazançlı bahisler yapabilmek adına Betboo giriş adresini kullanabilirsiniz.
Betboo Giriş için Tıkla!

Betboo canlı bahis

Kaybeden kombinelere her gün %10 bonus veren siteye yeni domain girişini kullanarak kayıt olunmaktadır. Popüler bahisler sağ tarafta size gösterilmektedir. Bu sayede canlı maçlar hakkında bilgi sahibi olmanız sağlanmaktadır. Lige ve Başlama saatine göre sıralama yapabilirsiniz. Ev sahibi, deplasman ve beraberlik için belirlenen farklı oranlardan bahis yapılmaktadır. Toplam goller, 2. Yarı Sonucu, Alt/Üst gibi bahis seçenekleriyle kazanma şansınızı arttıracaksınız.
Betboo canlı bahislerde yaptığınız kuponları bahis sitesinin canlı tv platformu üzerinden takibini sağlamanız da mümkün olacaktır. Birbirinden eğlenceli maçları kaliteli bir şekilde izlemek için bahis sitesinin bu dev hizmetinden faydalanmanız önerilmektedir. Yapılan son adres değişikliğinden sonra tv sitesinin de adresi güncellenmiştir. Sorun yaşamadan maç izlemek adına yeni girişten erişim göstermeniz gerekiyor. Şampiyonlar Ligi de dahail olmak üzere Avrupa ve dünya sporuna ait yüzlerce karşılaşmayı bu hizmetten yararlanarak seyredebilirsiniz.

Betboo canlı bahis bonusları

Kaçak kumar şirketinin canlı bahisler alanında geçerli bonusları vardır. Bu bonusları almak için belirtilen şartları yerine getirmeniz şarttır. Bonuslar için üye olup ödeme şartı bulunur. Ayrıca kullanıcıların bonus kullanımı için genel bonus şart ve kurallarına uygun davranması gerekir.
Lisanslı olarak faaliyetlerine devam eden bahis şirketinin canlı bahislerde geçerli olan bonusları aşağıdaki gibidir. Betboo bahis bonusları almak için müşteri temsilcileri ile iletişime geçiniz. Bonus talepleri sadece canlı destek üzerinden verildiği için operatörler ile görüşme sağlamanız gerekmektedir.
Betboo Giriş için Tıkla!

Betboo %30 Spor Bonusu hakkında

Türkiye’nin en güvenilir bahis sitelerinden birisi olarak bilinen Betboo Canlı Bahis, Spor Bahisleri, Canlı Casino, Casino, Okey, Tavla, Sanal Bahisler alanında yer alan bahis seçenekleri ve üstün bir hizmet anlayışı ile faaliyet göstermektedir. BTK engellemelerine rağmen size tüm canlı casino oyunlarını kesintisiz oynatan sitede %30 Spor bonusu verilmektedir. Bu bonusun kural ve şartları aşağıdaki gibidir.

Betboo canlı bahisler için ne kadar ödeme yapmam gerekir?

Türkiye’nin önde gelen canlı poker büroları arasında girmeyi başaran kumar sitesi Betboo şikayet almadığı konular arasında canlı bahisler bölümünü göstermektedir. Hızlı altyapısı ile anlık bahisler yapabileceğiniz sitede yüksek kar marjına çıkabilirsiniz. Başka yer bulunmayan avantajlı oranlarla riske girmeden hızlı kazançlar sağlamanız mümkündür. Yapılan son incelemelere göre bahis şirketine güncel ödeme sistemleri üzerinden sorunsuz para yatırabileceğiniz açıklanmıştır. Minimum limitler değiştiğinde size haber verilecektir.
Betboo Giriş için Tıkla!
submitted by dustinhenderson82 to u/dustinhenderson82 [link] [comments]

Sosyalizme Çağrı (Marksizm Hakkında) – Gustav Landauer – 10

Sosyalizme Çağrı (Marksizm Hakkında) – Gustav Landauer – 10
https://preview.redd.it/o4ulfrp63id51.jpg?width=750&format=pjpg&auto=webp&s=cd5a993c71e87be745898fbbf5093e26c1f0101c

Marksizm 5.2

Yeri gelmişken, güçlü üretici ve tüketici hareketlerinin muazzam bileşimi ile bastırılmaları halinde devlet ve kapitalizmin ne yapacağı ve ne yapmak zorunda kalacağına dair öngörü, “Şimdi ne yapabiliriz? Devlet bunu yasaklayacaktır!” şeklindeki bildik kalıp ile işçilere bir uyarı olarak anlaşılmamalıdır. Bu tür bir uyarı bizim yolumuz ve bizim görevimiz değildir. Yine de diğerlerinin kendi rollerine göre hareket edeceğini varsayıyoruz; bu beklenir bir şeydir ve bize sıkıntı vermemelidir. Bu bakımdan her kim kapitalistlerin işçilerden çok daha az kazandığını ve işçilere çok daha fazla ödeme yaptığını görmeyi kendine görev addetmişse bizden şunu öğrenmiştir: başarılı bir sendika mücadelesiyle birleşmiş güçlü bir tüketici-örgütü uygun olan silahtır. Zira neredeyse hiç kimse bunun alternatifine, hükümet tarafından ücretin ve fiyatın sabitlenmesine, çok fazla umut bağlamayacaktır. Tıpkı gelir vergisi yoluyla kapitalistin fazla gelirine, bu fazlalığı örneğin işçi birlikleri aracılığıyla proletaryaya yönlendirmek için ilgili el koyma girişimine çok az umut bağlayacakları gibi. Bu da zar zor devrimci bir yöntemdir, kifayetsiz ve amatörcedir ve buna sadece geçiş aşamasında geçici olarak başvurulabilir. Benzer vasıtalar, Fransız devrimci hükümeti idaresi altında başarısız bir şekilde zaman zaman denenmiştir ve 1848’den hemen sonra Fransa’da Girardin tarafından da tavsiye edilmiştir. Lasalle’ın siyasal eylemi ve programı da bu yönde ilerlemiştir.
Bu bakımdan devrim ve sosyalizm, mücadele ve inşa bileşimi ile toplumu durma noktasına getirme amaçlı bu özel girişime karşı uyarıda bulunmuyoruz. Sadece bu noktadan şu anda çok uzak olduğumuzu ve tüketici kooperatiflerinin, bugün var oldukları gibi – gerçi bunların sosyalizmin sadece acınası başlangıcı olup olmadığını bilmeden – ciddi bir biçimde kapitalizmin fiyatlarını çökertmek ya da müşterilerini ellerinden almak için en az uygun olan vasıtanın bunlar olmadığını söylemeliyiz. Dolayısıyla sosyalizme çağrı yapanların ana görevi budur. Sosyalizm, eğer gelecekse, yalnızca tüketimle başlamalıdır ve başlayabilir.
Bu aşağıda açıklanacaktır. Buradaki görev, kapitalist üretim alanındaki tüm faaliyetlerin ve tüm tek taraflı mücadelelerin ve dolayısıyla üreticilerin tüm faaliyetlerinin kapitalizm tarihinin bir parçası olduğunu, başka da bir şey olmadığını göstermekti.
Kapitalizmin idaresi altında işçi, ihtiyacı dışında gelirini belirleyecek başka her hangi bir ilkeye sahip olmayı kaldıramaz. Lakin kendisinin ve ailesinin var olması için sadece yeteri kadar kazanmak hayati bir zorunluluk değildir; sağlığını, uykusunu ve dinlencesini uzun çalışma saatleri ile harap etmemek de böyledir.
Fakat üreticilerin sendika faaliyetini, işçilerin ekonomik olarak kendi kendilerine-yardımlarını ve yasal düzenlemeler için devlete uyguladıkları baskıyı tarif edip eleştirdiğimiz için bu örgütlerin ve mücadelelerinin iki önemli görevi daha kısaca ele alınmalıdır. Sendikaların ana görevleri halen daha çalışma saatlerinin kısaltılmasını ve ücret yapısındaki değişimi kapsamaktadır. Ki bunlar, yani götürü işin ikamesi ve günlük ödemeli sözleşmeli iş, birbiri ile yakından ilişkilidir. Götürü iş ve sözleşmeli iş elde edilen ürünün niteliğine ve niceliğine göre iş için yapılan ödemedir. Adil bir takas sisteminin emek için her zaman bu tür bir ödemeye geri döneceği söylenmelidir fakat insana karşı adil olmayan, insanın asli ihtiyaçlarını ihmal eden bir toplumda eşya odaklı adalet ile insanlara karşı adaletsizliğin şiddetlenmesinden daha kötü neredeyse hiçbir şey olamaz. Kapitalizmin idaresi altında işçi, ihtiyacı dışında gelirini belirleyecek başka her hangi bir ilkeye sahip olmayı kaldıramaz. Lakin kendisinin ve ailesinin var olması için sadece yeteri kadar kazanmak hayati bir zorunluluk değildir; sağlığını, uykusunu ve dinlencesini uzun çalışma saatleri ile harap etmemek de böyledir. Çalışma saatlerini kısaltma mücadelesi götürü işe ve sözleşmeli işe karşı çıkmak için işçiye yeni bir sebep de verir. Kısaltılmış saatler gelirini düşürmemeli ve kendisini çalışma yoğunluğunda ölçüsüz bir artışa zorlamamalıdır. Buna göre bazı mesleklerde örneğin inşaat sektöründe günlük değil saatlik ücret ödenmesi belirsiz bir değer taşır. Bu da işçileri daha az çalışma saati için verdikleri her savaşta aynı zamanda daha yüksek saat ücreti için de çarpışmaya zorlar ve genellikle böyle bir çekişme sonunda bir taviz ortaya çıkar: işçiler bir hedeflerini kazanırken diğerinden vazgeçmek zorunda kalırlar. Böylelikle mesela iş sürelerini kısaltırlar fakat aynı zamanda kendi gerçek gelirlerini azaltırlar. Buna göre kapitalist sistem altındaki her yerde işçiler sadece götürü işe ve sözleşmeli işe karşı değil saatlik ücrete de karşı çıkmak zorundadır. Günlük ücret kapitalist işçinin talebi olmalıdır. Bu durum kültür ve ahlak bozulmasının sesini duyan herkese şunu açıklar: yaşam pazarına giren ve mal takas eden işçi özgür bir adam olmayıp, iaşesi efendisi tarafından bahşedilmesi ve toplum tarafından garanti edilmesi gereken bir köledir. Günlük ücretler sistemi altında iş ile ürünlerinin niteliği ve niceliği arasında açık bir ilişki yoktur; quid pro quo (verilen şey karşılığında alınan şey) takası yoktur. Sadece geçimi arzulayan ihtiyaç vardır. Bu bakımdan biz yine fark ediyoruz ki kapitalist dünyada işçi kendi varlığını korumak için bir kapitalisti, kültür karşıtı kurumu savunmak zorundadır. İhtiyaç ve üretici olarak rolü işçiyi kapitalizmin bir hizmetçisi ve tebaası yapar. Kendi günlük ücret sistemi için verdiği örgütlü emek mücadelesinin, diğer bir deyişle gizli oy için siyaseten militan olan işçinin mücadelesinin devlet yaşamında muadili bulunur. Geçimini ürüne karşı ürün takas etmek yerine, yani ürün için fiyatı ya da ücreti almak yerine günlük iaşe ücreti biçiminde elde etmek ne kadar haysiyetsiz ise kişinin topluma karşı görevini ve hakkını oy kabininde korkudan saklanarak icra etmesi de aynı derecede acınasıdır. Egidy’nin halkın oyunu kullanmasını savunmasının sebebi buydu: özgür ve namuslu adamlar açısından oylamanın hiçbir kötü sonucu olamayacağını iddia etmişti. Fakat bu donkişotvari asil bir adam düşüncesiydi. Zamanımızda işçi günlük-ücret-kazanan olmayı ve vatandaş da ürkek kul olmayı istemelidir. Bireysel ölçekte, kapitalist ekonominin ve kapitalist devletin girift semptomlarının izhar olduğu yerde tedaviyi başlatmayı istemek imkânsızdır. İşçi yaşamını korumalıdır ve kapalı bir kabinde oy vermeye gitmediği takdirde yaşamı tehdit edilecektir. Bu arada günlük ücretini almadığı takdirde de geçimi tehdit edilecektir. Tüm bunlar ve burada konuştuğumuz her şey, kapitalizmi terk etmediğimiz müddetçe yaşamın zaruriyetleridir, fakat elbette bunlar sosyalizmin yolları ve araçları olmaktan çok uzaktır.
İş saatlerini kısaltmanın iki yönü bulunmaktadır. Bu yönlerden ilki sık sık anılmasına karşın ikincisi ile bildiğim kadarıyla çok ilgilenilmemiştir. İlk olarak, çalışma süresini kısaltmak işçi için, gücünü muhafaza edebilsin diye, gereklidir. Burada kapitalizm altında mücadele ve düzenleme için gerekli bir kurum olan sendikalara saldırmak bizim görevimiz değildir, zira bu kesinlikle aptalca ve neredeyse suç olurdu çünkü yaşayan insanın refahı hürmetine kapitalizmin her bir yönüne karşı çıkılmayacaktır. Serinkanlı ve objektif bir eleştiri önermekle birlikte bizlere burada bir an durup önemli çalışmaları için sendikalara hak ettikleri teşekkürü belirtmeliyiz. Sendikalar, tüm ülkelerde işçilerin yapageldikleri zahmetli işlerin, faaliyetlerini ruhsuz ve ölümcül sıkıcı kılan, aşırı yoğun tekniklerle kendilerini yorgun ve bunalımlı yapan fabrikalarda, çoğunlukla da kendilerini ilgilendirmeyen işlerin sürelerini kısaltmıştır. Onlara teşekkür etmeli ve onları övmeli: kaç kişiye iş saatlerinden sonra dinlenme, güzel bir aile yaşamı, ucuza elde edilebilen yaşam sevinci, güzel kitaplar ve yazılar ve kamu yaşamına katılım fırsatını sunmuşlardır. Kaç kişi – ve ne kadar az! Sadece son yıllarda bir başlangıç yapılmış ve çoğunlukla yetersiz, genellikle saçma bir biçimde kötü ve parti-politika vasıtaları ile elde edilen dinlenme saatlerinin doğru kullanımı için de bir şeyler yapılmıştır. Sendikalar uzun çalışma saatlerine karşı mücadelenin yanı sıra alkolizmin zararlarıyla savaşmak için ortaya çıkmıştır. Sadece üretken işçi ile değil işten sonra dinlenme zamanlarındaki işçi ile ilgilenmeyi de kendi görevleri addetmelidirler. Bu alanda daha yapılacak çok iş var ve halkımız arasında sanatçılar, şairler ve düşünürlerle işbirliği için çok fırsat var. Sadece sosyalizme çağırmamalıyız. Sadece düşüncenin sesini takip etmemeli ve geleceği inşa etmemeliyiz. Bizler için beden ve biçime dönüşmek isteyen ruhun hürmetine, dikkatimizi, halkımızın yaşayan insanlarına, yetişkinlerine ve çocuklarına çevirmeliyiz ve bedenleri ve ruhları güçlü ve iyi, sıkı ve esnek olsun diye elimizden gelenin en iyisini yapmalıyız. Sonra bu yaşayan insanlarla sosyalizme ilerlemeliyiz! Fakat bu ifadeden bunlara belli bir sözde sosyalist sanat veya bilim ya da eğitim sağlamamız gerektiği anlamı çıkarılmasın. Heyhat, parti broşürleri ve taraflı yazılar ile bu konuda ne kadar çok kötülük yapılageldi ve Sosyal Demokrat olana göre, sözde burjuva bilimi örneğin, ne kadar da çok değerli, doğal ve özgürdür! Bu tür tüm girişimler resmi, doktrinci bürokrasiye yol açar. İşçi sınıfı çevrelerinde sessiz ve sonsuz olan her şeyin küçümsendiği veya bunların bilinmediği, öte yandan ajitasyonun ve günün suni sloganlarının abartıldığı ve incelikten yoksun bir şekilde geliştiği [anlayışı] tüm Marksist ekollerin, Sosyal Demokratların ve de anarşistlerin paylaştığı büyük bir hatadır. Geçenlerde Sosyal Demokrat bir dernek tarafından desteklenen ve işçi sendikası üyelerinin katılım sergilediği Alman edebiyatı ile ilgili on konferans verdiğim büyük bir Alman şehrinde, bir konferans sonrasında, anarşist işçilerin daha önceden bana sormaktan kaçındıkları soruyu sormak için (lütfen bir ara kendilerine konferans vermemi istemek için) gelmelerini ben kendim de tecrübe ettim! O zaman kendilerine şu cevabı vermeye karar verdim: Goethe, Hölderlin ve Novalis, Stifter ve Hebbel, Dehmel ve Liliencron ve HeinrichvanReder ve Christian Wagner ve pek çok başka isim üzerine konuştuğum bir konferans verdim fakat siz bunları duymak istemediniz çünkü bize gelen insani güzelliğin sesini bilmiyordunuz, yaşamın güçlü ve sakin ritmi ve armonisi, dinlenmiş meltemlerin yumuşak hareketlerinde ve hareketsizliğin kutsal dinginliğinde olduğundan daha fazla fırtınanın sesinden bulunamaz. “Esen meltemin, damlayan suyun, büyüyen ekinin, dalgalanan denizin, yeşeren yeryüzünün, parlayan gökyüzünün, parıltılı yıldızların muhteşem olduğunu düşünüyorum: görkemli bir şekilde yaklaşan boranın, evleri paramparça eden şimşeğin, dalga getiren fırtınanın, ateş püskürten volkanın, tüm ülkeleri sallayan depremlerin önceki olaylardan daha fazla muhteşem olduğunu düşünmüyorum, aslında bunları salt daha yüksek yasaların etkileri oldukları için daha küçük düşünüyorum… İnsan ırkına kılavuzluk eden yumuşak ve nazik yasayı bir an için görmek istiyoruz… Adalet yasası, ahlak yasası, her insanın, diğerleri ile birlikte, saygın, onurlu ve güvenli yaşamasını isteyen yasa ki böylelikle insan yüksek insani yolu takip edebilsin, yoldaşlarının sevgisini ve takdirini kazansın. Böylelikle bir mücevher gibi korunsun, zira her insan diğer tüm insanlar için bir mücevherdir, bu yasa insanların diğer insanlarla birlikte yaşadığı her yerde bulunur ve insanın diğer insanlara karşı davranışlarında gösterilir. Bu yasa eşlerin birbirine duyduğu sevgide, ebeveynlerin çocuklarına olan sevgisinde, çocukların ebeveynlerine olan sevgisinde, erkek ve kız kardeşlerin sevgisinde, arkadaşların birbirine olan sevgisinde, iki cins arasındaki tatlı meyilde, geçinip gittiğimiz çalışkanlığımızda, küçük çevremiz, çok uzak yerler ve tüm dünya için eylemlerimizde bulunur…” (Albert Stifter) Bu yüzden burada yüksek sesle çağırdığımız, sessizce konuştuğumuz sosyalizm, aynı zamanda insanın birlikte yaşamının daimi güzelliğinin nazik gerçekliğidir. Sosyalizm, çirkin çağdaşlığın vahşi, çirkin geçişsel yıkımı değildir. Öyle bir yıkım ki belki de bir yan ürün olmak zorunda kalacaktır. Fakat yaşamın güzelliğinin nazik çalışması daha önceden ruhlarımızda ve ruhlarımız kanalıyla gerçek hayatta yapılmamış olsa [sosyalizmi]çağırmak yıkıcı, sağlık-sız ve yararsız olacaktır. Taşıdıkları tüm ateşli hevese rağmen tüm yeniliklerde viran, çirkin ve imansızca bir şeyler vardır. Tüm eski şeyler, ordu ve ulus devlet gibi en kötü nama sahip ya da arkaik kurumlar bile, eski ve bir geleneğe sahip olduklarından, tüm köhneliklerine, gereksizliklerine ve eskimişliklerine rağmen, güzelliğin deyim yerindeyse ışıltısına sahiptir. Bu yüzden, geçmişte, kadim ve kutsal yaşamda demirli, bitmiş, denenmiş ve test edilmiş bir şey olarak hâlihazırda yaşamlar yaratmak isteyen, ileriye yönelik tahayyüle sahip türde yenilikçilerden olalım. Bu yüzden daha çok kendi inşa ettiğimiz nazik, sonsuz ve bağlayıcı gerçeklik vasıtasıyla yıkalım. Cemiyetimiz [Bundt] bizleri gerçeklik dünyasına bağlayan ebedi güçlerle birlikte mücadele eden bir yaşam cemiyetidir. Bizleri güdüleyen düşüncenin gerçekten de bir düşünce, diğer bir deyişle ruhun sakin toplumu ile birlikte fani, parça parça ve yüzeysel geçici fenomenin ötesinde bizleri birleştiren bir bağ olmasına izin verin. Bu bizim sosyalizmimizdir, sanki ezelden beri var olmuş gibi geleceğin yaratılmasıdır. Anın coşkusundan, öfkeli, şiddetli tepkilerinden gelmesine müsaade etmeyin, ruhun varlığından, beşeriyetimizin geleneğinden ve mirasından gelmesini sağlayın.
Teknolojinin elinde neredeyse her zaman artan işi salt makinelerin hizmetçileri olan insanların faaliyetlerinden çıkarma ihtiyacını karşılayacak düşünceleri ve modelleri bulunur.
Sendikalara çalışan insanların dinlenme vakti ve boş zaman edinmeleri için verdikleri mücadeleleri nedeniyle minnettarlığımızı ifade etmek amacıyla konudan saptık. Burada söylenen her şeyi teşekkürümüz olarak kabul edin. Salt arkaik ve eskimiş olana ait korkunç çürüyen urların ürünleri, sonuçları ve aksi tesiri olmaktan ziyade bir zamanlar ortak olan ve şimdilerde bir başına bırakılan batmış ruhu yeni biçimlere ve yaşama ve güzelliğe geri yönlendiren üretken insanlar olmayı istediğimiz için, minnettarlığımız da üretken olmalı ve işçilerin dinlenme vaktini ve serbest zamanını oluşturması gereken şeye yönlenmelidir. Ancak o zaman sağlıklı, güçlü ve ruhani insanlar, bizden kadim bir şeymiş gibi çıkması gereken yeni gerçekliği hazırlayabilecektir, eğer herhangi bir faydası ve kalıcılığı varsa.
Çalışma saatlerinin azaltılması işçiler için daha fazla boş vakit yaratır. Ancak kişi bu gerçeğe sevinse bile, bu tür kazanımların genellikle nasıl sonuçlara sahip olduğunu gözardı etmemelidir: işçilerin gücünün daha fazla sömürülmesi, işin yoğunluğunun artması. Çoğunlukla yüksek düzeyde kapitalistleştirilmiş müteşebbis, örneğin büyük bir anonim şirket, işçilerin zaferinden sevinç duymakta haklıdır. Diyelim ki belli bir sektörün tüm müteşebbisleri, çalışma saatlerini kısaltmaya zorlanmış olsun. Büyük teşebbüsler işçiyi seri makinelerin hizmetine daha da sürekli olarak zincirleyen yeni makineleri getirmek suretiyle bundan kaynaklanan kayıplarını genellikle tazmin edebilmektedir. Böylelikle orta ve küçük ölçekli rakipleri üzerinde büyük bir avantaj kazanırlar. Elbette bazen tersi gerçekleşir ve devasa teşebbüsün muazzam mekanizmasını yeniden şekillendirmesi engellenir. Öte yandan orta ve küçük ölçekli müteşebbis, aktif satışı varsa ve kredisi iyiyse, yeni koşullara daha kolay adapte olabilir.
Teknolojinin elinde neredeyse her zaman artan işi salt makinelerin hizmetçileri olan insanların faaliyetlerinden çıkarma ihtiyacını karşılayacak düşünceleri ve modelleri bulunur.
Bu, çalışmaksızın daha uzun bir gecenin diğer acı tarafıdır: daha yorucu iş günü. Yaşayan insan, aslında sadece yaşamak için çalışmaz, işte iken yaşamını hissetmek ve iş sırasında işinden sevinmek ister. Akşamları sadece boş zaman, dinlenme ve neşe değil, hepsinden öte faaliyetinin kendisinden, bedeninin fonksiyonlarında ruhunun güçlü varlığından haz almaya ihtiyaç duyar. Çağımız sporu, kaslar ve sinirlerin verimsiz, oyunbaz faaliyetini, bir tür işe veya uğraşa çevirmiştir. Gerçek kültürde işin kendisi bir kere daha tüm enerjilerimizin oyunbaz sağılışına dönüşür.
Ayrıca sanayici, çalışma süresinin kısaltılmasının kendisinden götürdüklerini yeniden kazanmak için, teşebbüsünün mekanik aygıtını değiştirmek zorunda bile kalmaz. Fabrikada demir ve çelikten inşa edilmemiş ilave bir mekanizma vardır: çalışma sistemi. Birkaç yeni düzenleme, birkaç yeni denetleyici ve ustabaşı pozisyonu genellikle bir teşebbüsü yeni makinelerden daha çok hızlandırır. Ancak bu tür bir sistem nadiren uzun ömürlü olur. Her zaman işçinin tembelliği veya doğal yavaşlığı ile gözetmenlerin sevk edici enerjisi arasında sessiz bir mücadele vardır. Zamanla iş insana karşı insan meselesi haline geldiğinde, her zaman bir tür eylemsizlik yasası kazanır. Yavaş çalışma için verilen bu mücadele her zaman, sınıf mücadelesinde bilinçli bir silaha ve sözde sabotaj biçimine dönüşmeden çok önce, var olmuştur. Belli bir amaç için, yavaş, ucuz, kötü hatta zararlı iş teslim etmek üzere işçilere çağrıda bulunan bu tür bir sabotaj, özel durumlarda, mesela postane, demiryolu veya liman işçileri grevlerinde mükemmel hizmet gerektirebilir. Bununla beraber sorgulanabilir bir yanı da vardır. Üretici rolünde işçilerin aşırı mücadele araçları [kullanılırken] sınıf bilincine sahip militanın nerede sona erdiğini ve ruhen boş, harap ve yoz, her tür faydalı işin tiksindirici geldiği sorumsuz insanın nerede başladığını ayırt etmek her zaman mümkün olmaz.
Hızlandırılmış çalışma sisteminin sadece geçici etkisi olur fakat makine amansızdır. Kendisine ait belirli bir atım sayısı, verili çıktısı vardır ve işçi artık az çok insan kişisine değil insan enerjisini sömürmek üzere insanlar tarafından yaratılan metal şeytana dayanır. İnsanın işindeki neşesinin psikolojik düşüncesi burada tali bir rol oynar; her işçi bilhassa acı bir biçimde bilir ve hisseder ki makineler, aletler ve hayvanlar çalışan insandan daha iyi muamele görür. Bu, yukarıda söylenen herhangi bir şey kadar provokatif, demagojik abartı olmaktan uzaktır. Bu, soğuk, sade hakikattir. İşçilere genellikle azami kızgınlık tonuyla köleler denmektedir. Ancak kişinin, birinin ne dediğini bilmesi gerekir ve “köle” gibi kelimeyi dahi ciddi, edebi anlamı ile kullanmalıdır. Köle, ölümü maliyete sebep olduğundan – yeni bir köle alınmak zorundadır – psikolojik olarak yönlendirilmesi gereken, himaye edilmiş (protege) [kişidir]. Modern işçinin efendisiyle ilişkisinin korkunç tarafı şudur ki modern işçi kesinlikle bu tür bir köle değildir; çoğu durumda müteşebbis işçinin yaşamasına ya da ölmesine tümüyle kayıtsız kalabilir. Modern işçi kapitalist için yaşar fakat kendisi için ölür. İkame edilebilirdir. Makineler ve atlar satın alınmak zorundadır ki her ikisi de satın alım ve işletim maliyetlerini kapsar. O yüzden köle önce satın alınmalı ve çocuk olarak dahi eğitilmeli ve sonra onun iaşesi sağlanmalı idi. Modern müteşebbis modern işçiyi ücretsiz edinmektedir; birine ya da diğerine geçimlik ücret temin etmek kendisi açısından farksızdır.
Teknolojinin sınırları, kapitalizme dâhil olduğu için, insanlığın sınırlarının ötesine geçmiştir. İşçilerin yaşamı ya da sağlığı ile ilgili çok fazla bir kaygı yoktur (burada kişi sadece makineleri düşünmemelidir; atölyelerin ve fabrikaların kirli havasında bulunan tehlikeli metal atıklarını, tüm şehirler üzerindeki havanın zehirlenmesini de hatırlamalıdır) ve kesinlikle işçilerin yaşam sevinci ya da iş sırasında rahat etmesi ile ilgili kaygı da yoktur.
Yine burada müteşebbis ile işçi arasındaki ilişkinin duyarsızlaşması ve insanlıktan uzaklaşması sırasında kapitalist sistem, modern teknoloji ve devlet kapitalizmi ele ele yürür. Kapitalist sistemin kendisi işçiyi sayıya indirger. Teknoloji, kapitalizm ile ittifak içinde işçiyi çarkın bir dişlisi yapar. Son olarak devlet, kapitalistin işçisinin ölümüne yas tutmaması için hiçbir gerekçesi olmamasından hatta ölüm ya da kaza durumlarında işçi ile şahsen ilgilenme ihtiyacı duymamasından emin olur. Devletin sigorta kurumları kesinlikle pek çok açıdan ele alınabilir fakat bu yönü de gözden kaçırılmamalıdır. Onlar da yaşayan insanlığı kör işleyen bir mekanizma ile değiştirir.
Teknolojinin sınırları, kapitalizme dâhil olduğu için, insanlığın sınırlarının ötesine geçmiştir. İşçilerin yaşamı ya da sağlığı ile ilgili çok fazla bir kaygı yoktur (burada kişi sadece makineleri düşünmemelidir; atölyelerin ve fabrikaların kirli havasında bulunan tehlikeli metal atıklarını, tüm şehirler üzerindeki havanın zehirlenmesini de hatırlamalıdır) ve kesinlikle işçilerin yaşam sevinci ya da iş sırasında rahat etmesi ile ilgili kaygı da yoktur.
Bunlardan etkilenen Marksistler ve işçi kitleleri, sosyalistlerin teknolojisinin bu çerçevede kapitalist teknolojiden temelde ne kadar farklı olduğu (gerçeğinden) tümüyle bihaberdir. Teknoloji, kültürlü halk arasında kendisini kullanmak isteyen özgür insanların psikolojisine göre yönlendirilmelidir. İşçilerin kendileri hangi koşullar altında çalışma istediklerine karar verdikleri zaman üretim dışında harcamak istedikleri zaman ile üretim içinde kabul etmeye istekli oldukları işin yoğunluğu arasında uzlaşma sağlayacaktır. Kayda değer şahsi farklılıklar olacaktır: bazıları dinlenme ve boş vakitlerine daha uzun zaman harcayabilmeleri için çok hızlı ve enerjik çalışacak, diğerleri ise günün hiçbir saatini salt araçlara indirgemeyi tercih etmeyecek ve işlerinin kendisinin zevkli olmasını ve rahat bir tempoda ilerlemesini isteyecektir.
Bugün bunların hepsi göz önünde tutulmamaktadır. Teknoloji tümüyle kapitalizmin etkisi altında bulunmaktadır. Makine, alet, insanın ölü hizmetçisi, insanın efendisine dönüşmüştür. Büyük ölçüde kapitalist bile kendi getirdiği mekanizmaya bel bağlar ve bu an, kısaltılmış çalışma süresinin ikinci yönünü inceleyebileceğimiz andır. İlki teknolojinin işçinin gücünü muhafaza etmesine hizmet etmesiydi; artan iş yoğunluğunun ne ölçüde bu eğilimi karşıladığını şimdi gördük. Fakat çalışma saatlerinin kısaltılması işçi sınıfının yaşayan üyeleri açısından işsizlerin sayısını azaltan ilave pozitif etkiye de sahiptir.
Anlayacağınız sanayici makinesini kapasitesine göre kullanır. Makineler, karlı olabilmeleri için belli bir süre çalışmalıdır. Eğer teşebbüsü kar edecekse sanayici yurt içinde ve dışında rekabetine uyum sağlamalıdır: sanayici elektrik santrali masrafını çıkarmak için pek çok sektörde makinelerini gece gündüz çalıştırmaya zorlanmaktadır. Bu yüzden çalışma saatleri kısaltıldığında sanayici daha fazla işçi alacaktır. 24 saatlik çalışma periyodunu, yani nöbetleşe vardiya sistemini getirmek için işçiler ile mücadele fırsatını sık sık kullanacaktır. Kâr ihtiyacı, sistemin talepleri, işçilerin talepleri, bunların hepsi genellikle müştereken, daha fazla işçinin istihdamına ve dolayısıyla sözde yedek sanayi ordusunun sayısının düşmesine yol açar. Sınır hep teşebbüsün kârlılığı ile belirlenir ve bu vesile ile sistemin gerektirdikleri ile piyasanın hazmetme kapasitesi arasında bir tür anlaşma sağlanır.
Genellikle müteşebbis, elektrik santralini makinesi ile bu makineleri çalıştıran işçilerin sayısı tarafından belli bir hacimde işletmeye devam ettirmek için zorlanmaktadır ve piyasa çıktıyı tüketemez hale gelirse o zaman sanayici fiyatları düşürmelidir: zira yeterince ucuz olduğu müddetçe kapitalist piyasa tüm malları emebilir. Bir kapitalistin gece gündüz çalışan binlerce işçisinin olmasının sebebi budur ve yine de her saat başı para kaybeder. Kapitalist bunu fiyatların yine artacağı daha iyi zamanların umuduyla kabul eder. Bu umut gerçekleşmezse belli günlerde tesisinin bir kısmını ya da tamamını kapatmak zorunda kalacaktır.
Teknolojinin kapitalizmin etkisi altında bulunduğuna dair ifademiz kapitalizmin de buna mukabil kendi yarattığı teknolojinin kölesi olduğu sonucu ile tamamlanmalıdır. Bu açmaz sihirbazın çırağının açmazı gibidir: “Çağırdığım ruhlardan bir daha kurtulamıyorum!”. Refah, zamanlarında, lehte piyasa koşullarında teşebbüsünü belli bir ölçekte ayarlayan her kim olursa olsun artık ne kadar üretmesi gerektiği ile ilgili bir seçeneğe sahip değildir. Müteşebbisin kendisi de kendi makine çarklarına bağlanır ve genellikle işçileri ile birlikte ezilir.
Burada, kapitalist üretimin spekülasyonla en yakın bağlantılı olduğu noktalardan birine temas ettik. Kapitalizm ölçeğinde çok az insan ancak teşebbüsünün ve piyasasının koşulları yüzünden spekülasyona zorlanmayacaktır. Herkes, birbirinden tümüyle bağımsız şu iki faktöre dayandığı ölçüde spekülatördür: birincisi, müteşebbisin insanlardan ve makinelerden müteşekkil aygıtının gerektirdikleri ve ikincisi dünya piyasasının fiyat dalgalanmalarıdır. Bu durumdaki insanlar – ki genellikle yıllarca her hafta yüzlerce ya da binlerce işçiye sabit bir ücret ödeyip her hafta kayıp yaşarlar – “İşçilerim benden iyi durumda!” sızlanması ile sık sık feryat etmelidir. Sayısız endişe ile eziyet çeken zavallı zengin adam genellikle servetinin bir kısmı ile borsada başarılı spekülasyonlar yaparak kendisini kurtarabilir. Bu şekildeki ticaret, spekülasyon alanındaki kötü şansını dengeler. Öte yandan işi gelişen kişi sık sık tümüyle farklı bir sahadaki spekülasyonlar yüzünden kendisini mahvedebilir. Kapitalist pazara bağımlı olan herkes spekülason yapmalı, en değişken sahalarda spekülasyon yapmaya kendini alıştırmalıdır.
Marksizm sosyalizmin bizzat burjuva toplumunun kurumlarında ve yıkıcı sürecinde hazırlanmakta olduğunu, sürekli büyüyen, her zamankinden kararlı ve her zamankinden daha devrimci proleter kitlelerin sosyalizmi getirmek için bir gereklilik, tarihsel olarak kaderi belirlenmiş bir eylem olduğunu iddia etmişti. Fakat gerçekte kapitalist pazar için üretici rolündeki işçilerin söz konusu mücadelesi sadece kapitalizm içerisindeki kısır döngüdür.
Kapitalizm altında acı çeken işçi bu belirleyici gerçek ile ilgili çok az şey bilir. İstisnasız herkes kapitalist koşullar altında ölçüsüz acı çeker ve çok az neşeye sahiptir, gerçek neşesi yoktur. İşçinin, kapitalistin yüzleştiği korkunç, alçaltıcı ve baskıcı kaygılara, katlanmak zorunda olduğu tümüyle gereksiz ve tümüyle verimsiz eziyet ve gerginliğe dair de çok az bilgisi vardır. Ve işçiler kendileriyle kapitalistler arasındaki bu benzerliğin yeterince farkında değildir. Sadece kapitalistler değil, iş gücündeki yüzbinlerce insan da tümüyle faydasız, verimsiz, yersiz işten karlarını veya ücretlerini kazanır. Kesinlikle bugün gittikçe daha fazla lüks mallar yaratan üretime yönelik korkunç bir eğilim vardır. Buna proletarya için beş para etmez mallar da dâhildir. Gerçek ihtiyaçları karşılamak içinse çok az makul ve gerekli ürün üretilir. Gerekli ürünler gittikçe daha pahalı, lüks anlamında değersiz ve ucuz hale gelmektedir – temayül budur.
Sendika faaliyetlerine ayrılan konu dışı sapmamızdan dönelim ve son bir özet verelim.
Kapitalizmden çıkarı olan müteşebbislerin, imalatçıların ve tüccarların ve de kendi geçimlerini kazanmakla ilgili olan işçilerin ve son olarak devletin kapitalist ekonomi sisteminin korunması için nasıl çalışmak zorunda olduğunu ve hepsinin bu çalışmayı nasıl devam ettirdiğini gördük. Tüm insanların bu karşılıklı sömürüye nasıl bulaştığını, nasıl hepsinin ittifakla kendi özel çıkarlarını nasıl koruması gerektiğini ve amme menfaatine zarar vermek zorunda olduğunu ve hangi kapitalizm seviyesinde bulunurlarsa bulunsunlar hepsinin nasıl güvencesizlikle tehdit edildiğini de ilave olarak not ettik.
Bunu gördüğümüzde Marksizm’in başarısızlığını da gördük çünkü Marksizm sosyalizmin bizzat burjuva toplumunun kurumlarında ve yıkıcı sürecinde hazırlanmakta olduğunu, sürekli büyüyen, her zamankinden kararlı ve her zamankinden daha devrimci proleter kitlelerin sosyalizmi getirmek için bir gereklilik, tarihsel olarak kaderi belirlenmiş bir eylem olduğunu iddia etmişti. Fakat gerçekte kapitalist pazar için üretici rolündeki işçilerin söz konusu mücadelesi sadece kapitalizm içerisindeki kısır döngüdür. Bu mücadelenin işçi sınıfının durumunda genel bir iyileşmeye sebep olacağı dahi söylenemez; sadece bu mücadelenin ve mücadelenin etkilerinin işçi sınıfını kendi durumlarına ve toplumun genel koşullarına alıştırdığı görülebilir.
Marksizm, kapitalist şartları koruyan, kapitalizmi güçlendirip kapitalizmin halkın ruhuna etkilerini daha da viran eden, önemsiz de olmayan faktörlerden biridir. Halklar, burjuva ve aynı ölçüde işçi sınıfı sırf para kazanma amacı için duyarsız, spekülatif ve kültürsüz üretim koşullarına her zamankinden daha fazla müdahil olmuştur. Bu koşullar altında en çok acı çeken ve genellikle zorluk, yoksunluk ve yokluk içinde yaşayan sınıflarda net bilgi, isyan ve iyileşme arzusu gittikçe azalmaktadır.
Kapitalizm bir ilerleme dönemi değil, gerileme dönemidir.
Sosyalizm, kapitalizmin daha fazla gelişmesi ile gelmez ve üreticilerin kapitalizm içerisindeki mücadelesi olamaz.
Bunlar, vardığımız sonuçlardır.
İçinde bulunduğumuz yüzyılın da parçası olduğu yüzyıllar bir olumsuzlama zamanıdır. Birlikler ve şirketler, bizim geldiğimiz daha evvelki kültürlü zamanın tüm ortak yaşamı, tüm güzel dünyevi faaliyeti ve motivasyonu, cennet yanılsamasına sarılmıştı. Üç şey birbirinden ayrılmaz şeklide birleşmişti: birincisi, yaşamdaki birlik ruhu, ikincisi, tarifi imkânsız birlik, evrenin ruhsallığı ve önemi için sembolik dil – zira ferdin ruhunda doğru olarak kavranmıştır – ve üçüncüsü, hurafedir.
Zamanımızda, motomot anlaşılan Hristiyan dogmatik düşüncelerin hurafeleri ciddi saldırıya uğramıştır ve halk arasında giderek daha çok yerinden olmaktadır. Yıldızlar evreni keşfedilirken yeryüzü ve onun üzerindeki insan aynı anda daha küçük ve daha büyük hale gelmiştir. Dünyevi faaliyet genişlemiştir.
Zamanımızda, motomot anlaşılan Hristiyan dogmatik düşüncelerin hurafeleri ciddi saldırıya uğramıştır ve halk arasında giderek daha çok yerinden olmaktadır. Yıldızlar evreni keşfedilirken yeryüzü ve onun üzerindeki insan aynı anda daha küçük ve daha büyük hale gelmiştir. Dünyevi faaliyet genişlemiştir. Şeytan, göksel güçler, yer altı cinleri ve iblis korkusu yok olmaya başlamıştır. İnsan dünyaların sonsuz uzayında, kendi etrafını dönen küçük yıldız üzerinde, Tanrı’nın grotesk dünyasına göre, daha güvende hissetmiştir. Etkileri kesin bir şekilde ölçülebilen reddedilemez doğal güçler bilinir hale gelmiştir. Korku olmaksızın bunlar kullanılabilir ve bunlara itimat edilebilir. Yeni iş ve doğal ürün işleme yöntemleri bulunmuştur. Yeryüzü keşfedilmiş ve tüm yüzeyi yeniden iskân edilmiştir; tüm dünyada seyahat ve iletişim henüz alışamadığımız ve bize hala inanılmaz gelen bir hızla gelişiyor ve tüm bunlarla bağlantılı olarak aynı anda yaşayan insan sayısı önemli oranda artmıştır. İhtiyaçlar ve de bu ihtiyaçları karşılama vasıtaları olağanüstü artmıştır.
Hurafe içinde olduğumuz bu olumsuzlama çağında kesinlikle sarsılmıştır. Olumlu bazı şeyler de hurafenin yerini almıştır: objektif doğa terkibi bilgisi doğadaki şeytani düşmanlara ve dostlara olan inancı ilga etmiştir. Ruh dünyasının ani kaprislerinden ve ihanetinden duyulan korkuyu doğa üzerinde kurulan iktidar takip etmiş ve sayısız ruh ve perinin bu ölümü insanların çocuklarının doğum oranında olağanüstü artışta gerçek ifadesini bulmuştur.
Fakat tüm derin hisler, tüm coşkunluk ve insan birliği ve bağı ruh-cennet ile derin bir biçimde iç içe geçmiştir. Keşfettiğimiz yıldız dünyalar, etkilerine aşina hale geldiğimiz doğal güçler sadece dışsaldır; faydalıdır ve dış yaşama hizmet eder. Bunların birliğini iç yaşantımızla her şekilde, bazen derin bazen sığ felsefelerle, doğa teorileriyle ve şiirsel ilhamlarla ifade etsek de, bizim bir parçamız değildir, hayat kazanmamıştır. Bilakis, hakikatinde dünyanın, özümüzde taşıdığımız şekliyle, faydacı duyularımızın bize söylediklerinden tümüyle farklı, daha önce canlı olan ne varsa, imge ya da inanç ya da tarif edilemez bilgi ve de bu dünya görüşüne bağlı küçük gönüllü gruplardaki hakiki insan toplumu hepsi birlikte hurafe ile gerilemiştir. Bilim ve teknolojideki tüm gelişmeler bunun en düşük yedeğini sağlamayı başaramamıştır.
İşte bu nedenle bu zamanlara gerileme dönemi diyoruz çünkü kültürün ana özelliği, insanları bir arada tutan ruh, gerilemiştir.
Eski hurafeye ya da anlamını yitirmiş sembolik dile geri dönüş girişimleri, eski şablonlara bağımlı, hissi akıldan daha güçlü olan halkın zayıflığı ve köksüzlüğü ile bağlantılı sürekli yenilenen bu tepki çabaları tehlikeli engellerdir ve de nihayetinde sadece sonucun belirtileridirler. Kendisi örgütlü ruhsuzluk olan devletin baskıcı yönetimi ile bağlantılı oldukları zaman, ki kolaylıkla böyle olur, daha rahatsız edici olurlar.
O halde gerilemeden bahsedince, bu bahsimizin ruhbanın dünyamızın günahkârlığı ile ilgili şikâyeti ya da dönüşüm çağrısı ile hiçbir ortak yönü yoktur. Bu çöküş geçici bir devir olup bünyesinde yeni bir başlangıç, taze bir iyileşme, birleşik bir kültürün tohumlarını barındırır.
her kuruntunun, her dogmanın, her felsefenin ya da dinin dış dünyada değil kendi iç dünyamızda köklere sahip olduğunu hatırlayalım. İnsanların doğayı ve kendisini uyumlu kıldığı tüm bu semboller bu bakımdan halkların komünal yaşamına güzellik ve adalet getirmeye uygundur çünkü bunlar içimizdeki sosyal dürtünün yansımalarıdır ve çünkü kendisi ruha dönüşen bizim kendi biçimimizdir.
Sosyalizmi, ruhsal bir hareket olarak insanlar arasında yeni şartlar için mücadeleyi düşünmek, diğer bir deyişle yeni insan ilişkilerine varmak için tek yolun insanların kendileri için yaratan ruhtan etkilenmeleri gerektiğini anlamak bizim için çok acil olmakla birlikte geriye, geri getirilemeyen bir geçmişe doğru bakmamamız ve güçlü olmamız da aynı şekilde önemlidir. Kısacası, kendimize yalan söylememeliyiz. Cennet sanrısı, hakikat, felsefe, din, dünya görüşü veya kişi, dünya ile ilgili hissiyatı kelimeler ve biçimler şeklinde billurlaştırma çabalarına her ne ad vermek istiyorsa o, şimdilerde bizim açımızdan sadece bireyler olarak var olmaktadır. Toplulukları, mezhepleri, kiliseleri, bu türden ruhsal muadillerine dayanan her türde birlik kurma girişimi sahteliğe ya da tepkiye yol açmıyorsa en azından sırf zayıf bir lafügüzafa sebep olur. Duyular dünyasının ve doğanın ötesine giden her şeyde derin bir biçimde yalnızız ve sessiz bir yalıtılmışlığa tabiyiz. Bu da tüm dünya görüşlerimizin hiç bir yıkıcı ihtiyaç, etik inandırıcılık içermediği, ekonomi ve toplum üzerinde bağlayıcı olmadığı anlamına gelir. Bunu, böyle olduğu için, kabul etmeliyiz ve bireysellik çağında yaşadığımız için bunu pek çok şekilde, memnuniyetle ya da vazgeçerek, umutsuzca ya da arzu ile, kayıtsızca ya da hatta isyankarca kavrayabiliriz.
Ancak her kuruntunun, her dogmanın, her felsefenin ya da dinin dış dünyada değil kendi iç dünyamızda köklere sahip olduğunu hatırlayalım. İnsanların doğayı ve kendisini uyumlu kıldığı tüm bu semboller bu bakımdan halkların komünal yaşamına güzellik ve adalet getirmeye uygundur çünkü bunlar içimizdeki sosyal dürtünün yansımalarıdır ve çünkü kendisi ruha dönüşen bizim kendi biçimimizdir. Her ruh komünal ruhtur ve ister uyanık ister uykuda bütüne, diğerleri ile birleşmeye, topluma, adalete yönelik dürtünün dindiği hiç bir birey yoktur. Topluluk amaçları için gönüllü birliğe yönelik doğal dürtü kökleşmiştir fakat bu dürtü uzun yıllar kendisinden kaynaklanan dünya kuruntuları ile bağlantılı olduğu ve şimdilerde kaybolduğu ya da çürüme sürecinde olduğu için sert bir darbe ile uğraşmış ve uyuşmuştur.
O halde insanlar için öncelikle bir dünya görüşü yaratmak zorunda değiliz; bu tümüyle suni, geçici ve yetersiz, hatta romantik ve ikiyüzlü olurdu ve aslında bugün modaya tabii olurdu. İçimizde yaşayan, bireysel komünal ruh realitesine sahibiz ve sadece bu ruhun yaratıcı bir şekilde çıkmasına izin vermeliyiz. Küçük gruplar ve adalet toplulukları yaratma arzusu – bir halk oluşturmak için göksel bir sanrı ya da sembolik bir biçim değil, dünyevi toplumsal neşe ve hazır oluş- sosyalizmi ve gerçek bir toplumun başlangıcını getirecektir.
Ruh doğrudan harekete geçecek ve yaşayan insanlıktan kendi görünür biçimlerini yaratacaktır: sonsuzluk sembolleri topluluklara, ruhun tecessümleri dünyevi adalet şirketlerine, kiliselerimizdeki aziz imgeleri rasyonel ekonominin kurumlarına dönüşecektir.
Rasyonel ekonomi: bu kelime kasıtlı olarak kullanıldı çünkü burada bir şey daha eklenmelidir.
Bu çağa gerileme devri dedik çünkü esas – ortak ruh, gönüllülük, halk yaşamının ve biçimlerinin güzelliği – zayıflatılmış ve yıkılmıştır. Bilimde, teknolojide ilerlemeye, nesneleştirilmiş doğanın tarafsız fethine ve zaptına başka bir isim – aydınlanma – verilmiştir. Akıl daha kıvrak ve net hale gelmiştir; – en geniş anlamıyla – doğadan fiziği kazandığımız için, fiziğin fiili uygulamaları değerini kanıtladığı için ve doğanın güçlerini sömürerek matematiği kullanmayı öğrendiğimiz için, şimdi de, tüm dünyada olağanüstü geniş bir sahada insan ilişkilerinin teknolojisini uyguladıkça matematiğin sıkça uygulanması, iş bölümü ve bilimsel yöntemler ile en doğru ve makul olanı yapmayı öğreneceğiz. Önceleri her ikisi de oldukça gelişmiş olan sanayi teknolojisi ve ekonomik ilişkiler adaletsiz bir sisteme ve anlamsız bir güce koşulmuştu. Fakat hem psiko-endüstriyel hem ekonomik-sosyal teknoloji artık yeni kültüre, geleceğin insanlarına yardım edecektir, tıpkı daha önce ayrıcalıklı olanlara, güçlü olanlara ve borsa spekülatörlerine hizmet ettikleri gibi.
Bu bakımdan içinde olduğumuz gerileme devrinden bahsetmek yerine – eğer istersek – doğa gözlemi ve hâkimiyetinin, teknoloji ve rasyonel ekonominin hiç olmadığı kadar üstünlük kazandığı ilerlemeden de bahsedebiliriz. Ta ki birkaç yüzyıldır gömülü olan ortak ruh, gönüllülük ve sosyal dürtü yeniden zuhur edene kadar, insanları zapt edip bir araya getirene kadar ve yeni güçlerin kontrolünü eline alana kadar.
Bir kez, bireylerdeki aynı ruh eğilimi doğal dürtüsü ile bu yeni kapasiteleri ele geçirip bunları mücessem gruplara katınca bireyi dönüştüren, fenomeni uyumlu birliklere ayıran düşünce, holistik perspektif, bir kez daha bireysel insan ruhundan çıkacak ve bir insanlar cemiyetine, tüzel kişiye ve birleştirici bir biçime dönüştürecektir. Bir kez bu dünyevi-cismani ruh biçimi var olunca yeniden insanların yüzyıllar boyunca ruhsal coşkunluğa uyumlu dünya görüşüne ve kuruntusuna sahip olması kolaylıkla mümkün olabilir. Bu duygulara bu kadar yenik düşmeyi istemiyoruz, buna karşı kendimizi koruyoruz ve bağlılık düşkünü değiliz. Ayrıca herhangi bir ihtimal dâhilinde bu döngünün bir kez daha kapanması gerektiği, düşünce ve birliğin kozmik-dini, suni hurafe biçimine bağlanmak zorunda kalacağı ve ortak ruhun cesaretinin bir kere daha kırılacağı ve yalıtılmışlığın yeniden eski haline döneceği vb. ile ilgili bir şeyler söyleyebilmek için insan tarihinin gidişatına ilişkin çok az şey biliyoruz. Bu tür inşaları yapmaya hakkımız yok. Tüm bunlar bir zorunluluktan ibaret olabilir fakat gelecek tümüyle farklı olabilir. Bu tür bir bilginin halen daha uzağındayız. Görevimiz önümüzde şu anda net olarak duruyor: yalancılık değil hakikat. Bir din taklidinin yapaylığı değil, bireylerin tüm ruhsal bağımsızlığını ve çeşitliliğini kısıtlamadan toplumsal yaratımın gerçekliği.
Hazırlamak istediğimiz, köşe taşlarını yerleştirmek üzere olduğumuz yeni toplum eski hiçbir yapıya geri dönmeyecektir. Bu son yüzyıllarda medeniyetin keşfettiği araçlara sahip bir kültür, yeni bir biçimde eski olacaktır.
Ancak bu yeni insanlar kendi kendine gelmez: yanlış bilimin Marksistinin bu “gelmek zorunda”yı anladığı gibi “gelmek zorunda” değildir. Gelmelidir, çünkü biz sosyalistler onun gelmesini istiyoruz ve hâlihazırda ruhlarımızda bu tür bir insan biçimlerini taşıyoruz.
Nasıl başlayacağız? Sosyalizm nasıl gelecek? Ne yapılmalı? Öncelikle mi yapılmalı? Hemen mi yapılmalı? Buna cevap vermek son görevimiz olacak.
Çev: Nesrin Aytekin

https://itaatsiz.org/?p=5528
submitted by karanotlar to u/karanotlar [link] [comments]

Bahis Turka’da Kazan!

Canlı bahis oyunlarına anında giriş yaparak, eğlenceli zaman geçirebileceğiniz bahis Turka, Türkçe bahis siteleri arasında yer almaktadır. Güvenilir ve eğlenceli bahis oyunlarına hızlı giriş yaparak, kazanmaya başlayacağınız sitede, kısa zamanda yüksek oranlı bahislerden kazanç sağlayabilir, hesabınıza yatacağından emin olabilirsiniz. Hızlı bahis sitesi özelliklerinin yanı sıra yeni üyelerine bonus seçenekleri de sunmakta olan site, kısa zamanda kar etmenizi sağlayacaktır.
Bahis Turka Canlı Spor Bahisleri
Cap canlı spor bahislerine giriş yaparak anında oyunlardan keyif almaya başlayabilirsiniz. Eğlenceli futbol, basketbol, voleybol ve tenis oyunlarıyla kazancınıza kazanç ekleyebileceğiniz Bahis turka, yeni üyelere özel bonus seçenekleri de sunmaktadır. Yarış oyunları ve spor oyunlarının yanı sıra aynı zamanda canlı casino oyunlarına da katılarak, bahislerinizi verebilirsiniz. Hemen giriş yaparak, anında heyecanlı bahis oyunlarına katılabilir, kazancınızı ikiye katlayacak eğlenceli oyunları bütün mobil cihazlar üzerinden oynayabilirsiniz.
Yeni üyelere özel seçenekler ve yeni güncel adresle her zaman Türkçe oynayabileceğiniz oyunlar sizi bekliyor olacaktır.
Bahis Turka Canlı Casino Oyunları
Canlı casino oyunlarına giriş yaparak, eğlenceli zaman geçirebilir aynı zamanda hilesiz ve güvenilir bahislerinizi yatırabilirsiniz. Türkçe bahis siteleri için giriş yaparak, istediğiniz oyunlarda kazancınızı ikiye katlayabilir, aynı zamanda bahis kurlarının lideri siz olabilirsiniz. Black Jack, Teksas Holdem ve Rulet oyunlarıyla birlikte eğlenceli slot oyunu için de hemen giriş yaparak kazanmaya başlayabilirsiniz.
submitted by uruntanitimi to u/uruntanitimi [link] [comments]

Piabet697 - Piabet 697 - piabet giriş - piabet697 com

Piabet697
Piabet697 giriş adresi ile bahis severler ne şeklinde fırsatlardan yararlanacak öncelikle bunlardan biraz bahsedelim. Piabet697 Spor bahisler ve Casino alanında hizmet veren profesyonel bir bahis sitesidir. Ülkemizdeki online bahis siteleri TİB tarafınca devamlı erişim yasağına maruz kalmaktadır. Bunun sebebi yerli ve yasal bahis sitelerinin yanı sıra yabancı bahis sitelerinin de bu pazarda yer almasıdır.
PİABET GİRİŞ

Yasaklanan siteler güncelleştireme yaparak yollarına yeni site ile devam ediyorlar. Yeni bir domain adresalarak siteyi yeni adrese taşıyorlar. Piabet 697 giriş adresi de şundan dolayı devamlı değişiyor. Erişim yasağı siteleri olumsuz engellemese de yeni adrese taşıma işlemlerinde kullanıcıların adres güvncellemelerinden haberdar olması gerekiyor. Bunu için de çeşitli paravan siteleri, sms bilgilendirmeleri, mail veya bildirişim yolu ile bilgilendirme alternatifleri kullanıcılara sunuyor.


Piabet697 Giriş Adresindeki Hizmetler
Piabet697 hizmet anlayışında uluslar arası ve kurumsal bir pozisyondadır. Kurumsal bir firma oluşunun ve uluslar arası düzeyde hizmet alanı oluşturması içerik zenginliği ile doğru orantılıdır. şirket Spor bahisleri alanında geniş bir bahis çeşitliliği sunar ve bu çeşitliliğin yanı sıra yüksek bahis oranları ile yüksek kar marjı ile kazanma fırsatı tanır. Bu kazançların yanı sıra yatırımlarınız kayıplarınız ve üyelikleriniz bonus alabilmenizi sağlar. Para yatırma işlemlerinde geniş bir yelpaze ile müşterilerine alternatifler sunar. Banka havalelerinin yanı sıra sanal kartlar ile para yatırma ve para çekme işlemlerini hızlı ve güvenli şekilde gerçekleştirebilirsiniz.

Piabet Mobil
Piabet giriş seçenekleri arasında maksimum tercih edilen yöntemlerden birisi olarak mobil giriş işlemlerini ve giriş aşamalarını güvenli addedilecek şekilde gerçekleştirebilirsiniz. Bu seçnenekler birkaç aşamadan oluşsa da yapılan işlemler açısından birçok kolaylık sağlamaktadır. Ayrıca mobil giriş sayesinde internetinizin olduğu her yerden Piabet 697 Casino oyunalrını ve bahis işlemlerini sorunsuz gerçekleştirebilirsiniz.

Piabet 697
Piabet697 online bahis sitesi güçlü finans kaynakları ile senelerdir Türkiye bahis sektörünün nabıını tutmaktadır. Lisanslı olarak hizmet vermekte olan bahis sitesi Malta bahis komisyonu tarafınca lisanslandırılmıştır. 8048/ JAZ lisansı ile tüm şans oyunlarını oynatma yetkisine haizdir.

Firmanın alt yapı sağlayıcıları en güvenli alt yapı hizmetlerinin şeffaf ve adil bir platormda şans oyunları oynatma prensipleri Piabet 697 güvencesi ile koordine çalışmaktadır. Bahislerinizde ve casino oyunlarında hepimiz kadar yitirme ve kazanma şansınız vardır.
submitted by volvobet to u/volvobet [link] [comments]

Hemen Çıkma (Bounce Rate) Nasıl Düşürülür?

Hemen Çıkma (Bounce Rate) Nasıl Düşürülür?
Bir dijital pazarlama terimi olarak karşımıza çıkan hemen çıkma oranı yani bounce rate, web optimizasyon çalışmaları ile az çok ilgilenen kişilerin sıkça duyduğu ifadelerdendir. Bounce özelinde “sıçrama” tabiri, ziyaretçinin genel web sunumundan memnun olup uzun uzadıya sayfalarda gezmesini ya da gezmeyip terketmesini ifade eden bir kar zarar kavramıdır.
Daha teknik bir ifadeyle; Analytics’te yüzde olarak gösterilen verilen bu oran ziyaretçi veya müşterinin bir web sitesine adımını atışından, “tamamdır” diyerek çıktığı süre zarfında sitede geçirdiği oranın, söz konusu web sitesine yapılan toplam ziyaret süresine karşı oranını bizlere vermekte.
Yeni bir websitenizin olduğunu ve bir gün içinde 100 kişinin geldiği bir senaryo düşünelim. Gelenlerin 85 tanesi tek bir sayfayı inceledikten sonra “kalmaya değer görmeyip” ayrılmış olsun. Kalan 15 ise daha iyimser yaklaştı sitenizde farklı sayfalarda gezmeye devam etti. Böyle bir durumda hemen çıkma oranı yüzde 85 olacaktır. Yüzde 80 bu kurguda pek de sağlıklı bir veri değil görülebileceği üzere.
İçerik süreçlerini destekleyebilecek bir not paylaşalım: “Hayatın sırrını da verseniz eğlenceli görsel ögelerle desteklenmeyen ‘uzun paragraflar’ okuyucuyu bunaltabileceğinden olsa gerek, durum hemen çıkma oranı üzerinde olumsuz bir etkiye sahiptir.” Burada geleni nasıl tutarız sorusuna odaklanabiliriz.
https://preview.redd.it/hoapmpnis1651.jpg?width=6000&format=pjpg&auto=webp&s=13ed1a12caf90f56a6532af31ffbd169df2c2825

Hemen Çıkma Oranı Neyi Hedefler?

Sade bir kişisel blog, e-ticaret veya daha kurumsal ciddi bir site sahibi olun; istisnasız tüm web siteleri, ziyaretçilerini veya müşterilerini mümkün olduğunca sitelerinde tutmayı, “hemen çıkma oranını” düşürerek SEO planlarını desteklemeyi hedefler.
Web sitelerimizin; bir anlamda iç trafiğini ve popülerliğini belirlemeye yardımcı olabilecek bu kritik oranların dikkatle incelenmesi sayesinde hangi içerik veya sayfanın gelenleri yakalayabildiği, diğer hangi sayfalarımızı ziyaret ettiği gibi gezinme bilgilerini görebiliriz. Bu sayede zayıf sayfalarımız içerik ve mizanpaj yönünden zenginleştirebilir gerekiyorsa arama sonuçlarından kaldırabiliriz.
Bu arada şu bilgi notunu da paylaşmak isteriz. Çoğu web senaryosu için olumsuz gibi gözükebilecek “hemen çıkma oranı” çoğu zaman tek bir veriye bağlı kalınarak kötüye yorumlanmıyor.
Bir haber sitesi yöneticisi olduğumuzu düşünelim. Yüksek ziyaretçi rakamlarına sahip olabiliriz, hal böyle olunca hemen çıkma oranının düşüklüğü hedef ve sektör tanımlamasına uygun incelenmeli. Binlerce ziyaretçinin elbette yüksek bir bölümü kısa kısa kalıp çıkabilir ki bu da haliyle verileri daha dikkatle analiz edilmesi gereken bir duruma sokuyor. Karışık geldiyse izah edelim,
Hemen çıkma oranını genel geçer bilgilerle çözmeye çalışmak bizleri hataya düşürebilir. Direkt yahut organik trafik, sosyal medya beslemeleri & e-posta tanıtımları yahut Facebook & Adwords üzerinden gelenler gibi kaynakları tek tek ele alarak bakmak gerekir. Bu sayede nereden eksik kalıp nerede hata yapıldığını çok daha iyi görebilirsiniz. Dünya üzerinde farklı yüzlerce web sitesi mevcut. Biri için bilgi verebilecek “bir oran” diğer site için etkin kaynak olmayabilir.

Ziyaretçiler Neden Gidiyor?

Özellikle deneyimsiz kişiler; aşırıya kaçan maniple edici reklamlar yayınlayabilir, sağda solda beliren pop-up’larla can sıkabilir ve buna benzer üyelik vb eklentilerle bunaltabilir. Farklı bir makalenin içeriği olabilecek “sadelik” konusu bence çok daha dikkat çekici.
Küçük ve az çok trafikli bir blog sitesi sahibi olduğunuzu düşünelim. Gerçekten çok emek verdiniz; özgün ve farklı içeriklere sahipsiniz ancak hemen çıkma oranınızı da yüzde 85’lerde görmek can sıkıyor. Şöyle toparlayalım: “Tek bir bilgiyi arayan kullanıcının; ‘Aradım buldum gittim’ hedefi olabileceğinden web sitenizde gezmeyi eğlenceli bulmayabilir. Moraller bozulmasın.”
Bu arada, “ne diye tıkladık karşımıza ne çıktı..” dediğimiz çok olmuştur. Şöyle izah edelim. Basit bir web aramasıyla bir siteye yönlendiriliyorsunuz ancak aradığınızı bulmak da mümkün değil! Oltalama da denebilecek “başlık farklı içerik çok çok farklı” yöntemini “ziyaretçi siteme gelsin de nasıl gelirse gelsin..” çalışmaları olarak toparlayabiliriz. Ziyaretçileri evinize gelen bir konuk olarak düşünüp elinizden geldiği kadar iyi ağırlamalısınız.
Bir konuk geldiğinde kapıda ağırlar; eğlenceli sohbetler ve ikramlar ile kendisine değer verdiğinizi gösterir, halini hatırını sorarsanız bir bakmışsınız saatler geçivermiş. Elbette yaşlı bir konuk farklı ağırlanmalı, çocuklar farklı yaşıtlarımız ise çok farklı. Kapıyı suratsız açarsanız emin olun 1 saatten fazla oturmayacaklardır. Kavramlar umarız biraz daha oturuyor.
Kırık yani çalışmayan linkler, sitelerin güven vermeyen yapıları, gözü yoran, gelir kaygılı oluşturulan tasarımlar, lüzumsuz alt sayfalara yönlendirmeler, mobilde yaşanan kalitesiz deneyim, yüklenmede yaşanan yavaşlıklar ve elbette ziyaretçilere aradığını sunamamak bounce rate değerinin yükselmesine neden olmakta.
Bu arada yazı içinde verdiğiniz linkleri aynı pencerede açmak, hemen çıkma oranınızı olumsuz etkileyecektir. Farklı pencerelerde açın, farklı mümkün olduğunca sayfalar açık kalsın.
Kısa net ve bilgi verici kaynaklar, ilgili gönderilere alakalı bağlantılar verebilmek yani sağlıklı navigasyon, kolay okunabilirlik, içerikleri görsel ve kaliteli video içeriklerle zenginleştirme, hızlı ve mobil dünyaya uyumlu hatta mobile özel bir tema, elbette sade bir web sitesi ve arama motoru optimizasyonları hemen çıkma oranınızı olumlu yönde etkileyebilecek önerilerimizden bir kaçı. Paragrafın başında “kısa net ve bilgi verici kaynaklar” ifadesini açmak isterim müsaadenizle. Portfolyolar, haber veya sözlük siteleri, bloglar, kurumsal yapılar farklı hedef kurgularla ilerleyeceğinden herkesin “haber sitesi” formatında düşünmemek gerekir.
Aşağıda genel geçer ve değişken veriler sunacağız ancak ortalama olarak %60, hemen çıkma oranı için gayet iyi bir değer olarak kabul görür. E-ticaret sitelerinde ise hemen çıkma oranının yüzde 10-40 arası olması hedeflenir.
  • Haber ve içerik siteleri yüzde 35 ila 65
  • Kurumsal yani firma siteleri yüzde 30 ila 50
  • Bloglar ve kişisel günlükler yüzde 70 ila 98
  • E- ticaret siteleri yüzde 20 ila 40
  • Hizmet sektörü siteleri yüzde 40 ila 60
HOTJAR gibi bir ısı haritası sunan uygulamalar üzerinden verimlilik testleri yapabilirsiniz. Söz konusu uygulamalar ziyaretçinin mouse ve gezinme hareketlerini ısı haritası üzerinden gösterip gerektiğinde kaydederek gezinme davranışlarını optimum analiz etmenize olanak veriyor.

Hemen Çıkma Oranı Nasıl Düşürülür?

DMM TURKEY’in blog kırılımında sektörle alakalı güncel makaleleri paylaşmaya gayret ediyoruz. Bu kavramı ilgili forumlarda “kaliteli nokta atışı sitelere sahip olmalısınız” diyerek özetliyorlar. Toplama yani her telden yazılar ile ilerliyor ve güncelleme sıklığına dikkat etmiyorsanız, bayat içeriklerle karşılaşabilecek ziyaretçilerin jet hızıyla kaçışını bir bütünlüğe sahip olmayışınızla ilişkilendirebiliriz. Böyle bir durumda elbette hemen çıkma oranı yüksek olacaktır.
Alakasız konuları paylaşmaktan zevk alıyorsanız, ne aradığını kendi de bilmeyen kullanıcılar bir anlamda hedeflendiği için orta ve uzun vadede başarıyı yakalayabilmeniz zordur.
SEO kavramları hakkında sıfır bilgiye sahip kişiler için şunları önerebiliriz; “düzenli ve özgün yazın, kullandığınız içerik materyallerinin kalitesine dikkat edin, kaynak göstermekten ve link vermekten kaçınmayın ve sosyal medya desteğinden yararlanın” Okunabilecek kaliteli verileri ve video içeriklerinizi çoğaltırsanız zamanla kaliteli takipçiler kazanır hemen çıkma oranını düşünmek zorunda kalmazsınız.
404 hata veya “arama sonuç” sayfalarını tanımlı yani halihazırda geldiği şekliyle kullanmak yerine özelleştirmek gerekir. Sadece “aradığınız sayfa veya içerik bulunmadı” düz mesajını göstermek yerine kullanıcıyı sayfalara yönlendirebilecek samimi bir üsluplar faydalı olacaktır.
Dikkat dağıtıcı tüm öğelerden kurtularak sadeleşmek bizce ana hedefiniz olmalı!
Her zaman söylediğimiz gibi, arama motorları için değil kullanıcılar için üretmeye başladığımızda kaliteli geri dönüşler alabileceğiz.
submitted by dmmturkey to u/dmmturkey [link] [comments]

E-Ticaret Lojistiğini Keşfedin | Omnitro

Omnitro, E-Ticaret Lojistiği alanında sizin için depolama, sipariş hazırlama, kargolama ve iade yönetimi işlerinizi yapar. Hem de ışık hızıyla! Omnitro büyümenizi hızlandırır, lojistik operasyonlarınızı ve e-ticaret lojistiği faaliyetlerinizi otomatikleştirir ve müşteri deneyiminizi kusursuzlaştırır!
Omnitro ile siparişlerinizi karşılarken; siz bu süreçleri bulut tabanlı web arayüzü (WMS) üzerinden kolaylıkla yönetin ve satışlarınızı maksimuma çıkarmaya odaklanın.
Türkiye’nin E-Ticaret Lojistiği Hizmeti
İnternet üzerinden alışveriş yapan müşteriler artık hızlı, ucuz ve güvenilir teslimat talep ediyorlar. Omnitro ile müşterilerinize en iyi online alışveriş deneyimini yaşatın, mutlu müşteriler ile markanızın büyüme hızını artırın. E-Ticaret Lojistiği faaliyetlerinizi akıllı depo sistemleri ile daha verimli getirin.
Hızlı Şekilde Büyümek Çok Kolay!
Markalar satışlarını ve şirket değerlerini büyütmek için sipariş karşılama hizmetini dışarıdan alırlar. Sipariş karşılama işlemi şirketinizin en önemli çıktılarından birini, yani ürününüzün son müşteriye ulaştığı aşamayı kapsar. Bu işlem, şirketinizin büyümesine ve değerinin artmasına az miktarda katkı sağlıyor gibi gözükebilir.
Şirket bünyesinde deposuyla, personeliyle, makine parkıyla bir sipariş karşılama ekibi kurmak ve işletmek şirketinize fırsat maliyeti olarak geri döner ve işinizin satış, pazarlama ve ürün geliştirme gibi büyüme odaklı faaliyetlerinin gerçekleştirilmesine engel olabilir. Ayrıca, şirket bünyesinde kurulacak bir sipariş karşılama ekibi, sizi büyüme odaklı faaliyetlerinize odaklanmaktan 6-12 ay kadar alıkoyabilir.
Her ne kadar startuplar kurucu ortakların ve önemli takım arkadaşlarının yardımıyla ürün toplama, paketleme ve gönderme işlemlerini içeride hallederek kar miktarlarını ufak da olsa arttırabilir gibi gözükse de asıl maliyet zamandır.
Takımın geri kalanıyla eşit hızda büyüme gösterebilecek bir sipariş karşılama ekibi kurmak için gereken kaynak birçok girişimin bütçesini aşar ve odak noktasını değiştirdiği için büyümeyi yavaşlatır.
Kısacası zaman, bir girişimcinin en önemli kaynağıdır. Sipariş karşılama hizmetini dışarıdan almak; gelir akışını hızlandırmak, yeni ürünler üretmek ve şirketinizin doğru yöne ilerlediğinden emin olmak için mükemmel bir yoldur.
Hemen Şimdi Güçlerimizi Birleştirelim!
submitted by omnitroturkey to u/omnitroturkey [link] [comments]

E-Ticaret Sitelerinin Geleneksel Mağazalara Göre Sağladığı Avantajlar

E-Ticaret Sitelerinin Geleneksel Mağazalara Göre Sağladığı Avantajlar

E-Ticaret Sitelerinin Geleneksel Mağazalara Göre Sağladığı Avantajlar

Bugün fiziki ve geleneksel mağazaların yanı sıra e-ticaret sitelerinin sağladığı pek çok kolaylık vardır. Pazarlama yöntemlerinden en etkilisi olan dijital pazarlama ancak bu siteler ile mümkün olmaktadır. Daha hızlı internet bağlantısının sağlanması ve çevrimiçi araçların bulunması noktasında e-ticaretin ciddi manada avantajı bulunmaktadır. Ankara web tasarım firmamız Nano Medya tarafından verilen hizmetlerden bir tanesi de e-ticaret sitelerinin kurulumudur. Bu noktada sizlere sağladığımız avantajlar aşağıdaki gibidir;

https://preview.redd.it/gllk4bwfb4051.jpg?width=1200&format=pjpg&auto=webp&s=d5d914cb866d80098c85adbc6dfa7247cf7b277a
  • Müşteriler, fiziksel olarak harekete geçmeden farklı sağlayıcılardan ürünleri temin edebilirler. Bugün sanal ortamda da pek çok mağaza bulunmaktadır. Mağaza sayısının fazla olması ürün çeşitliliği anlamına gelmektedir. Bu mağazalara kolaylıkla giriş yapabilir ve stokta yer alan ürünleri inceleme ve satın alma imkânı yakalayabilirsiniz.
  • Bir işe başlamak ve yönetmek de bir hayli kolaydır. E-ticaret yapmak için bir şirket kurulumu gerekiyor. Şirket açtıktan sonra herhangi bir yasal prosedüre ihtiyacınız olmamaktadır. Ancak geleneksel bir mağaza açmak istediğinizde dükkân kiralamak ya da satın almak, çalışma ruhsatı almak, ürün depolamak vb. daha pek çok işiniz olacaktır.
  • Ankara web tasarım firmamız tarafından hazırlanacak olan web sitesi ile müşterileriniz 7/24 alışveriş yapma imkânı sağlayacaktır. Bu sayede fiziki bir mağazaya gitme vakti olmasa da internet üzerinden tek bir tık ile alışveriş yapabilecektir.
  • Daha fazla müşteriye erişim noktasında yarar sağlar. Coğrafi bir sınırlama yoktur. Geleneksel mağazalar belirli bir lokasyonda bulunduklarından dolayı müşteri kitlesi de yine lokasyon dahilinde bulunanlardır. Ancak bir e-ticaret sitesi açıldığında ülkenin ve hatta dünyanın her noktasından müşteri sizlere ulaşacaktır.
  • İşletme maliyetleri daha düşüktür. Gider kalemleriniz daha az olacağından dolayı daha çok kar elde edersiniz. Hizmet kalitesi de oldukça yüksektir.
Ankara web tasarım firmamız Nano Medya olarak sizlere e-ticaret sitesi kurulum hizmeti vermekteyiz. Bu sayede hem siz hem de müşterileriniz pek çok avantajı elde edeceksiniz. Geleneksel siteler pek çok prosedür gerektirirken e-ticaret sitesi kurulumu herhangi bir zorlu prosedür gerektirmediği gibi pek çok noktada da avantaj sağlamanıza yardımcı olacaktır.
Kaynak : https://www.nanomedya.com.ttpagedetail/e-ticaret-sitelerinin-geleneksel-magazalara-gore-sagladigi-avantajla1716
#ankarwebtasarim #webtasarimankara #ankaraseo #seoankara #nanomedya
submitted by glutensizbeslenme to u/glutensizbeslenme [link] [comments]

RAF SİSTEMLERİ

RAF SİSTEMLERİ
İşletmelerin depolama ihtiyaçlarını pratiklik sağlayacak şekilde karşılamasına yardımcı olan raf sistemleri, mağazalarda da teşhir ünitesi görevini üstlenir. Üretim teknolojilerinin muazzam gelişimi sonucunda günümüzde ağır malların dahi hızlı ve pratik bir biçimde yüklenmesini sağlayan tam otomatik paletli yükleme sistemleri sunulduğu gibi, mağazalarda şıklığıyla ürünlerin daha farklı bir görünüm kazanmasını sağlayan tümden camlı ve LED aydınlatmalı raf sistemleri de bulunmaktadır.
Farklı işletme ihtiyaçlarına yaratıcı tasarımlar ve dayanıklı malzemeler sayesinde çok yönlü çözümler sunabilen raflar, depolama konusunda işletme sahiplerine kolay yükleme imkanı sağlar. Kısa sürede ağır yüklerin dahi asgari alan teşkil ederek istiflenmesini sağlayan raflar zaman gibi herkes için önemli olan bir konuda da avantaj sahibi olma imkanı sunar.
Yüksek irtifadan yükleme yapılması gereken durumlarda dahi işletmelere çözüm sunabilen rafların teşhir amaçlı kullanılması halinde mağaza dekorasyonuna şıklık katacak tasarımlara sahip olması mümkündür. İNOX gibi modern teknoloji ürünü ve alanında en yüksek mukavemete sahip olan özel malzemelerden dahi üretilebilen rafların doğru seçilmesi, işletme sahipleri için karlı bir yatırım haline dönüşmektedir. Bakım yapılması dahi gerekmeyen malzemelerden üretilen ve uzun vadeli kullanım esas alınarak tasarlanan raflar, işletmelere istenen kar marjlarını elde etme konusunda büyük destek sağlar ve yıllar boyunca dayanıklılığından hiçbir şey kaybetmeden kullanım imkanı sunar. Marketler içinde büyük önemi olan rafların mağazalarda ürünlere gösterilen ilgiyi arttırması ve bu sayede de daha fazla satış yapılmasını sağlaması da söz konusudur
Orta ve küçük ölçekli ticari işletmeler için hafif yük sistemleri de bulunmakta, bu sistemlerin kullanımı ile minimum alanda dahi işletmenin ihtiyaç duyduğu depolama ihtiyacının karşılanması mümkün olmaktadır. İşlevsel kullanım çözümleri geliştirebildiği için değişken ihtiyaçlara dahi kolayca adapte olarak azami fayda sağlayabilen modüler tasarımlar ise depo içindeki tasarım değişiklerinde büyük avantaj sağlamaktadır. Paslanmaz çelik gibi yüksek mukavemetli malzemelerden de üretilebilen raflar, en ağır yüklerin dahi güvenilir bir biçimde istiflenmesine imkan tanır. Arşivleme konusunda da işletmelere yarar sağlayan raflar insan gücüyle yükleme yapan işletmelere de avantaj sağlamaktadır.

http://www.ersaraf.com/
submitted by ersaraf to u/ersaraf [link] [comments]

154betebet / 154 betebet - Betebet Yeni Giriş Adresi

154betebet / 154 betebet - Betebet Yeni Giriş Adresi
BETEBET GİRİŞ İÇİN TIKLAYINIZ
Firmanın kuruluş yılından bu yana hiçbir şekilde en küçük üyeden en büyük VIP üyeye varana kadar usulsüz davranışlar sergilememesi markanın bilinir güvenilirliğini arttırmıştır. Her zaman tahmin edildiği kadar kolay olsa idi kesinlikle casino sistemleri kar edemez ve böyle bir sektör oluşmazdı. Bununla beraber Vermiş olduğu bonuslar sayesinde de müşterileri daima daha fazla kazanç elde etmekte ve bu siteden güler yüzlü ayrılmaktadır.
Eğlenceli oyunlar da sunan türkçe bahis siteleri listesi, vermiş olduğu yüksek bahis oranları ile elde edilen kazancı daha da artırmaktadır. Kuralları bölümünde detaylı olarak açıklanan şartlara göre yatırımların tamamı hesaplar arası transfer sistemleri ile casino alanlarına taşınmalıdır. Parasal işlemler konusunda site, güvenilir ağ ve kaynaklarla hizmet vermektedir.
https://preview.redd.it/wy3ogopmd1u41.jpg?width=1647&format=pjpg&auto=webp&s=203565a4e250ddefe90a21ee47653cc5dfac577f
Genellikle sitelerde canlı destek ve whatsapp iletişim hattı müşterek olarak sunulmaktadır. Bir bahis sitesini yasal ya da kaçak yapan iki özellik var lisansı ve ödediği vergi. Bu seçenekle beraber kombine bahislerinizde son maça kaldığınızda, son maçı siteye satarak tek maçtan yatmamış olacak ve paranızı alabileceksiniz. Oyuncu bu serinin ortasında bir eli kaybederse tekrar başa döner ve ilk bahisi ile aynı miktarı yatırarak sistemi uygulamaya tekrar başlar.
Bet severler, sitede verilen farklı bonus fırsatlarıyla oyunlardaki şans ve kazanç başarısını artırabilmekte olup; bahis oyunları sayesinde hem zevkli hem de keyifli vakitler geçirebilmektedir. Ödeme yöntemleri en geniş olan bahis sitesi 154betebet ile başlayalım. 154betebet canlı casino, Evolution Casino ağ sağlayıcısı ile sunuluyor. Bu firma bahis sitesinin en güvenli ve en kaliteli sistemle hizmet vermesini sağlamaktadır. Bet severler, 154 betebet bahis sitesinde para çekme işlemlerini başarılı ve hızlı bir şekilde yapabilmektedir.
BETEBET YENİ ADRESİNE GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ
1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 26, 27, 28, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 47, 48, 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55, 56, 57, 58, 59, 60, 61, 62, 63, 64, 65, 66, 67, 68, 69, 70, 71, 72, 73, 74, 75, 76, 77, 78, 79, 80, 81, 82, 83, 84, 85, 86, 87, 88, 89, 90, 91, 92, 93, 94, 95, 96, 97, 98, 99, 100, 101, 102, 103, 104, 105, 106, 107, 108, 109, 110, 111, 112, 113, 114, 115, 116, 117, 118, 119, 120, 121, 122, 123, 124, 125, 126, 127, 128, 129, 130, 131, 132, 133, 134, 135, 136, 137, 138, 139, 140, 141, 142, 143, 144, 145, 146, 147, 148, 149, 150, 151, 152, 153, 154, 155, 156, 157, 158, 159, 160, 161, 162, 163, 164, 165, 166, 167, 168, 169, 170, 171, 172, 173, 174, 175, 176, 177, 178, 179, 180, 181, 182, 183, 184, 185, 186, 187, 188, 189, 190, 191, 192, 193, 194, 195, 196, 197, 198, 199, 200, 201, 202, 203, 204, 205, 206, 207, 208, 209, 210, 211, 212, 213, 214, 215, 216, 217, 218, 219, 220, 221, 222, 223, 224, 225, 226, 227, 228, 229, 230, 231, 232, 233, 234, 235, 236, 237, 238, 239, 240, 241, 242, 243, 244, 245, 246, 247, 248, 249, 250, 251, 252, 253, 254, 255, 256, 257, 258, 259, 260, 261, 262, 263, 264, 265, 266, 267, 268, 269, 270, 271, 272, 273, 274, 275, 276, 277, 278, 279, 280, 281, 282, 283, 284, 285, 286, 287, 288, 289, 290, 291, 292, 293, 294, 295, 296, 297, 298, 299, 300, 301, 302, 303, 304, 305, 306, 307, 308, 309, 310, 311, 312, 313, 314, 315, 316, 317, 318, 319, 320, 321, 322, 323, 324, 325, 326, 327, 328, 329, 330, 331, 332, 333, 334, 335, 336, 337, 338, 339, 340, 341, 342, 343, 344, 345, 346, 347, 348, 349, 350, 351, 352, 353, 354, 355, 356, 357, 358, 359, 360, 361, 362, 363, 364, 365, 366, 367, 368, 369, 370, 371, 372, 373, 374, 375, 376, 377, 378, 379, 380, 381, 382, 383, 384, 385, 386, 387, 388, 389, 390, 391, 392, 393, 394, 395, 396, 397, 398, 399, 400, 401, 402, 403, 404, 405, 406, 407, 408, 409, 410, 411, 412, 413, 414, 415, 416, 417, 418, 419, 420, 421, 422, 423, 424, 425, 426, 427, 428, 429, 430, 431, 432, 433, 434, 435, 436, 437, 438, 439, 440, 441, 442, 443, 444, 445, 446, 447, 448, 449, 450, 451, 452, 453, 454, 455, 456, 457, 458, 459, 460, 461, 462, 463, 464, 465, 466, 467, 468, 469, 470, 471, 472, 473, 474, 475, 476, 477, 478, 479, 480, 481, 482, 483, 484, 485, 486, 487, 488, 489, 490, 491, 492, 493, 494, 495, 496, 497, 498, 499, 500, 501, 502, 503, 504, 505, 506, 507, 508, 509, 510, 511, 512, 513, 514, 515, 516, 517, 518, 519, 520, 521, 522, 523, 524, 525, 526, 527, 528, 529, 530, 531, 532, 533, 534, 535, 536, 537, 538, 539, 540, 541, 542, 543, 544, 545, 546, 547, 548, 549, 550, 551, 552, 553, 554, 555, 556, 557, 558, 559, 560, 561, 562, 563, 564, 565, 566, 567, 568, 569, 570, 571, 572, 573, 574, 575, 576, 577, 578, 579, 580, 581, 582, 583, 584, 585, 586, 587, 588, 589, 590, 591, 592, 593, 594, 595, 596, 597, 598, 599, 600, 601, 602, 603, 604, 605, 606, 607, 608, 609, 610, 611, 612, 613, 614, 615, 616, 617, 618, 619, 620, 621, 622, 623, 624, 625, 626, 627, 628, 629, 630, 631, 632, 633, 634, 635, 636, 637, 638, 639, 640, 641, 642, 643, 644, 645, 646, 647, 648, 649, 650, 651, 652, 653, 654, 655, 656, 657, 658, 659, 660, 661, 662, 663, 664, 665, 666, 667, 668, 669, 670, 671, 672, 673, 674, 675, 676, 677, 678, 679, 680, 681, 682, 683, 684, 685, 686, 687, 688, 689, 690, 691, 692, 693, 694, 695, 696, 697, 698, 699, 700, 701, 702, 703, 704, 705, 706, 707, 708, 709, 710, 711, 712, 713, 714, 715, 716, 717, 718, 719, 720, 721, 722, 723, 724, 725, 726, 727, 728, 729, 730, 731, 732, 733, 734, 735, 736, 737, 738, 739, 740, 741, 742, 743, 744, 745, 746, 747, 748, 749, 750, 751, 752, 753, 754, 755, 756, 757, 758, 759, 760, 761, 762, 763, 764, 765, 766, 767, 768, 769, 770, 771, 772, 773, 774, 775, 776, 777, 778, 779, 780, 781, 782, 783, 784, 785, 786, 787, 788, 789, 790, 791, 792, 793, 794, 795, 796, 797, 798, 799, 800, 801, 802, 803, 804, 805, 806, 807, 808, 809, 810, 811, 812, 813, 814, 815, 816, 817, 818, 819, 820, 821, 822, 823, 824, 825, 826, 827, 828, 829, 830, 831, 832, 833, 834, 835, 836, 837, 838, 839, 840, 841, 842, 843, 844, 845, 846, 847, 848, 849, 850, 851, 852, 853, 854, 855, 856, 857, 858, 859, 860, 861, 862, 863, 864, 865, 866, 867, 868, 869, 870, 871, 872, 873, 874, 875, 876, 877, 878, 879, 880, 881, 882, 883, 884, 885, 886, 887, 888, 889, 890, 891, 892, 893, 894, 895, 896, 897, 898, 899, 900, 901, 902, 903, 904, 905, 906, 907, 908, 909, 910, 911, 912, 913, 914, 915, 916, 917, 918, 919, 920, 921, 922, 923, 924, 925, 926, 927, 928, 929, 930, 931, 932, 933, 934, 935, 936, 937, 938, 939, 940, 941, 942, 943, 944, 945, 946, 947, 948, 949, 950, 951, 952, 953, 954, 955, 956, 957, 958, 959, 960, 961, 962, 963, 964, 965, 966, 967, 968, 969, 970, 971, 972, 973, 974, 975, 976, 977, 978, 979, 980, 981, 982, 983, 984, 985, 986, 987, 988, 989, 990, 991, 992, 993, 994, 995, 996, 997, 998, 999
submitted by Hydra_11 to u/Hydra_11 [link] [comments]

Batarist Cahit Kar Yağar Kar Üstüne - Ammaney Amman ey halay Snowfall Karyağışı Hızlı Kar Yağışı Hızlandırılmış Çekim - Snowfall Timelapse KAR GELMEDEN TARLALARI SÜRMELİYİZ / HIZLI OLUN Bu Kadar Kar İstanbula yağsa..

Noterlik Rehberi (Sait Doğan - Sakarya 5. Noteri) Yeni Sekmede aç. Menü JetKargo YURT DIŞI hizmetimiz ile gönderilerinizi 5 kıtada 227 ülkeye, dünya çapında kendisini kanıtlamış çözüm ortaklarımızla hızlı ve ucuz şekilde gönderiyoruz Kar Hızlı Tepe Yol Yarış Oyunu OyuncuBey'de bedava oynayabileceğiniz eğlenceli bir oyundur. Bu oyun Yarış Oyunları kategorisinde yer alır. Kar hızlı tepe pisti yarış oyunu en kar yağışı araba yarış pistleri üzerinde sürüklenirken en heyecan verici araba yarışı simülasyon deneyimini keşfetmenizi sağlar. Diğer kar sürükleyici oyunların aksine, bu araba ... Hızlı okuma metinleri , “Kar yağar” oku anla boya çalışması. 5N1K çalışmaları, okuma anlama metinleri, “Mutlu Penguen, Tekerlek Yapalım, ki İyi Arkadaş. Okumayı geliştirmeleri çalışmaları etkinliği metinleri:”Küçük Balık”. Karışık olarak verilen sözcüklerden cümle oluşturma çalışma sayfaları. 358 hızlı kar zinciri tedarikçisi bulunmaktadır ve bunların büyük bir kısmı Asya içindedir. En yüksek tedarik eden ülkeler veya bölgeler Çin, Pakistan ve Bangladeş şeklindedir ve sırasıyla hızlı kar zinciri ürününün 97%, 1% ve 1% kadarını karşılarlar.

[index] [7151] [831] [5824] [5837] [3295] [4153] [1827] [2716] [1863] [3505]

Batarist Cahit Kar Yağar Kar Üstüne - Ammaney Amman ey halay

Hızlı Çekim Kar Yağışı - Timelapse Snowfall - Kayseri Talas - Duration: 0:57. Mustafa Koksal 309 views. 0:57. ⁴ᴷ⁶⁰ Walking NYC (Narrated) : Fifth Avenue from 60th Street to 23rd ... Snowfall Karyağışı Hızlı Doğada Kal. Loading... Unsubscribe from Doğada Kal? ... Rizede yogun kar ve tipi ocak 2016 - Duration: 0:47. Kadir Emre 98,285 views. 0:47. Dünyanın birçok yerinde çok fazla miktarda kar yağışı olmakta buz gibi havalarda birde bu kadar fazla kar yağışı olunca insan bilgisayar başında üşüyor. Düny... 1 Günlük Kar Yağışını 1 Dakikada İzle - Duration: 1:01. Teknolog 1,065,650 views. 1:01. Smooth Vinyl JAZZ - Relaxing Background JAZZ Music for Calm Lounge Music 668 watching. Batarist cahit 2019 coşku zamanı hızlı halay - Duration: 4:23. BATARİST CAHİT 0537 784 05 96 84,092 views. ... KAR YAĞAR KAR ÜSTÜNE - Salih Gündoğdu & Paul Dwyer #98 - Duration: ...

http://forex-thai.instepmining.pw